31 Mart 2008 Pazartesi

Chris Paul


Ne yalan söyleyeyim sene başında Chris Paul ve Hornets^in böylesine çılgın oynayabileceğini tahmin eder miydin diye sorsaydınız cevabım kesinlikle hayır olurdu, hatta sağ taraftaki anket sütunundan da gördüğünüz üzere Chris Paul, anketin "Diğer" olan seçeneğinde saklı.. Normal sezonun bitimine 10 maç kaldı ve Hornets batı zirvesinde, Mvp yarışında da konuşulan artık "Paul mü Bryant mı alacak" sorusu..


Chris Paul tarz olarak sevdiğim guardlardan değil işin aslı, iyi oynuyor ve oynatıyor ama oyununda zorlama gibi duran estetik canımı sıkıyor, bir türlü topa hakimmiş görüntüsü vermiyor. Kısaca adam uçarken bile ben ayakları yerdedir kesin diyorum.. Şimdi batıyı lider bitirirlerse daha önce de kasırga ile büyük darbe alan bu şehrin çocuğuna verirler mi ödül bilemiyorum.. Henüz çok erken, bir yanda da Kobe onca sakatlığa rağmen Lakers^ı hala yarışta tutuyor, şu son on maç çok önemli olacak ancak Cp3 bu sene Kobe^ye bu ödülü kaptıracak gibi.. Şimdilik Wade bitti, Lebron^un karşısındaki süper yıldız bir Guard mı olacak, zaman gösterecek artık..

22 Mart 2008 Cumartesi

James White


All-Star organizasyonu ile ilgili yazıyı yarın yazacağız ancak Smaç Yarışması galibi bu adam için bir iki şey söylemek istiyorum.. Öncelikle kendisinin böylesine bir potansiyeli barındırdığını bilmiyordum.. Nasıl bir adam superman olmasına rağmen sahada Clark Kent edasıyla takılır anlamıyorum, kardeşim madem ki uçabiliyorsun neden bunu maçlarda göstermiyorsun, kedi gibisin de yarışma olunca panyayı geçiyorsun?

-Bilen biliyormuş bu arkadaşın kanatlarını, ben ilgisizmişim aslında-

Kızdım White^a, gerçi ondan başka da adam gibi smaç yapabilen yoktu, organizasyonu kurtardı tek başına.. (Hosley^den ümitliydim ama sanki zorla katılmış gibi duruyordu) Bundan sonra Fenerbahçe maçlarında da bekliyorum hava harekatlarını.. Haislip - Trepagnier döneminden sonra tek adam şovu izlemek de ayrı bir keyifmiş, teşekkürler..

Orlando Magic:113 Philadelphia:95



Biraz önce biten maçta öncellikle Orlando’nun muhteşem üçlük yüzdesi sayesinde maç daha ilk periyottan koptu ve Philadelphia bir daha maça ortak olamadı. Bu özellikle son periyotta sıkılmamıza neden oldu. Son periyota 30’a yakın farkla girilince Hido ve Howard kenara çekildi ve bir daha maça girmedi bu da Hido’nun 16sy 9as de kalmasına neden oldu. Hidayet Washington maçındaki muhteşem hücum performansı sonrası bu maçta atmaktan çok attırmaya uğraştı. Sadece 8 top kullanması bunun göstergesi. Yine de bence sahanın en iyisiydi. Philadelphia gerçekten oyunda hiçbir varlık gösteremedi. 20 maçta 16 galibiyeti nasıl yakaladıklarını anlayamadım, hiçbir şekilde şut atamadıkları gibi herhangi bir organizasyon da yapamıyorlar. Maç boyu Orlando’nun yanına yanaşamadılar.

21 Mart 2008 Cuma

Craig Bradshaw


Efes Pilsen’in anlaşmaya yakın olduğunu açıkladığı Yeni Zelandalı oyuncu. 25 yaşında 2.08 boyunda pota altı oyuncusu. Yeni Zelanda liginde oynayan bu oyuncu hakkında herhangi bir bilgim olmadığından çok fazla yorum yapamayacağım ama gelmesi durumunda tek sevineceğim nokta ABD’li olmaması olacak. Umarım Efes transfer döneminin sonuna geldiler diye aceleyle yanlış oyuncular almıyordur, çünkü yararı olmayacak oyuncuları almaktansa hiç transfer yapmamaları daha iyi olur.

