30 Nisan 2008 Çarşamba

Nba Playoffs #10


San Antonio Spurs: 92 Phoenix Suns: 87 (4-1)

Şimdiye kadar ilk üç maçı kaybeden hiçbir takım bir seriyi kazanamamıştı. (0-83) Ancak yine de dördüncü maçtaki heyecan ve isteği görünce bir ihtimal demiştim, ama olmadı. Spurs, Suns'a her seferinde farklı yanıtlar verdi ve Playoff tecrübesinin önemini gösterdi. Nash seri boyunca Parker kaşısında tutunamadı, bunu hiç beklemiyordum açıkçası.. Suns tarafında bir değişim başlayacaktır artık, kimden başlar bilmem..

Utah Jazz: 69 Houston Rockets: 95 (2-3)

Utah batının en büyük favorisi Lakers karşısına çıkacak ama daha seri bitmeden dinlenmeye başlamaları pek bir anlamsız! Böylesine inişli-çıkışlı ve disiplinden yoksun oynarlarsa Lakers karşısında işleri zor, bu seriyi daha hızlı geçmeleri gerekiyordu.. Rockets adına sevindirici bir şey, T-Mac yine elenmemek için direniyor, bakalım seri yedinci maça uzayacak mı?

Dallas Maverics: 94 New Orleans Hornets: 99 (1-4)

Yılın koçu ve yılın en değerli oyuncularından birisinin olduğu takım için pek olumlu şeyler düşünmüyordum playoff'ta, ancak beni yanılttılar. Tabi ki yanıltan sadece onlar değildi, Kidd ve Dallas birlikteliği de epey yanıltıcı oldu.. Kidd, Cp3 karşısında resmen rezilleri oynadı, sanırım bu ligin oyun kurucuları değişiyor artık.. Kidd-Nash devri kapanıyor, en azından bu playoff bunu gösteriyor.. New Orleans'a da helal olsun..

Philadelphia 76ers: 81 Detroit Pistons: 98 (2-3)

Detroit ilk dört maçta garip şeyler yaptı, ellerine kadar gelen maçları verdiler ve kendilerinden hiç beklenmeyen disiplin sorunları yaşadılar.. Playoff'a konsantre olamayan bir takım izlenimi veriyorlardı ancak dünkü maçı almayı bildiler ve muhtemelen de seriyi 4-2 ile geçecekler, karşılarına Orlando gelecek, favorim Magic ama Pistons da Spurs gibi, playoff'ta ne yapacakları hiç belli olmaz..

29 Nisan 2008 Salı

Quinton Robert Hosley


Basketbol ligimizin Sayı ve ribaund kralı, muhtemelen de Mvp'si ve en iyi yabancı oyuncusu.. Hepsini de hakediyor mu sorusunun cevabı tek, evet. Bu sene Karşıyaka formasıyla sergilediği performans gerçekten unutulmayan yabancı oyuncuların arasına girecek kadar iyiydi.. Özellikle bir Fenerbahçe maçı oynadı ki dillere destan..

Sezonu 23.2 s 11.8r ortalamalarla kapattı ki uzun zamandır 20 - 10 çıkartmakta zorlanıyordu bu lig..

Oyun yapısı itibarıyla pek dengeli olmayan ve Jan Jagla'nın biraz daha yetenekli ve atletik halini andıran Hosley, Karşıyaka gibi her zaman iyi ve ofansif oynayan bir takımda olmasından ötürü çok başarılı oldu.. Takımın yapısı ona uyuyordu, lige arkadaşları ile başladı ve Karşıkaya'nın muhteşem seyircisi ile coştu da coştu.. Sezon içinde defalarca adı başka takımlarla anıldı ama sezonu Ksk'da tamamlamayı başardı.. Şimdi Playoff oynayacak Efes Pilsen karşısında, genel olarak eşleşmeleri yazacağım ama eleyebilirler Efes'i.. O zaman ülkemizde pek durmaz gibi Hosley.. Sezon başında adı geçen takımlardan Tau ya da bir başka Euroleague takımına yollanabilir, Maccabi ile anlaştığı söyleniyor ayrıca Nba deneyeceğini de belirtmişti, umarım istediği olur..

Hawks - Celtics Serisi


Boston, 2-0 öne geçtiği ve herkesin süpürmelerini beklediği bir seriye ortak etti Hawks'ı.. Aslında şu yukarıdaki resim anlatıyor her şeyi.. Başta kafasında yenilen Atlanta artık savaşırsa kazanabileceğini öğrenmiş durumda ve artık herkese kafa tutabilecek durumdalar.. Sahaya çıkmadan ligin en iyi oyuncularının olduğu ve açık ara ligin en yüksek galibiyet yüzdesine sahip takımıyla oynadıklarını düşünüp kaybediyorlardı.. Ancak bir maç kazandıktan sonra "geçen akşam yendikleri" takıma karşı oynuyorlar, playoff böyle bir olay, Nba'in en iyi analiz gerektiren ve birebiri en sağlıklı izleyebildiğimiz turnuvası.. Şimdi Boston önümüzdeki maçı almalı, yoksa ikinci Golden State olayı kaçınılmaz olur.. (İsteğim de Atlanta'nın turu geçmesi yönünde)

Not: Zaza'yı da "bizim çocukların" içine dahil ederim, basketbolu Ülker'de öğrenmiştir..

Mike D'Antoni


Şu sıralar topun ağzında olan ve gergin anlar yaşayan Phoenix Suns antrenörü.. Bu sene de takımın bekleneni verememesi ve muhtemelen playoff'un ilk turunda Spurs'e elenecek olmaları yolun sonunu gösteriyor.. Suns birkaç yıldır benchten katkı alamadan normal sezonda çok yoruluyor ve playoff'ta düşüyordu, bu sene de sezon ortasında takımın yapısını değiştirecek bir takas yaptılar ve Shaq'ı kadrolarına kattılar.. Ancak beklenen aşı tutmamış gibi, sanırım Phoenix yönetimi de taze bir başlangıca doğru yol alacak.. Tabi ki şimdilik sadece söylenti, ama D'Antoni kısa zamanda kendine takım arayabilir.. Nash "başarısızlıklar kişilere bağlanamaz" tarzı açıklamalar yapmış ama ona bile yol görünebilir, işler karışık..

Pat Riley

İşler iyiye gittiğinde en ön planda olan, işler kızışında ve takım çuvallayınca da etrafta görünmeyen ilginç bir adam Pat Riley.. Önceleri şu yukarıda yazdığım cümleye katılmazken şimdi kendisi Miami Heat koçluğundan istifa edip başkan koltuğundan olayları izleyeceğini açıklayınca değişti görüşlerim.. Yeniden yapılanma içine girecek olan Miami'yi Riley başkan koltuğundan canlandıracaksa helal olsun, ama saha adamının sahada olması en doğrusu.. Yeni koç Erik Spoelstra da pek baş antrenör olabilecek bir insana benzemiyor..

Coach of The Year: Byron Scott


Kimileri Rick Adelman dese de bu ödülü Byron Scott'ın kazanacağı belliydi.. Aslına bakılırsa yılın koçluk anlamında en etkileyici performansı da onundu, kimse de yanına yaklaşamadı.. New Orleans ile yeni bir başlangıç yapan ve tarihinin en iyi sezonlarından birisini yaşatan özel bir adam Byron Scott.. Oyunculuğunu da hatırlarım Trt ekranlarından.. Hayırlı olsun..

Nba Playoffs #9


Dün gece üç maç vardı, iki seri sona erdi. Orlando 14 yıl sonra ilk defa playoffta tur atladı.. Lakers, Denver'ı süpürüp evine yolladı;

Toronto Raptors: 92 Orlando Magic: 102 (1-4)

Playofflarda ilk tur atlayan takım Orlando oldu.. Serinin de buraya varacağı belliydi, beş maçlık serinin üçünde 20s 20r üzerinde oynayan bir Dwight Howard varken sadece Chris Bosh ile maç kazanamazsınız.. Toronto guardlarının iyi oynadığı tek maçı kazanabildi, onun dışında serinin tüm kontrolü Magic'in elindeydi.. Hedo düşük bir saha yüzdesiyle oynadı ama neredeyse bir triplle double yapıyordu..

Boston Celtics: 92 Atlanta Hawks: 96 (2-2)

Zayıf bir takıma ümit verirseniz sahada her şey eşit olur.. Atlanta herkesi şaşırtmaya devam ediyor, Joe Johnson nihayet all-star olduğunu hatıladı ve Boston'ı fena benzetti dün gece.. Eminim Garnett çıldırmıştır, Hawks geçse turu ne muhteşem olur.. Heyecanla bir sonraki maçı bekliyoruz, Celtics alırsa artık 4-2 bitirir bu seriyi..

L.A Lakers: 107 Denver Nuggets: 101 (4-0)

Süpürülen ilk takım Denver oldu.. Aslında serinin başında Lakers dış savunmacılarının Iverson-Melo ikilisini tutmakta zorlanabileceğini düşünüyordum ancak o savunmacılar bile karşılarında savunma görmeyince hücumda aslan kesildiler.. İlk turların en iyi basketbolunu oynayan ve Nba'in tartışmasız en iyi oyuncusuna sahip olan Lakers ezdi geçti.. Denver seneye ilk beşine bir savunmacı monte etmeyi düşünmeli, ayrıca Carmelo Anthony ciddi anlamda "overrated" bir oyuncu..

Most Improved Player


1985-86 Alvin Robertson, San Antonio
1986-87 Dale Ellis, Seattle
1987-88 Kevin Duckworth, Portland
1988-89 Kevin Johnson, Phoenix
1989-90 Rony Seikaly, Miami
1990-91 Scott Skiles, Orlando
1991-92 Pervis Ellison, Washington
1992-93 Mahmoud Abdul-Rauf, Denver
1993-94 Don MacLean, Washington
1994-95 Dana Barros, Philadelphia
1995-96 Gheorghe Muresan, Washington
1996-97 Isaac Austin, Miami
1997-98 Alan Henderson, Atlanta
1998-99 Darrell Armstrong, Orlando
1999-00 Jalen Rose, Indiana
2000-01 Tracy McGrady, Orlando
2001-02 Jermaine O’Neal, Indiana
2002-03 Gilbert Arenas, Golden State
2003-04 Zach Randolph, Portland
2004-05 Bobby Simmons, L.A. Clippers
2005-06 Boris Diaw, Phoenix
2006-07 Monta Ellis, Golden State
2007-08 Hedo Turkoglu, Orlando

28 Nisan 2008 Pazartesi

Where "Dirk Nowitzki" Happens

Most Improved Player: Hidayet Türkoğlu



Hidayet ile ilgili ödüllere ya da seçimlere bakarken genelde objektif olamadığımızı düşünüp onun performansının gerçekten çok iyi olduğu gerçeğini kenara bırakırız.. Oysa ki Türk olmayanlar için de Hidayet bu sezonun en önemli oyuncularından birisiydi ve yurtdışındaki Nba forumlarını takip ettiğinizde birçok insanın da ortak adaylarındandı.. Nba'de bir ödül kazanan ilk Türk oyuncu da oldu kendisi, zaten bu seneki performansı ile de sonuna kadar hakediyordu..

Tek başına maçlar aldı, gerektiğinde guard oynadı ve takımını oynattı, son periyotlarda tek başına takımmış gibi oynadı.. İstatistiklerinde tüm olumlu haneleri yukarılara çekti, sonuçta kendisi ile beraber takımını da üst seviyeye çıkarttı.. Bu sene Hidayet All-Star gibi oynadı, bu ödülü de herkesten çok haketti.. Orlando doğuda üçüncü sıradaysa bunun ilk nedeni Hidayet Türkoğlu, şimdi playoff oynuyor, Toronto karşısında henüz çok etkili olamasa da istatistik anlamında normal sezonun altına düşmedi.. Bir maçı da son saniyelerde almayı bildi..

Büyük oyuncu oldu Hidayet, Grant Hill'in gidişi ile de önü açıldı, artık tutulabileceğini de zannetmiyorum.. Şimdilik çözdüğü istikrar problemi hortlamazsa ve Dwight ile beraber yükselirse seneye All-Star hatta Mvp için bile adı geçer, koçum benim!

NBA Sportsmanship Award: Grant Hill


Grant Hill bu sene Nba Sportmenlik Ödülü'nü kazandı.. Aynı zamanda bu ödülü iki kez kazanan ilk ve tek oyuncu oldu kendisi.. Sprite reklamları ile girdiği hayatımızda sakatlık illetinden en çok çeken oyuncu olarak ayrı bir yer edinmiştir kendisine.. Nba'in bir dönem en büyük yıldız adayıyken peşini bırakmayan sakatlıklar neticesinde görev adamına dönüşen, şu sıralar da Suns forması giyen mülayim bir adam Hill.. Gerçi Spurs serisinde Suns'ın en büyük hayal kırıklığı ama herkes sanırım Hill ile hayal kırıklığı ikilisinin ne kadar yakıştığını biliyor..

Sportmenlik konusunda cidden haklı Nba yönetimi, melek gibi adamdır Hill sahada.. Zengin bir aileden gelen, iyi eğitimli bir oyuncu olmasından ötürü ilk zamanlar Nba'in kötü çocuklarına karşı epey zorlanmıştı ama yine de efendiliğini bozmamıştır..

Nedense sakatlıkları ve sakatlık sonu Suns durağı ile aklıma hep Penny Hardaway'i getirir Grant Hill.. İkisi de büyük yıldız adayıydı, ikisi de sönük yıldızlar olarak gösterişsiz sonlara yollandılar.. Ödül için tebrik edelim, iyi adamdır hakkını yemeyelim.. Sokak basketbolunda "sprite olmak" kavramını yaratması bile özeldir..

Murat Murathanoğlu - Yiğiter Uluğ


İkisi de basketboldan anlayan ve basketbolun her noktasında yer almış adamlardır.. Özellikle Murat Murathanoğlu'nun basketbol sevgimdeki yeri büyüktür, bende bir Beyaz Gölge etkisi yapmıştır kendisi.. Oyuncu isimlerini telaffuz edişi ve maç içindeki heyecan dengeleyen sesiyle çok severim kendisini, spiker olmasının yanında basketbolu en iyi bilen adamlardan birisidir ve basketbola asla ihanet etmeden sadece bu sporun içerisinde kalmayı başaran harika bir adamdır..

Yiğiter Uluğ ise yorumculuğunu pek sevmediğim ancak ilk olarka Radikal'deki köşesinden takip ettiğim iyi bir gazetecidir.. Yorum olaylarına da 4-5 sene öncesinde girmiştir, şimdilerde 24 kanalında Murat ile beraber Euroleague anlatmaktadır..