Edit: Transfer gerçekleşmiş , umarım Efes'e yararlı olur.

Euroleague Çeyrek Finaller


Avrupa basketbolunun zirvesi olan Euroleague'de son sekiz belli oldu. Bu sene Final Four İspanya^nın Madrid kentinde oynanacak, final four^a gitme şansı süren son sekiz takım ve eşleşmeler şöyle;


Montepaschi vs. Fenerbahce Ulker
Tau Ceramica vs. Partizan Igokea
Maccabi Elite vs. AXA FC Barcelona
CSKA Moscow vs. Olympiacos


Fenerbahçe Ülker, Siena ile eşleşti.. Sağlam bir takım Siena özellikle savunmada etkililer ve Fenerbahçe^nin turu geçebilmesi için Solomon dışında bir skorer çıkartmaya ihtiyacı var ancak Tanjevic bunu akıl edebilecek bir antrenör mü kısmında şüpheliyiz, hiçbir şey değiştirmeden aynen topu Solomon^ın eline verirse işimiz çok zor.. CSKA - Olimpiakos ve Barca - Maccabi eşleşmeleri iyi olmuş, bu takımları toplu halde Final 4^da görmekten ben bıkmıştım..

Beko All-Star 2008


Basketbolu ve All-Star organizasyonlarını severim, ülkemizde yapılan All-Star maçlarının da neredeyse tamamına gittim, bu kez gitmiyorum ve nedeni yine gidebilecek mesafede olması sanırım.. Bir İstanbul^lu olarak ligin yarısının burada oynandığını ve ilginin de en az bu şehrimizde olduğunu görebiliyorum, buna karşılık ankara ve izmir az sayıdaki takımlarına çok iyi sahip çıkıyorlar, Balıkesir ve Antalya gibi şehirler de önemli destek veriyorlar, ama iş yıldızlara ve organizasyona gelince olay hep İstanbul^da kalıyor.. Artık All-Star^ı her sene farklı şehirde görmek istiyorum.. Abdi İpekçi^de her yıl sıralamanın hiçbir anlamı yok, tabi farklı şehirlere oyuncuları gönderme konusunda sorun yaşıyorsanız bilemiyorum..
22 Mart Cumartesi günü daha önce de belirttiğim gibi Abdi İpekçi Spor Salonu'nda oynanacak mücadele, öncesinde Yalın konseri var ki sanırım izleyici profilini bu kadar yanlış belirleyebilir federasyon, tebrikler.. Yine Smaç ve üç sayı yarışmaları var, kadroları ve tam katılımcılar listesini Ntvspor^dan görüntüleyebilirsiniz, buraya yapıştırsam kötü durur.. Kadroda Damir Mrsic yok, sadece üç sayı yarışmasına katılacakmış, bence bu sene Türk yıldızlar kadrosunda görseydik güzel olurdu, basketbolu bırakmadan böyle bir şey yapılabilirdi..


Yarın saat 14:00^den itibaren Ntv ekranlarından All-Star etkinliklerini takip edebilirsiniz, haftasonu yazacaktım o bile olamadı, tek gün..

Uleb Cup: Final 8

Uleb Cup'ta gruplar ve ardından gelen elemeler neticesinde son sekiz takım belirlendi, bu sene "Final 8" düzenlenecek ve tüm maçlar İtalya^nın Torino şehrinde oynanacak. Buna göre 10-13 Nisan 2008 tarihinde düzenlenecek Uleb Cup Final 8 takımları ve eşleşmeler şöyle;


Dinamo Moskova - PGE Turow
Akasvayu Girona - Unics Kazan
DKV Joventut - Pamesa Valencia
Beşiktaş Cola Turka - Galatasaray Cafe Crown


Murat Özyer^den bir açıklama duymadım. Zaten adam 25 sayı farkla kazandıkları maçın rövanşı için bile maç bitiminde "temkinli olmalıyız" açıklaması yapıyor, pek beklemiyorum ileriye yönelik tahminlerini. Ergin Ataman ise yine uçuyor, finalde Moskova^yı geçerek kupayı almak istiyoruz diyor.. Öncelikle Galatasaray maçı olduğunu hatırlatmalı birileri, her ne kadar şu form grafiği Beşiktaş^ı favori göstermemizi sağlasa da gününde bir Galatasaray da her zaman tehlikelidir.. Moskova^yı hiç seyretmedim bu sezon ama Rusların para aklama makinesi olarak sağa sola manyak gibi teklifler yaptıklarını biliyorum, geçmişleri de sağlam, kağıt üzerinde bir numaralı favori gibiler.. Joventut, Telekom maçlarında izlediğim bir takım, iki takımımızla aşağı yukarı aynı seviyede, yenilmeyecek takım değil kesinlikle.. Neyse artık önümüzdeki maçlara bakıyoruz, güzel bir Final 8 olsun, basketboldan keyif alıp kupayı da alıp gelelim..