Bu ikilinin yan yana gelişi Ntv ailesinden başlıyor ve 24'e kadar uzanıyor.. Murat Murathanoğlu'nun spikerliği için pek bir şey söylememe gerek yok sanırım, hala bu işin en iyisi.. Ancak Yiğiter ile beraber maç anlattıklarında zaman zaman hakemlere gereksiz yere yükleniyorlar ve acımasız şekilde eleştiriyorlar.. Yiğiter Uluğ ise rakip takımın doğrularını anlatma konusunda uzman, bizim takımlar ne yaparsa yapsın Yiğiter'e yaranamıyorlar, genelde tüm doğruları yapan rakipler oluyor..

İkisinin bir arada maç anlatışını genelde seviyorum, özellikle Hakem hataları olmayınca ve takımlarımız farklı biçimde önde olduklarında coşuyorlar, coştukça da keyifleniyor anlatımları.. Ancak farklı mağlup olduğumuz maçlarda hayal kırıklıklarını seslerinden okuyabiliyoruz..

Osman Sakallıoğlu - İhsan Bayülken


Basketbol sunmasını bir türlü sevemediğim ikili, hatta Ntv tarafından sanki zorla bu spora yamanmaya çalışılıyorlarmış gibi geliyor zaman zaman.. (İhsan Bayülken'in oyunculuğunu hatırlarım, bu cümle daha çok Osman için)

Murat Kosova'nın çok seçici maç anlattığı Ntv ailesinde Tbl maçlarını sunmak için geçiyorlar mikrofonun başına.. Ayrıca Son Periyot isimli bir basketbol programı yapıyorlar pazartesi akşamı Ntvspor'da.. İhsan Bayülken'in yorumculuk konusunda atması gereken çok adım var, daha olayın başında ve özellikle Beşiktaş maçlarında resmen taraftar gibi oluyor.. Bir de maç anlatırken normal izleyicinin dikkatini çekmeyen olayları aktarması gerekiyor, yani 9 sayı geride olan bir takım için yaptığı "üst üste 10 sayı atarlarsa öne geçerler, ritmi de bulurlar" yorumu pek mantıklı değil.. Ayrıca arada inanılmaz kelimeler de fırlıyor ağzından. "Kendine özgüveni olan bir oyuncu" ile epey bir güldürmüştü..

Osman Sakallıoğlu da bu spor için yaratılmamış adamlardan, sesindeki o heyecan sanki başka sporlara ait.. Basketbol anlatırken çok yapay duruyor, ama izleye izleye sevecek sanırım bu sporu.. En fazla Ender Bilgin olabilir yine de..

Murat Kosova'nın daha çok maç anlatmasını istiyorum ama alttan da spiker yetiştirmeli kanallar, özellikle Ntvspor kanalının yayına başlaması bu konuda yardımcı olacaktır..

Not: Bir de Nba Tv'de özetleri sunan arkadaş var "Dirk Nowitzki ve mükemmel bir turnike" diye diye maç anlatıyor, onun adı sanı nedir bilmiyorum, bilen varsa bu mükemmeliyetçi arkadaşın adını yorum butonu aşağıda.. (Spikerler ve ikililer hakkında daha çok yazı yazmalı)

İtalya Ligi


Geçtiğimiz hafta oynanan maçlarla İtalya Ligi'nde normal sezon sona erdi.. Montepaschi Siena haftalar öncesinden liderliği garantilemişti ve en yakın rakibi Lottomatica Roma'ya 8 galibiyetlik bir fark yaptı.. Bu da ligimizin değerini anlamamız için önemli bir gösterge.. Montepaschi 18 takımlı ligde sadece 3 yenilgi aldı, Varese ligden düştü içim yandı.. Playoff eşleşmeleri şu şekilde;

Montepaschi(1)-Upim BO(8)
Lottomatica(2)-Cantu (7)
Avellino (3)-C. d'Orlando(6)
Montegranaro(4)-AJ Milano (5)

Michael Beasley


Bu seneki drafta katılacağını açıklayan Kansas State oyuncusu.. Draftın bir ya da ikinci sırasından seçilmesi kesin gibi, hatta bu sene drafta girecek oyuncular içerisinde en yetenekli olan diye anlatılıyor kendisi.. İçerde dışarda oynayabilmesi, iki forvet pozisyonunda da etkili olabilmesi önemli artılarından.. Üç sayı yüzdesi de 37^ler civarında, kolejdeki ilk yılı için de iyi istatistikler tutturmuş durumda.. 26.2 sayı 12.4 ribaund gerçekten önemli ancak oyuncuların sadece bir yıl kolej tecrübesi ile Nba'e gitmelerini pek anlamıyorum, gerçi liseden atlayanlar da var ancak Ncaa'deki basketbolu hazmetmeden üst seviyeye gelen oyuncuların altyapı problemleri oluyor gibi.. LeBron lige geldiğinden beri el bebek gül bebek kollandığından, Dwight ise fiziksel olarak lige hazır olduğundan sorun yaşamadılar.. Ancak Garnett ve Kobe gibi kusursuz oyuncular bile zamanla lige alışabildiler.. Beasley de erken profesyonel kararı alanlardan, ya çok yetenekli ve dağıtacak ortalığı, ya da heyecanının kurbanı olup zamanla unutulacak, izleyip göreceğiz..

Nba Playoffs #8


Cleveland - Washington maçının ilk yarısı ile San Antonio Spurs - Phoenix Suns maçının ilk yarısını izleyebildim, Suns inanılamz agresif savunmayla başlamıştı, sonucunu görmüşler, dün gece de dört maç vardı playoff'ta..

Washington Wizards: 97 Cleveland Cavaliers: 100 (1-3)

Son hücumları en iyi oynayan oyuncu olduğunu iddia eden Gilbert Arenas son saniyede üç sayıyı kaçırdı ve maç böyle sonuçlandı.. Maç boyu Lebron iyi gözükse de maçı getiren Delonte West adamının bulduğu üç sayılardı.. Tek bir süperstara sahip takımları yenerken yan oyuncuları da savunmayı unutmamak lazım, aynı seviyede olmasalar da Chicago Pippen-kukoc gibi adamları durdurduğunda yeniliyordu.. Gibson-West gibi adamlar sorun çıkartıyorlar, seri için kötü oldu.

Phoenix Suns: 105 San Antonio Spurs: 86 (1-3)

San Antonio 3-0 öne geçtiği bir playoff serisini kaybetmez, ancak Suns 3-0'dan seri alabilir.. İşte bunlar kurcalıyor herkesin aklını, özellikle dünkü maçta ilk çeyrekte yaptıkları savunma ve gösterdikleri azim inanılmazdı.. Bloklar havada uçuştu, sertlikten kaçmadılar ve son yıllarda hiç görmediğimiz kadar agresif bir oyun ortaya koydular.. Maç aslında daha ilk periyotta, hatta hava atışı ile kazanılmıştı.. Spurs'un geriye dönüş çabaları yetersiz oldu.. Açıkçası benim hala umudum var.. Nash'in 4 assist yaptığı, Amare'nin 7 sayı attığı bir maç böyle bitiyor, düşünün potansiyeli..

Philadelphia 76ers: 84 Detroit Pistons: 93 (2-2)

Detroit yorulmaya devam ediyor, bu seriyi öyle ya da böyle geçmesini bilirler ancak evlerine erken dönerlerse de sebep 76ers olur.. Beklenenden fazla mücadeleci çıktılar açıkçası, hatta dün kötü bir üçüncü periyot oynamasalar Pistons ilk turda yolcu bile olabilirdi..