Dewarick Spencer

Drew Nikolas tarzı hücumda skor yapabilecek bir oyuncu arayışında olan Efes Virtus Bologna takımın da forma giyen Dewarick Spencer ile anlaştı. İstatistiksel olarak baktığımızda özellikle skor konusunda iyi bir oyuncu gibi duruyor. Eurolegue’de 10 maçta 18,1 sy 3,2 rib ortalamalarla oynamış. Nasıl bir oyuncu olduğunu tam olarak bilmiyorum ama Eğer Drew gibi ise Efes’e pek yarar sağlayacağını düşünmüyorum. Topu eline alıp sadece potaya bakan bir oyuncu artık Efes’te görmek istemiyorum. Biraz daha takım oyununa yatkın olmasını isterim fakat 1.0 asist ortalaması yakalaması ön yargılı bakmama neden oluyor. Bir de Efes’in hala ABD’li oyuncu almasına çok şaşırdım. Ben bu ABD’lilerle iyi bir takım yaratamayacaklarını artık anladıklarını sanıyordum, fakat Türk takımlarındaki ABD’li oyuncu sevdasını hiç bir şeyin bitiremeyeceğinin göstergesi bu herhalde. Oyuncunun tam istatistiklerine buradan bakabilirsiniz.

Brian Chase


Beşiktaş Cola Turka’nın yeni transferi. İstikrarsız oynayan Dalmau ve yetenekleri sınırlı olan Mehmet Yağmur’un yarattığı oyun kurucu problemini gidermek için transfer edildi. NBDL istatistiklerine bakarsak skorer bir gard. Beşiktaş aradığını bulabilecek mi bu oyuncuda merak ediyorum, bu dönemde Avrupa dışından gelen bir yabancının takıma ne kadar katkı sağlayacağı kestirmek pek kolay olmuyor özellikle bu eğer 6. yabancıysa. Umarım Beşiktaş’ta iyi giden dengeyi bozmaz.

Üç Büyükler Tarih Yazıyor!


Basketbolumuz Avrupa kupalarında en olgun sezonlarından birisini geçiriyor, üç takımımız iki farklı kupada çeyrek finale yükseldi, hatta Beşiktaş ile Galatasaray eşleştiklerinden bu sene bir ilk dört garanti durumda.. Efes Pilsen^in tekil başarılarından sonra böylesine üç farklı takımla başarılı olmak güzel oldu, gerçi bir dönem Efes - Tofaş ikilisi de Euroleague ve Koraç kupasından aynı gün elenerek bir kara gün yaşatmışlardı ama yine de başarılıydılar..
Şimdi her yerde "üç büyükler tarih yazıyor" manşetlerini görüyorum, aklımın almadığı bazı şeyler oluyor.. Bu üç büyük gerçekten de basketbolumuz için üç büyük müdür? Bir dönemler fırtına gibi esen Galatasaray çoktan tarih olmuş, basketbolu takip ettiğim 90 ortalarından beri de hiçbir başarıya ulaşamamış.. Aynı şekilde Beşiktaş küme düşmüş daha sonra durumu kurtarmıştır, yine 90 ortalarından beri başarısı yoktur.. Fenerbahçe bu ikiliden biraz sıyrılıp hep yukarılarda oynasa da yine 91'den beri şampiyonluk yüzü görememişti, peki bu takımların kaderi nasıl değişti? Fenerbahçe şampiyon oldu, diğer takımlar da destana ortak oldular.. Ülkerspor^un basketboldan çekilmesi ve ligi sponsorluklarla desteklemesi ile ancak bu takımlar başarılı olabildiler, şimdi bunda bir hata yok, sponsorluk olayını da destekliyorum ama bu durum bu üç takımı büyük olarak görmemi engelliyor maalesef.. Yıllarca futbolda bir futbolcuya harcadıklarının onda birini basketbola yıllık bütçe olarak ayırmakta zorlanan ve "sponsorluk" diye inleyen bu takımlar yine futbolda 150 milyon euro^nun üzerindeki borçlarına rağmen isimlerinin başına ya da sonuna sponsor adları koymazken basketbola yaptıkları üvey evlat muamelesi ile laf söyledikleri müessese klüpleri gibi oldular.. Arkalarına Ülker^i alan başarıya koşuyor, ama tarihi üç büyükler mi yazıyor yoksa Ülker mi bilemiyorum, Ülker^in yazdığı tarihi önemser miyim şu saatten sonra onu da bilmiyorum.. Basketbolu bırakıp giden ve kar amaçlı gören her türlü organizasyona kızgınım, kızmaya devam ediyorum.. Basketbolu sponsorluklarla destekledikleri düşüncesini de "reklam bedelini karşılıyordur dört takım" diyerek aklımda bir hizaya sokabiliyorum..
Şu sıralar kırmızı ışıklarla haşır neşir olan iktidarımız da eğer alkollü içeceklerle ilgili yasayı çıkartırsa Efes Pilsen de devrilecek, nerdeyse "Ülker Bizim Lig" adıyla oynanacak basketbol.. (eleştirilerin maddi olan kısımlarından Fenerbahçe^yi çıkartabiliriz, bir Galatasaray^lı olan beni bile tribünlere çeken basketbol tarihimizin en güzel takımlarından birini kurmuşlardı, ne yazık ki başında Halil Üner vardı..)


Not: Resim ntvspor.net'ten alınmıştır.

Hidayet Türkoğlu #2

Nba Tv bu sene Hidayet^in kariyer yılı diyordu ben bu satırları yazmaya karar verdiğimde.. Ancak Hido bu oyununu biraz geç sergiledi, bundan sonra sürekli artan bir performans gösterecektir ve daha nice yıllar göreceğiz gibi.. Kariyerinin yükselişi burada başlıyor, belki 28 biraz geç gibi gözüküyor ama şu ligde oynayan en iyi oyunculardan birisi Hido, kazanacağı bir iki şampiyonlukla otuzlu yaşlarında Mvp bile olabilir.. Amerikalı basketbolcuların bilmediği birçok şeyi oyununa yansıtabiliyor, fiziksel oyunda kalmasını sağlayabilen yapısı büyük avantajı, boyuna göre inanılmaz bir top kontrolü var.. Sürekli zıplayan ya da fiziksel özellikleri ile potaya yüklenen oyuncuların arasında oyun zekası ile sıyrılıyor, bu sezon yakaladığı yüzdeleri yaz döneminde biraz daha çalışarak yukarı çekerse de seneye 25 üzeri sayı ortalaması yakalaması işte bile değil.. Houston^ın bir ara yaptığı hataya da düşmüyor Orlando, herkes dengeli oynayabiliyor, Howard- Hido - Lewis üçlüsü ortak top kullanıyorlar.. Yaz dönemi ne getirir bilmiyorum ama Hidayet önümüzdeki sezon bu performansını biraz daha yukarı taşırsa, Orlando doğunun önemli adayıdır..

Şu satırları yazarken Hidayet Race to Mvp yarışında 18. sırada bulunuyordu..

14 Mart 2008 Cuma

Top 16

TOP 16

Top 16 da son haftaya girilirken takımlarımızdan Efes Pilsen gruptan çıkma şansını kaybetti, Fenerbahçe ise işini son haftaya bıraktı.

D Grubu:



S

Takım

O

AS

P

1

Montepaschi SI

5

385:360

6

2

Beograd

5

358:357

6

3

Panathinaikos

5

357:364

6

4

Efes Istanbul

5

359:378

2

Son haftaya üç takım aynı galibiyet sayısıyla giriyor. Bunların için en avantajlı görüleni Siena, Son hafta kendi sahasında Efes Pilsen ile oynayacak olan Siena galibiyet çıkarmakta zorlanmayacaktır. Grubu lider bitirerek rakibini beklemeye başlayacaktır. Grupta diğer önemli maçta Partizan evinde Panathinaikos’u ağırlayacak bu final gibi maçta kazanan gruptan çıkmayı başaracak. Efes Pilsen şansızlıklar yaşamasaydı bu gruptan çıkması kolay olacaktı, Panathinaikos galibiyeti ile başlamıştı fakat daha sonra yaşanan talihsizlikler grubu sonuncu bitirmesine neden oldu.