Dallas Mavericks: 84 New Orleans Hornets: 97 (1-3)

Sona yaklaşan bir başka seri daha.. Jason Kidd Dallas adına beklenen etkiyi yapamadı, takas sonrasında batıda zirveye aday gösterilen Dallas yine ilk turdan sonrasını göremeyecek gibi.. Kidd hücumda takıma ritm kazandırmak yerine olan ritmi bozdu gibi, Harris ile daha heyecanlıydı Dallas hücumları.. İki takım da 12 assist ile maçı tamamlamış, kilit maçtı epey zorlanmışlar, New Orleans buradan vermez seriyi..

27 Nisan 2008 Pazar

TBL Playoffs 2008


Lig sona erdi ve playoff eşleşmeleri şekillendi, normal sezonu Beşiktaş Cola Turka lider bitirirken son maçlar sonunda Alpella, TTnet Beykoz ile beraber ligden düşen ikinci takım oldu.. Turgay Demirel play-out sistemini düşünüyordu ama bilirsiniz kendisi düşüncede kalma konusunda başarılıdır, gitti gibi takımlar.. Playoff'a son sıradan Banvit girdi, Ted Kolej ve Mersin de epey kovaladılar.. Avrupa'nın önemli liglerinden birisine yakışan güzel bir sezon oldu, şimdi bu heyecanı playoff'a taşıyoruz, eşleşmeler şu şekilde;

1. Beşiktaş Cola Turka - 8. Bandırma Banvitspor (1-0)
2. Efes Pilsen - 7. Pınar Karşıyaka (0-0)
3. Fenerbahçe Ülker - 6. Antalya Büyükşehir Belediyesi (0-0)
4. Türk Telekom - 5. Galatasaray Cafe Crown (0-0)

Zalgiris Kaunas


Baltık ligi için geçtiğimiz günlerde yazdığım Final Four oynandı, final beklediğim gibi Lietuvos Rytas ile Zalgiris Kaunas arasında oynandı ve Kaunas 86-84'lük skorla 2007/08 sezonunu Baltık liginde şampiyon bitirdi.. DeJuan Collins 29 sayı ile finalin en etkileyici performansını ortaya koymuş, Marcus Brown da 24 sayı eklemiş.. Bu durumda zaten Zalgiris'i yenmek neredeyse imkansız, o yüzden Rytas iyi bir performans sergilemiş.. Maçı izleyemedim, hiçbir yayın sağlıklı bağlantı kuramadı.. En azından Avrupa liglerindeki finalleri yayınlayabilecek bir basketbol kanalı iyi olurdu, ama ülkemizde bu büyük bir hayalden ibaret kalacak..

Nba Playoffs #7


Gecikmeli oldu ama dün Nba Playoffs dört maçla devam etti, Atlanta gecenin sürprizini yaptı..

Orlando Magic: 106 Toronto Raptors: 94

Orlando döndü, bu kez öyle fırtına gibi giremediler maça.. Hatta seride ilk kez geriden geldiler ve maçı kazanmayı bildiler.. Hidayet pek iyi bir maç çıkaramasa da Dwight ve Lewis iyi katkılar yaptılar.. Calderon - Tj Ford ikilisi çılgn atamayınca iş yine Bosh'a kaldı, o da 39s 15r ile elinden geleni yaptı ama bu seri 4-1 biter.. Orlando çok daha üstün durumda..

L.A Lakers: 102 Denver Nuggets: 84

İlk iki maçta ortalama 125 sayı yiyen Denver bu kez biraz savunma denedi, ancak sezonun en düşük rakamlarından birisinde kalınca yine farklı yenilgi geldi.. Denver iki işi aynı anda yapamayan oyuncular ordusu gibi, olayın sadece tek tarafına konsantre olabiliyorlar.. 4-0 bitecek gibi, baştaki heyecan da kalmadı..

Boston Celtics: 93 Atlanta Hawks: 102

Onurlu Atlanta bir maç alsın istiyordum.. O yüzden çok sevindim bu sonuca, Garnett harika oynasa da yetmemiş.. Zaten Boston'ın kaybettiği maçlarda Garnett istatistiksel olarak daha yukarda olacak, yenilgiyi kabullenemeyen bir adam, artık Boston ile kaybetmeye de tahammülü yok.. Boston açısından kötü oldu bu yenilgi, daha hızlı geçip beklemeleri lazımdı.. Atlanta'nın güveni geldi..

Houston Rockets: 82 Utah Jazz: 86

4-1 bitecek bir başka seri.. Houston'ın şansı çok az, belki Yao olsaydı çekişme olabilirdi bu seride ama sakatsız ve playoff'a sorunsuz gelen bir Jazz karşısında hiç şansları yok.. Belki bir maç daha alabilirler ama işleri çok zor.. T-Mac ile Alston'ın coşması lazım.. Mehmet ribaundlarda oldukça istekli, oyunu da gittikçe yükseliyor, biraz daha savunmaya odaklansa ve hücumda da dışarıya kaçmaktan vazgeçse iy bir pota altı silahı bile olabilir, playoff istatistikleri iyi seviyede..

26 Nisan 2008 Cumartesi

Nba Playoffs #6


Dallas Mavericks:97 New Orleans Hornets:87

Dallas için ölüm kalım maçıydı eğer kaybetmiş olsaydı dönüşü imkânsız bir yola gireceklerdi. Maça da öyle başladılar ve ilk dakikadan son ana kadar sürekli maçı kazanmak için uğraştılar. Nowitzki ve Terry’nin gününde olması ve rakibin starlarına karşı çok iyi savunma yapılması maçı getiren faktörlerdi. New Orleans’da Chris Paul, West, Chandler üçlüsü toplam 34 sayı buldular, bu ilk iki maça göre Dallas’ın savunmaya nasıl konsantre olduğunu gösterir. Seriye heyecan katması açısından Dallas’ın kazanması çok iyi oldu eğer evindeki ikinci maçı da Dallas alırsa bu serinin keyfi daha çok artacak.

Philadelphia 76 Ers: 95 Detroit Pistons:75

Philadelphia bu maçı kazanarak ilk galibiyetinin şansa olmadığını gösterdi. Artık seriyi alabileceğine birçok kişi inanıyor. Bana kalırsa Detroit hala serinin favorisi fakat ilk turda da yıpranmaya devam ediyor, eğer bu şekilde ilk turu geçerse diğer turdan gelecek rakibin ona karşı şansı daha çok artacak. Bir de Mcdyess’in maçta burnu kırılmış bu da onları iyice zorlayacaktır. Philadelphia’nın turu geçmesi en büyük dileğim.

San Antonio Spurs: 115 Phoenix Suns:99

Phoenix hayal kırıklığı yaratmaya devam ediyor, playoffta daha iyi işler yapabilmek için Shaq’ı getirmişlerdi fakat ilk turda neredeyse süpürülmek üzereler. Artık bu serinin buradan dönüşü imkânsız gibi. San Antonio Nba’in en istikrarlı takımı olduğunu bu seride yine gösteriyor. İlk maçta Duncan 40 atmıştı bu maçta da Parker 41 yapmış oyuncuları da playofflar’da nasıl oynamaları gerektiğini çok iyi biliyor. İkinci turdaki rakipleri onları daha fazla zorlayacaktır fakat batı finaline çıkmaları çok da zor görünmüyor.