E Grubu:



S

Takım

O

AS

P

1

Tau Ceramica

5

451:392

10

2

Lietuvos

5

432:424

4

3

Ulker Istanbul

5

418:429

4

4

Aris

5

365:421

2

Fenerbahçe Ülker’in bulunduğu bu grupta Tau Ceramica ilk beş maçını kazanarak gruptan lider olarak çıkmayı garantiledi. İkincilik mücadelesi Fenerbahçe-Aris-Rytas arasında devam ediyor. Eğer Fener son hafta evinde oynayacağı Tau maçını kazanırsa Gruptan çıkacak fakat kaybederse diğer maçın önemi artacak. Fenerbahçe evinde oynadığı Aris maçını kaybetmeseydi böyle bir durumda olmayacaktı. Abdi İpekçi’nin tamamen dolu olduğu o günde alınan mağlubiyetten sonra Tau Ceramica maçında o kadar seyirci toplayabilecekler mi? merak ediyorum. Aris-Rytas maçı da merak konusu özellikle Rytas Aris’i devirmek için elinden geleni yapacaktır.

Grup F:



S

Takım

O

AS

P

1

Macabi Telaviv

5

436:430

6

2

Real Madrid

5

426:421

6

3

Olympiakos

5

371:373

6

4

Zalgiris Kaunas

5

391:400

2

D grubuna benzer bir şekilde ilerleyen F grubunda da üç takım son haftaya eşit galibiyet sayısıyla girdi. Macabi evinde Zalgiris ile oynayacak ve bu maçtan büyük ihtimalle galip ayrılarak grubu lider tamamlayacaktır. Real Madrid ve Olympiakos arasında son hafta final gibi bir maç oynanacak. Gönlüm Real’den yana ama Olympiakos’ta evinde bu önemli maçta sonuna kadar oynayacaktır.



G Grubu:


S

Takım

O

AS

P

1

CSKA Moscow

5

386:322

8

2

Axa FC Barcelona

5

329:321

4

3

Unicaja

5

333:360

4

4

Lottomatica R

5

325:370

4

G grubunda Cska Son haftaya liderliği garantileyerek girdi. Diğer takımlardan Barcelona-Roma-Malaga ikincilik mücadelesi veriyorlar. Barcelona son hafta içeride Cska ile oynayacak liderliği garanti olan Cska’nın bu maçta çok fazla rakibini zorlayacağını zannetmiyorum. Diğer maçta ise Malaga-Roma ikilisi gruptan çıkmak için bu maça çok asılacaklardır.

8 Mart 2008 Cumartesi

Guard #2

Avrupa basketbolu için oyun kurmak ve düzenli bir set oyunu oynamak her şeyden önemlidir. Bunun için de üst düzey bir guard bir takımın olmazsa olmazlarındandır. Guard oyunu hazırlar ve dengeyi yitirmemenizi sağlar..

Her ne kadar son dönemde biraz kopsam da uzun süre Avrupa basketbolunu yakından takip etme şansı buldum, Alexander Djordjevic ve Predrag Danilovic ön saha ikilisi ile Yugoslavya takımını, Sarunas Marciulionis yönetimindeki Litvanya takımını izledim.. Tüm bunların dışında basketbolumuzu bir kademe ileriye taşıyan Petar Naumoski ve Tofaş döneminde ülkemize gelen en önemli adamlardan David Rivers^ı izledim, şimdi onlar gibiler kalmadı diyemem ama o dönemde onlardan iyilerini bulmanız zordu..

Avrupa Basketbolunda guardlar aslında temel olarak ikiye ayrılabilir, eski Yugoslavya ekolünden çıkan ve oyunu kontrol edip hücum süresinin çoğunu elinde geçiren guardlar ve soğuk ülkelerin biraz daha hızlı oynama heveslisi guardlar..