25 Nisan 2008 Cuma

Baltık Ligi


Baltık Ligi'nde Final Four geldi çattı.. 25-26 Nisan (Bugün Yarın) ligin yarı finalleri ve finali oynanacak.. Yarı finalin bir tarafında Ask Riga ile Zalgiris karşılaşırken diğer tarafta Lietuvos Rytas Letonya takımı Barons karşısına çıkacak.. Son şampiyon Rytas yine favori, muhtemelen geçen seneki gibi Zalgiris - Rytas finali olur.. Ama Riga da önemli takımdır, ne yapacağı belli olmaz.. Yarın akşam Sopcast başında maç yayını arayacağım sanırım, finali izlemek lazım..

Dimitris Diamantidis


Uzun kollu Yunanistan oyuncuları Avrupa'ya çeşitli dönemlerde damga vurmuşlardır.. Önceleri Pivot pozisyonunda oynayan Panayiotis Fassoulas, daha sonra da guard ikilisi Papaloukas ile Diamantidis.. Avrupa'nın son dönemde yetiştirdiği en iyi savunmacılardan birisi, bu sene de Euroleague'in en iyi savunmacısı ödülünü kimseye bırakmadı..

Spiderman lakaplı bu ilginç adam bloklarda ve ribaundlarda ilk 25 içerisinde giren bir guard, oyun içerisinde rakibin en skorerine genelde şans tanımıyor ve Panathinaikos gibi bir takımda her şeyin mükemmel olması için işin savunma kısmında liderliğe soyunuyor.. Bu sene Yunanistan ligini de şampiyon bitirmeleri çok yüksek ihtimal, oradan da bir ödül alır gibi.. Aslında Bruce Bowen tarzı savunmacıları baştacı eden Nba insanlarına Diamantidis'i izletmek lazım..

Bu arada ödül sıralamasında Ömer Aşık 4. sırayı almış.. Başından beri oynasaydı neler olurdu siz düşünün..

Nba'deki Yabancı Oyuncular


Şimdi Playoff zamanı olunca Nba.com'un sağ alt köşesinde "international players in nba playoffs" diye bir link görüyoruz.. Gerçi içeriğe baktığımızda playoff oynamayan oyuncuları da eklemişler yoksa Memphis'li Navarro'nun ne işi var? ancak dikkatimi çeken bu oyuncuların takımları için değerleri.. Hidayet ve Mehmet gibi oyunculardan başlayarak Tony Parker, Ginobili, Pau Gasol, Nowitzki, Calderon gibi oyunculara gidiyorum ve aslında bu sezon sadece iki yabancı all-star seçilmesinin Amerikan basketbolunu koruma çabasından kaynaklandığını görebiliyorum.. Özellikle Gino ve Hedo'nun All-Star seçilmemesi sizce de komik değil miydi? Gasol yılın çaylağı ödülünü alan ilk Avrupa'lıydı, Kukoc yıllarca Altıncı adam ödülünü aldı, bu sene de Ginobili Arjantin'e gönderdi ödülü, Nowitzki ligin en değerli oyuncusu oldu.. Basketbol Abd dışında daha hızlı gelişiyor ve gelişime adapte olamayan Abd sadece diğer liglerin kaliteli oyuncularını içine katmaktan başka bir şey yapmıyor.. Şimdi bir 12 kişi seçeceğim, yabancılar karması olarak, siz de yorumlarla kendi listenizi yapın..

Pg- Tony Parker
Sg- Manu Ginobili
Sg- Hidayet Türkoğlu
Pf- Dirk Nowitzki
C- Pau Gasol

Pg-Jose Calderon
Sg- Peja Stojakovic
Sf- Andrei Kirilenko
Pf - Mehmet Okur
C- Yao Ming

R1- Boris Diaw
R2- Luis Scola

Kanada'lı ve Virgin Island'lı oyuncuları dahil bile etmedim, ama yine de çok kişi açıkta kaldı, her daim takımımda olabilecek Nocioni gibi bir adam, oyununu sevdiğim Oberto kadroma giremediler.. Bunun dışında alışma süresi geçince canavarlaşacak Navarro var, yakında gelecek Danilo, Rubio ve Rudy Fernandez gibi adamlar var.. Bakalım yıllar ne gösterecek ama Avrupa'dan Nba'e yakın, daha uzun süren bir lig bekliyorum, oyuncu ücretleri de Nba ile mücadele edebilirse geri dönüşler bile olabilir.. (Hayaller)

Pete Williams

Basketbolu sevmemi sağlayan oyuncular listesinin tepesinde yer alır, imza aldığım ilk oyuncudur kendisi.. 2.00 olmasına rağmen inanılmaz sıçrama yeteneği sayesinde her yerden smaç vurabilen, koyduğu bloklarla rakibi oyundan düşüren muhteşem bir oyuncuydu.. Boyu pek ideal olmasa da 4 numara oynardı ve hakkıyla da yerine getirirdi görevlerini.. Ülkemize Fenerbahçe getirmesine rağmen ben onu Ülkerspor formasıyla tanıyıp sevmişimdir.. Smaç denen güzelliği ilk olarak ondan gördüğümü de söyleyebilirim..

Kendisi İsmet Badem'i de çok gaza getiren oyunculardandı, yanlış hatırlamıyorsam Ülkerspor - Magic Allstars maçında bastığı smaç için İsmet abi uzun süre "üçlükten bastı, yeniden göstersin vallahi üçlükten bastı" gibi açıklamalar yapmıştı maç içinde, hakkı da vardı, basmamıştı ama basabilirdi Williams, gözümüzde öylesine yüksekteydi..

Ondan sonra rahmetli Conrad McRae daha sonra da Marcus Haislip aldı bu ligin hava yolları ihalesini, hepsi gitti şimdi uçan kaçan yok, şu sessiz sakin anlarda da doğal olarak aklıma geldi.. Lary Richard ile ligimizin efsanelerindendi, keşke videolarını falan bulabilsek de ansak o günleri, ayrıca fotosunu bulan olursa yorumla yollasın da ekleyeyim..

Nba Playoffs #5


Toronto Raptors: 108 Orlando Magic: 94 (1-2)

Toronto'nun Avrupa'lı oyun tarzı epey zorlamıştı Orlando'yu, özellikle maçın başında fırtına gibi esip 20 üzerine farkı çeken Orlando ilk iki maçta disiplinli ve sakin oynayan Toronto karşısında maçın sonlarını zar zor getirmişti.. Şimdi serinin Kanada ayağındaki ilk maçta rahat bir galibiyet almış Raptors, seri Magic adına beklenenden zor geçecek gibi, bundan sonraki maç hayati.. Hido 7/12 gibi iyi br saha içi isabetiyle 26 sayı yapmış ama yetmemiş, ikinci maçın tartışılan adamı Calderon 18s 13as yapmış..

Washington Wizards: 108 Cleveland Cavaliers: 72 (1-2)

"Bir takımı üst üste üç kez eleyemezsiniz" bnu Arenas söylemişti, ikinci maçta 30 sayı fark yediklerinde biraz gülümsemiştim ama Wizards bu, Golden State ile beraber Nba'in en potansiyelli takımlarından.. Günlerinde olduklarında herkesi yenebilirler ama bu kadar ezici bir oyun ve fark beklemiyordum.. Arenas'ın sadece on dakika oynayıp iki sayı attığı maçta Cavs'ı parçalamışlar.. Muhteşem olacak bu seri, bir sonraki maçı yine Wizards almalı..