Birinci grubun önemli temsilcileri olarak Alexander Djordjevic, Petar Naumoski, Jaka Lakovic ve Damir Mulaomerovic gibi isimleri sayabilirim, hatta bunlara Dejan Bodiroga^yı da ekleyebilirim.. Özellikle Petar^ın Efes Pilsen^de 30 saniyelik hücum sürelerinin 24 saniyesini terini silerek geçirmesi ve Djordjevic^in Madrid ve Bologna dönemlerinde her şeyi kusursuz yapana kadar oyun kurmayı sürdürmesi hala aklımdadır. (Gerçi Alex çıldırdığında inanılmaz skorlar da yapardı, tıpkı Petar gibi) Lakovic ve Mulaomerovic bu ikiliye göre hızlı olsalar da oyun kurma yapıları tipik Avrupa^lı.. Dejan Bordiroga ise her şeyi mükemmel yapar ama her şeyi çok yavaş yaptığından Nba gibi bir yeri denemeden Avrupa^nın büyük oyuncularından olarak hatırlanmayı seçti. Bence mantıklı bir seçimdi, insan başarılı olacağı yeri biliyorsa maceralar anlamsız..

Litvanya ve Rusya ekolünden çıkan ve basketbolun seyir zevkini yükselten guardların en önemli temsilcileri olarak Sarunas Marciulionis, Sarunas Jasikevicius ve Vasily Karasev^i sayabilirim.. Karasev^i ülkemizde izleme şansı da buldum, daha önemli yerlere gelebilecek bir oyuncuydu ama istikrarı pek sağlayamaması ve Petar ile Efes Pilsen^in sürekli eleştirilen bölgesinde olması en azından bizim ülkemizdeki oyununu çok etkiledi.. Marciulionis ise benim basketbol izlemeye başladığım dönemde artık bırakıyordu, o zamanlar Nba^de oynasa da daha sonra Trt sayesinde Litvanya formasıyla izleme şansı buldum, görüp görebileceğiniz en iyi guard olabilir, top havadayken yapacağı her şeyi planlıyor ve ellerine geldiğinde hiçbir zaman bir saniye dahi olsa gecikmiyor, keşke daha fazla izleyebilseydim diyorum ama Jasikevicius^u izleyebildiğim için de çok üzülmüyorum.. Sarunas Jasikevicius, Avrupa basketbolunun Jason Kidd^i.. Nba^i deneyip geri dönse de asıl yeri Avrupa ve oyun zekası inanılmaz.. Önümüzdeki sezonlarda Efes Pilsen ya da Fenerbahçe formasıyla şu lige gelirse tüm maçlara gitmemi sağlayabilecek tek oyuncu ve şu anda bana göre Avrupa^nın en iyi guardı..

Bu iki ekol dışında son yıllarda gelişen ve başlı başına bir ekol olacağı konuşulan İspanya basketbolu da önemli guardlar çıkarmaya başladı.. Özellikle şu sıralar Nba^de başarılı maçlar çıkartan Calderon-Navarro ikilisinin yanında Raul Lopez ve geleceğin en önemli oyuncularından olacak Joventut^lu Ricky Rubio önemli isimler. Avrupa^ya gelen ve zamanla Avrupa^lıymışçasına oynayan Amerika^lılar da yok değil, David Rivers, J.R Holden, Sconnie Penn gibi isimler yavaş yavaş adapte oldukları Avrupa basketbolunda önemli yerlere geldiler, onları da izlemek büyük keyif..

Unuttuğum ve hatırlamadığım onlarca guard vardır eminim, hatırlatmak için yorum butonunu kullanabilirsiniz..

Not: Basketbolumuzda bir Beyaz Gölge etkisi yaratan büyük oyuncu Petar Naumoski için ayrı bir yazı yazmayı da düşünüyorum..

4 Mart 2008 Salı

Guard #1


Basketbolumuzda izlediğim ilk modern point guard Orhun Ene'dir.. Orhun Ene-Harun Erdenay ile milli takım ve Ülkerspor önemli bir guard ikilisine kavuşmuştu ve bu ikilinin takım oyununa elliden fazla sayı ile katkı yapması da hücum gücünü arttırıyordu.. Orhun'un günümüz guardlarından farkıysa atmak ile attırmak arasındaki dengeyi yakalayabilmesiydi sanırım, savunmada da gayretli ve rakibin oyununu bozan bir oyunu vardı, gerçi Harun pek savunma yapmazdı ama maç bitiminde karşı takım oyuncusundan her zaman skor anlamında üstün olurdu, biz de gülümserdik.. Ön alanımızdan ve yaptıkları katkıdan memnunduk.. Orhun-Harun sonrası dönemin oyuncuları Kerem Tunçeri-İbrahim Kutluay oldular, İbrahim bir dönem Avrupa'nın en önemli skorerlerinden birisi oldu ve savunması da kafaya taktığı zaman gerçekten çok etkiliydi, Kerem ise Milli Takım ve Efes Pilsen'de bekleneni veremedi, yeniden gittiği Beşiktaş'ta ise küllerinden doğdu ve kendisini Real Madrid kadrosunda buldu, şimdi de orada gayet iyi maçlar çıkartıyor, İbrahim ise Paok forması giyiyor, basketbolu Fenerbahçe'de bırakacak!

Kerem Tunçeri de önceleri atmak ve attırmak arasında kaldığından ve basının üzerine çok fazla yüklenmesinden dolayı sorunlar yaşadı, ancak Beşiktaş'ta oynadığı dönemde "skor yapmanın" da önemli olduğunu anladı ve elindeki çekingenliği bir kenara bırakıp önemli maçlar aldı.. Özellikle point guardların görevi oyun kurmak olduğundan fazla sayı atınca ya da fazla sayıda top kullanınca büyük eleştiri almaları da kaçınılmaz oluyor, ancak günümüz basketbolunda bu dengeyi kurabilen ve skor yaparken aynı zamanda oyun organize edebilen birçok guard var.. Eleştiriler kalıplaştığından ve maç sonundaki istatistik hanesine bakılarak yapıldığından oyuncuların yaptığı etki artık çok fazla önemsenmiyor.. Yılların basketbol yorumcuları çıkıp "Kerem 27 sayı atmış ama 4 assist yapmış, bu noktada düşünmelisin" diyorlar ve oyuncuların aklı karışıyor..

Şimdi Orhun'a Kerem'e gitme sebebime geleyim, uzun zamandır takip ediyorum ligi, onlarca guard izledim ancak bu son dönemdeki kadar korkanlarını görmedim.. İleride Milli Takım'ın değişilmez guardlarından olacağı söylenen Mehmet Yağmur bomboş olmasına rağmen topu dışarıya çıkartıyor, ya da Barış Ermiş kontrollü oynamaya çalıştığı zamanlarda birçok şut pozisyonunu es geçiyor, Hakan Demirel ise ne yaptığını bilmeden hala 15 yaşındaki çocuk gibi oynuyor.. Basketbolumuzun en çok eleştirilen pozisyonundaki bu çocukları yetiştirme şeklimiz farklı sanırım, makina gibi duygusuz ve düzeni işletici oyuncular olmasını istiyoruz guardların.. Altyapıdan beri bu böyle yoksa Will Solomon ile yan yana oynayan bir Hakan Demirel nasıl böyle olabilir.. Biraz daha güvenin çocuklar, hiçbiriniz Ender Arslan kadar kötü olamazsınız..

Notlar: Engin Atsür'ün Bennetton sezonunu pek takip edemiyorum ama Orhun ekolünden bir guard ve milli takım için önemli olacaktır, Tutku ise Ülker'de gördüğü ikinci sınıf oyuncu muamelesinden kurtulunca önemli bir oyuncu oldu ama tıpkı Cüneyt Erden gibi o da kariyerinin sonlarında artık.. Muratcan-Sinan Güler kardeşler de atletik iki numaralar olacaklar, özellikle savunma katkıları çok büyük ve Sinan milli formayı giyebilir, Muratcan bir dönem Point Guard olarak denense de asıl pozisyonu iki numara..

3 Mart 2008 Pazartesi

Quinton Hosley


Karşıyaka her zaman yabancı oyuncu seçiminde başarılı olmuştur, şimdiye kadar getirdikleri her oyuncu mutlaka takıma önemli katkılar yapmayı başarmıştır.. Sezona başladıkları Neal- Hosley - Marshall üçlüsü de doğru tercihlerdi, sezon ortasında Neal Barcelona^nın yolunu tutarak zaten anlatmak istediklerimi tescilledi.. Hosley ise sezon başından beri dört beş farklı takıma gideceği konuşulan bir oyuncu, önce Tau Ceramica, sonra Telekom ve Galatasaray, bir dönem sonra da Fenerbahçe ile anıldı adı.. Dün de Fenerbahçe potasına 43 sayı bırakıp 19 ribaund aldı.. İnsanlık dışı bir maç oynadı.. Aslında 2.5-3.5 gibi ara mevkilerin adamı ama Karşıyaka^da mecburen 4 gibi oynuyor, eline geçirdiği topu her zaman olumlu ve dengeli kullanmasa da gününde olduğunda ligimizin en önemli skoreri, zaten lig sayı krallığında da lider durumda..
Aslında ikinci turdan seçilip Nba^a kapağı atmak istiyormuş, bu ay Slam^deki röportajında böyle diyor, yine hedefi Nba, bir yolunu bulup dönecek gibi, iş yapar mı bilinmez ama 50bin $^a oynayan bir adamın daha fazlasını hakettiği kesin.. (Aslında şunca yabancıyı yollayan Efes^in de aklına gelir kendisi kesin..)