Utah Jazz: 92 Houston Rockets: 94 (2-1)

İşte hiç beklenmeyen bir şey.. Bu sezon kendi sahasında ligin en iyi takımı olan Jazz ilk iki maçı deplasmanda kazanıp kendi sahalarındaki ilk playoff maçında rakibe teslim oluyor.. Seri için yine 4-1 tahminim sürüyor ancak Rafer Alston'ın kadroya eklenip 20+ sayı katkısı vermesi yaramış gibi Rockets'a, Mehmet, williams ve Boozer double double yapsalar da gece iyi bitmemiş..

24 Nisan 2008 Perşembe

Yunanistan Ligi


Geçtiğimiz haftasonu oynanan maçlarla normal sezon bitti.. 14 takımlı ligde sadece 3 yenilgi alan Panathinaikos normal sezonu lider bitirdi, hemen ardından bir başka şampiyonluk adayı Olympiakos ikinci sırayı aldı.. İbrahim'in takımı Paok küme düşmekten son anda kurtulup 12.sırayı aldı, Almeco ve Olympias lige veda ettiler, playoff eşleşmeleri ise şöyle;

Panathinaikos - Olympia Larissa
Olympiakos - Aek
Panionions - Panellinions
Aris Tt Bank - Maroussi

There Can Only Be One

Şu kapak başlı başına Nba olayının marketing kısmında neden Avrupa'ya göre çok daha gelişmiş olduğunu açıklıyor sanırım.. Where Amazing Happens reklamları da çok başarılı, Nba reklamlarını merakla takip ediyoruz..

Eyüp Spor: 60 Aliağa Belediyesi: 102


Dün akşam Eyüp Spor’u bu sezon ilk defa izlemek için basketbol maçına gittim. Önemli bir maçtı belki izleyeceğim takımlardan birini seneye TBL’ de görebilirdim. Farktan da belli olduğu gibi maç çok sıkıcı geçti. Öncelikle Eyüp’e baktığımızda buraya kadar nasıl geldiklerini soruyoruz, pek yetenekli olmayan oyuncuların yanında takım olmak gibi bir düşünceleri de yok. Antrenörleri de rakibin savunmasını açacak herhangi bir set yapmadı. Kısacası Eyüp şans üzerine bir basketbol oynuyor, zor şutlar girerse ya da Amerikalı coşarsa maç kazanılır. Amerikalı tercihini bir numarada kullanan Eyüp pota altında uzun oyunculara sahip olmasına rağmen çok kuvvetsiz özellikle uzunları biraz hantal kalıyor. Bir de yabancı oyuncu tercihlerinde hata yaptıkları çok açık, ne kadar skorer bir oyuncuya sahip olsalar da bu maçta 12 top kaybı yapan Joey Knight maçın kaybedilmesinde en büyük nedenlerden biriydi. İlk izlediğim maçında savunma yapmayı sevmiyor gibi bir görüntü çizen Knight rakip gard karşısında çok zorlandı. Eyüp Spor’un ikinci ligde ilk sezonu olmasına karşın şu ana kadar yaptıkları da bir başarı sayılmalıdır. Gelecek sezon tercih hatalarından ders çıkarıp birinci lige çıkabilecek bir kadro kurabilirler.

Aliağa Belediyesi’ne baktığımızda Eyüp Spor’a oranla çok daha iyi bir takım olduklarını görüyoruz, belki birinci lige onlar da henüz hazır değiller ama yine de umut var. Gard tercihlerini bir Türk oyuncudan kullanmaları ve üç-dört oynayabilen bir Amerikalı seçmeleri takım oyununu daha iyi oynayabilmelerini sağlamış. Özellikle Gardları (isim bilgim yok maçta anons yapılan mikrofonun sesi kısıktı) hem savunmada baskılı oyunu hem de rakip savunmayı bozması nedeniyle çok iyi bir görüntü çizdi. Bir de Amerikalı oyuncuları maçta iyi yüzdelerle 25 sy 10 rb 8 as 3tç’lık performansı ile göz doldurdu ve bu istatistikleri yaparken pek gözümüze batmadı yani zorlama atışlara gitmeden iyi bir oyun sergiledi. Takım oyunun bir parçası olabilen yabancının ne kadar yararlı olabileceğini gösterdi.

Ayrıca ikinci ligde hakemler sert maç yönetiyorlar galiba ben maç boyu pek serbest atış kullanıldığını görmedim. Eyüp spor’un salonla ilgili büyük problemleri var özellikle bu maçta 24 saniye saatlerinin çalışmaması maçta bizi biraz zorladı, kenardan son saniyeleri bağıran bir kişi vardı.

Danilo Gallinari


Bu sene Nba Draftına girecek olan 1988 doğumlu İtalyan.. Bu sezon Armani Jeans Milano forması giyiyor ve İtalya liginde sayı kralı durumunda.. DraftExpress'e göre ilk on içerisinde seçilmesi muhtemel, en iyi senaryoya göre Hidayet Türkoğlu, en kötü senaryoda Mike Dunleavy Jr. olur diyorlar kendisi için.. Bana kalsa Bargnani faciasından sonra üst sıralardan bir italyan hayatta seçmem ama bu çocuk biraz daha iyi gibi.. Gerçi ülkemizde ve dünyada yeni yeni başlayan "Youtube üzerinden oyuncu tahlili" yapmayacağım ama yine de en azından hareket edebiliyor!

Nba Playoffs #4


Dün gece yine üç maç vardı, ikisi doğu birisi batı konferansından, ilk turlar tüm hızıyla devam ediyor, seriler biraz daha hızlı bitecek gibi..


Detroit Pistons: 105 Philadelphia 76ers: 88 (1-1)

Detroit işi sıkı tutunca farklı bir galibiyet gelmiş, zaten ilk maçın da bu tarz skorlarla bitmesi gerekiyordu ancak tecrübeli Detroit erken havaya girince 76ers cevabı yapıştırmıştı.. Şimdilik 1-1 olan tek seri ama saha avantajı Phila'nın olmasına rağmen 4-1 ya da 4-2 biter gibi geliyor, Detroit bu turda ne kadar zorlanırsa diğer turlarda şansı o derece azalır.. Detoit'te herkes standatlarında oynarken Phila'da Igoudala ve Dalembert hayal kırıklığı yaşatmış..

Boston Celtics: 96 Atlanta Hawks: 77 (2-0)

Boston sahada iki antrenöre sahip olduğundan işleri boşlamak pek onlara göre değil.. Kevin Garnett yüzük şansını zora sokacak her şeye karşı savaşıyor, bu yüzden bu turu ışık hızıyla geçip önlerindeki rakibe bakacaklar gibi.. 2-0 oldu 4'e yolu var.. Boston beklenen oyunu oynamış, Hawks'ın maç boyu hiç üç sayı isabeti yok, nerde All-Star Joe Johnson?

L.A Lakers: 122 Denver Nuggets: 107 (2-0)

Denver ilk maçta savunma olayında çığır açan yeni taktiği ile Nba izleyicilerine tarihi bir playoff maçı izletmişti.. "Boş bırak kaçırırlar" taktikleri tutmayınca George Karl bile "utandım" açıklamaları yapmıştı.. Bu maç ders almadıklarının kanıtıdır, Lakers süpürecek gibi.. Hatta Fenerbahçe Ülker bile 2-3 maç alabilir bu Denver'dan.. Berbat savunmaları Camby'nin ödülünü de elinden aldı, basketbolu yeniden öğrenmeleri gerekiyor, çift taraflı bir oyun bu.. Kobe 49 sa 4reb 10as yapmış ki ne desem bilemiyorum, bu adam atmak isterse kendisinden 4-5 sınıf aşağıdaki Melo çocuğu ile oyun oynar.. Tartışmasız normal sezon Mvp'si olan Bryant final serisine de takımı taşıyıp çifte Mvp olabilir, böyle oyna canımı ye..