2 Mart 2008 Pazar

Keith Van Horn

Basketbolu bırakma kararı almasına rağmen Kidd takası sayesinde iki ay için 4,3 milyon dolar kazanacakmış. Herhalde bu takasın yapılmasına en sevinen kişi de odur. Oturduğu yerden hiçbir maça çıkmadan 2 ayda 4,3 milyon dolar kazanmak her basketbolcu ister. Basketbolu bırakırken emeklilik parası gibi muhteşem bir vurgun yapmıştır. Mark Cuban’ın da çıldırdığının bir göstergesidir. Bu onun cebine lüks vergisi ile birlikte 8,6 milyon gibi bir paraya mal olacak. Kidd’i almak için varını yoğunu ortaya koydu adam, umarım Kidd Dallas için yararlı olur ve Dallas’ı şampiyon yapar yoksa Cuban kalpten gider herhalde.

Beşiktaş Cola Turca: 72 Efes Pilsen:64


Öncelikle söyleyeceğim Efes Pilsen’in üç yabancısının gitmesi bu maçı kaybetmelerine rağmen Efes’e yaramış gibi gözüküyor ya da ilerleyen zamanlarda daha çok yarayacak. Zaten sezon boyu hiçbir etki yapmayan Woods, Wright ikilisinin yanında Efes Pilsen’in en skorer oyuncusu gibi gözükmesine rağmen bence Efes hücumlarını monoton hale getiren (topun Drew’e verilmesi ve kalan oyuncuları onu izlemesi) Drew Nikolas’ın gitmesi takıma ilerleyen zamanlarda yaralı olacaktır. Şimdi bile hücumda daha paylaşımlı ve iyi bir duruş sergiliyorlar, kısacası Efes daha bir takım görüntüsü çiziyor. Nisan ayına kadar transfer yapabilecek olan Efes’in bu takım görüntüsünü bozmayacak birkaç oyuncu alması ve Barış Hersek’i oyuna daha çok dahil etmesiyle hem playofflar hem de önümüzdeki sezon için güzel bir başlangıç yapmış olurlar. Yine de bu yabancıların gönderilmesiyle Efes bu sezon başarısız olsa bile bu Efes’in büyüklüğüne gölge düşürmez eğer o oyuncuları takımda tutsaydılar o zaman sorun var demekti.

Bu maça dönecek olursak Beşiktaş sahasında seyircisi önünde iyi bir oyun ortaya koydu. Özellikle Nicevic ve Kaya pota altında çok etkiliydi. Kaya’nın Efes maçlarındaki motivasyonu muhteşem oluyor, karşısında kim savunma yaparsa yapsın onu tutamıyor. Bu Efes ‘e bir mesaj mı anlamadım. Nicevic ise şu anda Beko Basketbol Liginde oynayan en iyi pivot, şut tehdidinin yanında bir pivot’un yapması gereken ribaunt ve bloklarda da etkili olması izlerken yeterince zevk almamızı sağlıyor. Maçın gizli kahramanlarında biri de Sinan Güler, ne kadar bu maçta şutlarda pek etkili olamasa da çaldığı toplar ve savunmasıyla çok önemli katkı yaptı takımına.

Beşiktaş bu maçı kazanarak ligde liderlik koltuğunda tek başına kaldı ve şampiyonluk yarışındaki en önemli rakibine karşı playofflarda 1–0 avantaj yakaladı. Bir de eğer ligi lider bitirirlerse playofflarda Beşiktaş için büyük bir avantaj olan saha avantajını ele geçirmiş olacaklar bu da şampiyonluk yarışında onlara büyük katkı sağlayacaktır.