23 Nisan 2008 Çarşamba

Final Four Bloggers


Nba.com bu sene oyuncu bloglarıyla güzel bir şey başlatmıştı, oyuncular blog yazıyor ve bu sayede gidişat hakkında ilk ağızdan haber alabiliyorduk.. Ayrıca oyuncunun kazanılan / kaybedilen maçlar sonrasında neler hissettiğini ve önümüzdeki dönemi nasıl geçireceklerini okuyabiliyorduk.. Özellikle bütün sene kenarda oturan Gilbert Arenas blogu ile göz doldurmuştu, normal sezonun bitimine doğru da Tyson Chandler'ın blogu yükselişteydi.. İşin Avrupa tarafında sene başından beri içlerinde Ömer Onan'ın da olduğu oyuncular Euroleague.net adresinde blog yazıyorlardı, Final Four öncesi de her takımdan birer oyuncu seçilmiş, görüşlerini dile getiriyorlar, okumak için şuraya yollanın;

Defensive Player of the Year: Kevin Garnett


Kevin Garnett aldı ödülü, aslında çok ciddi rakipleri de yoktu.. Marcus Camby alsın isterdim ancak Nba'in en kötü savunma yapan takımında olması çok etkiledi, yine de ikinci sırayı alabilmiş, büyük başarı.. Bu sezon özellikle elini Kobe'nin gözüne sokarak yaptığı savunma ile bir dönem epey konuşulan Shane Battier üçüncü sırayı almış.. Önemli adaylardan Josh Smith ise Kobe'den bile düşük oy almış..

Bu sene Nba'in açık ara en iyisi Boston'ı bir şekilde ödüllendirmeleri gerekiyordu, Garnett de bu ödülü hakediyordu ve aldı.. Altıncı adam ödülünü alan Gino tüm olumlu istatistiklerde kariyerinin en iyi rakamlarını yakalamışken Garnett'in kariyer ortalamalarının çok daha altında geçirdiği bir sezonla ödül alması da ilginç oldu, ama sonuçta KG bu ligin en önemli adamlarındandır, kazanma azmini severim..

Not: Celtics'in yeşil-siyah forması efsane bir şey..

Nba Playoffs #3


Dün gece oynanan üç maçla devam etti Nba Playoffs 2008, Dallas tahminimde biraz iyimser olmuşum sanırım, Hornets ve Chris Paul sağlam gidiyor..

New Orleans Hornets: 127 Dallas Mavericks: 104 (2-0)

Dallas ilk iki maçtan birisinde galibiyet çıkartmalıydı ama galibiyet çıkaramasa bile böyle ağır bir yenilgi beklemiyordum.. Chris Paul 32 sayı 17 assist yapmış, daha da bir şey bekleyemezsin sanırım bir guarddan.. Jason Kidd takviyesi beklenen etkiyi yapamadı Mavs için..

Orlando Magic: 104 Toronto Raptors: 103

Orlando berbat yüzdelerle oynamış, Hido ve Lewis üç sayılarda resmen batırmışlar ama Nba'in en büyük pota altı gücü Dwight yine 29 sayı 20 reb gibi inanılmaz bir maç çıkartmış.. Bu adam 2020 ortalamalarla playooff bitirebilir.. Seri 4-0 olur diyordum, aynen devam ediyor düşüncem..

San Antonio Spurs: 102 Phoenix Suns: 96

bu seri efsane olmaya aday, suns buradan galibiyet çıkartamadı ama 4-3'e uzayacak gibi.. Asla Spurs hafife alınmamalı çünkü Duncan ve tayfası playoff düdüğü çaldığı anda dellenip çok manyak oynayabiliyorlar.. Duncan-Parker-Gino üçlüsü muhteşem oynamış.. amare yetmemiş doğal olarak, Nash'in biraz daha havasını bulması gerekiyor..

22 Nisan 2008 Salı

Aziz Bekir


Bir dönem Ülkerspor formasıyla sahalarda fırtınalar gibi esen, boş üç sayıları panyaya yollama ve olur olmaz top kayıpları yapma gibi alanlarda lig rekorlarını dağıtan garip bir guard'dı Bosna Hersek asıllı Aziz Bekir.. Özellikle Bosna milli takımı ile kariyer maçlarını oynayıp 25-30 sayı yaptıktan sonra lige dönüşünde Ülker formasıyla 0 çekmesi hasta ederdi beni.. Orhun Ene ile Harun Erdenay arasında kalan ve bu arada kalmışlıkla hiçbir şey yapamayan bir oyuncuydu.. Basketbolu bıraktıktan sonra Ülkerspor altyapısında görev alıyordu, hala daha orada antrenörlük yapıyor olabilir.. Şu sıralar ne yaptığını bilen varsa yorum butonu aşağıda..

Will McDonald


Tau Ceramica tarafından geçtiğimiz haftasonu oynanan Axa Barcelona maçından sonra disiplin sorunları nedeniyle geçici olarak kadro dışı bırakılan oyuncu.. Sezon başından beri de Tau'nun bir numaralı pivotuydu ancak pek büyük bir katkı vermiyor sanırım, en azından istatisitksel anlamda etkileyici değil.. Bu sene bir Tau maçı izleyebildim sadece, onda da ortalarda yoktu.. Final Four'da oynayıp oynamayacağı belli değil, takım ne kadar süreyle kadro dışı bırakıldığına dair açıklama yapmamış..

Ayrıntılar için; http://www.euroleague.net/news/i/30786/180/tau-removes-center-mcdonald-provisionally

Alphonso Ford Top Scorer Trophy: Marc Salyers


Alphonso Ford ödülü Euroleague'in normal sezonunu ortalama bazında sayı kralı olarak bitiren oyuncuya veriliyor.. Bu sene de Roanne forması giyen ve Fernerbahçe Ülker maçlarında da canavar gibi skorlar üreten Marc Salyers ödülü kazandı.. Maç başına 21.7 sayı ortalamasıyla oynayan Salyers'ı Willie Solomon 17.9 ile takip etti.. Ödülün ilginç yanı geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden Alphonso Ford'un da Marc Salyers'ın da ülkemizde forma giymiş olması sanırım.. Hem habeirn kaynağına hem de Salyers ile ödül hakkında yapılan röportaja buradan ulaşabilirsiniz.

David Blatt Nba?


Aslında Rusya ile şampiyon olduktan sonra çok konuşulmuştu Blatt'in Nba'de bir takımın başına geçmesi.. Ancak önce Cska ve sonra da Efes Pilsen görüşmeleri neticesinde yağan teklifleri askıya almış ve ligimize gelmişti Blatt.. İşler iyi gitmedi ve hepimizin bildiği gibi sezon ortasında Efes Pilsen ile yolları ayrıldı.. Şimdi Realgm forumlarında Blatt'in yeniden Nba takımı çalıştırabileceği konuşuluyor.. Aslında belki de basketbol anlayışı Nba'de başarılı olmasını sağlar, oyuncu özelliklerini iyi bilen ve ona göre takım kuran bir adam Nba gibi süperstar üzerinden oynanan basketbola adapte olabilir..

New York güzel olur demişler ama Avrupa'dan gelecek ve Nba'de Head Coach tecrübesi olmayan bir insan için New York cehennem gibi olur.. Wizards ilk iki maçı verince Eddie Jordan yerine de adı geçiyor.. Kime giderse gitsin, Blatt Nba şansını denesin isterim.. Daha önce Avrupa'da başarılı olup Nba'e uğrayan D'Antoni gibi örneklerin peşinden gitsin.. Gerçi Rusya Milli Takımı varken Nba temposu ile nasıl uğraşır bilemiyorum, neyse yakında görürüz zaten..

Nba Playoffs #3


Dün gece doğu ve batı konferansında playoffları açan takımların ikinci mücadeleri vardı;

Cleveland Cavaliers: 116 Washington Wizards: 86 (2-0)

Wizards çok kötü bir gece geçirmiş, LeBron ve tayfasını kızdırmak ve sağa sola demeç vermekten başka bir şey basketbol.. Böylesine denk gözüken bir playoff serisinde bir maçta 30 fark pek sağlıklı değil.. Arenas berbat oynamış, LeBron muhteşem bir maç çıkartmış.. Cavs bu seriyi zorlanmadan geçerse doğu finaline adaylar..

Houston Rockets: 84 Utah Jazz: 90 (0-2)

Bu seride her şey beklediğim gibi gidiyor.. T-Mac takımını tek başına kurtaramaz, bir kez daha playoff'a erken veda edecek gibi, Rockets artık bir maç almaları da çok zor.. Mehmet kendini toplamış 16say 16 reb yapmış.. En hızlı bitecek seri bu olacak gibi..

21 Nisan 2008 Pazartesi

Manu Ginobili


2007/08 sezonunun en iyi altıncı oyuncusu ödülünü kazandı, sürpriz değil, herkes ödülü almasını bekliyordu zaten.. Leandro Barbosa ve Jason Terry izlediler kendisini.. Kariyerinin en iyi sezonunu geçirdi Arjantinli, tüm olmulu istatistiklerde eski rakamlarının üzerine çıktı.. 48 sayı attığı maç oldu, tepesi attı tek başına maç aldı.. Spurs'un Abd'li olmayan takımının en önemli parçalarından birisi oldu.. Böyle bir adamın altıncı adam olması mı işin garibi, yoksa gerçekten kenardan gelen katkı daha mı önemli? Bu ay Kaan Kural Slam için Papaloukas yazısı yazmış ve oyuna yedek başlamasının oyunu incelemesi açısından faydalı olduğunu belirtmiş, haksız sayılmaz.. Gerçi Papaloukas bu sene 7 sayı 4 asist ortalamayla oynuyor Euroleague'de ama Gino 19.5 sayı 4.8 rib 4.5 asist getiriyor kenardan, analiz işleminde bir sonraki aşamaya ulaşmış gibi.. Neden bilmem severim Arjantinlileri, Gino da sevdiğim adamlardan..

LeBron James


Bir zamanlar ShaQ'ı durdurmak için sürekli fauller yapılırdı ve onun fiziksel üstünlükleri faul atma konusundaki yeteneksizliği ile dengelenirdi.. Şimdi LeBron James azmanına baktığımızda ligi yine yetenekten çok fiziksel bir şekilde domine ettiğini görüyoruz, o da ShaQ gibi oynadığı pozisyondaki rakiplerine karşı büyük fiziksel avantaja sahip ve bunu kullanıyor.. (Domine etmek kalıbını sevmiyorum, yeni önerilere açığım)

İlk Wizards maçında Washington oyuncuları sert müdahalelerden kaçınmamış ve Blatche-Arenas gibi oyuncular normal faullerden daha sert Playoff faulleri yapmıştı.. LeBron efendi de havaya girmiş ve ikinci maçta da Wizards'tan bu sert oyunu beklediğini belirtmiş.. Ancak şöyle bir olay var ki bu adam faulleri de sokuyor, bence daha yumuşak olsa da durdurmayı hedefleyen bir Stevenson savunması düşünülmeli.. Stevenson hatta tüm enerjisini savunmaya harcasın ve mümkünse bir tek top bile atmasın potaya.. İkinci maç bu gece, Türkiye saatiyle 02.00..

Erman Kunter


Türk insanı olarak genelde kendi değerlerimizi elimizden kaçmadan göremeyiz ve illa ki yurtdışından bir doğrulama bekleriz.. Erman Kunter de ülke dışına çıktıktan sonra bile değerini bilemediğimiz ender adamlardan, belki Ergin Ataman kadar sükseli başarılar elde edemedi ama yine de gittiği takımlara kattıkları ortadadır.. Aynı zamanda gelenekçi değil yenilikçi bir antrenördür ve günün şartlarına göre değişen basketbola ayak uydurabilir.. Ülkemizde bir ilk olan Darüşşafaka'ya oynattığı Motion Offense sistemi hala aklımdadır..

1997-99 arası bir dönem A Milli Takım'ın da başına geçen Kunter, uzun süreli bir kontratla yeniden yapılandırmayı Milli Takımlar seviyesinde kontrol edebilseydi ve o günlerden bu güne takımın başında kalabilseydi muhtemelen 2006'da bir şampiyonluk görebilir, 2010'a son şampiyon olarak gidebilirdik.. Ancak Tanjevic ve 2010 yalanını yaşadıktan sonra 2020'ler için görebiliriz kendisini.. (belki akıllanırsak )

Her Antrenör gibi kötü dönemleri de olmuştur, 96/97 yılında küme düşen ve sonradan yeni çıkan takımın lige katılım parasını ödeyememesi sayesinde ligde kalan Beşiktaş'ın da başındaydı, yine Galatasaray dönemi beklenen başarıları getirmekten uzaktı.. Fransa'da çıkış yakaladı, küme düşmeye oynayan Cholet'i playoff kapılarına taşıdı, Asvel ile bir sezon geçirdi, tekrar Cholet'in başına döndü.. Bir dönem adı Fransa Milli Takım antrenörlüğü için bile geçiyordu..

Basketbolculuğu döneminde bir maçta 153 sayı atma gibi garip bir rekoru da var kendisinin.. Türk Basketbolu'nun gördüğü en değişik adamlardan, ancak bu değişiklik kendisine güvenmemize engel değil.. Uzun süreli bir yapılanmada ilk düşüneceğim ve takımı emanet etmekten çekinmeyeceğim bir antrenör Erman Kunter.. Şu yakaladığımız yetenekli nesli en verimli kullanabilecek adamlardan birisi..

Semih Erden


Kaybedilen Telekom maçı sonrasında Tanjevic'in üzerine yürüyen dev adam.. Aslında hepimizin yapmak istediğini yapan yanlış adam kendisi.. Sporcu; başına gelenleri kabul etmeli ve her zaman her şartta antrenörüne saygı duymalıdır, bunu es geçmesi mantıksız olmuş.. Biz izleyiciler olarak iş hakarete varmadığı sürece istediğimiz eleştirileri yapmakta özgürüz ve Tanjevic sağolsun bolca malzememiz var.. Ama Semih'in daha sakin olması gerekirdi, şimdi muhtemelen kadro dışı bırakılacak ya da Alpella yolunu tutacaktır.. Bir türlü adam gibi olmayan gelişimi açısından da son derece kötü, bir mucize olsa da Tanjevic şutlansa.. Yine de Semih'in ceza almasından yanayım, bir gerçek var ki Aydın Örs olsa böyle şeyler olmazdı.. Tamam maç içinde solomon ile birbirlerine agresif hareketleri olmuştur ama oyuncular onun da maçı kazanmak için böyle yaptığını bilirlerdi.. Şimdi Fenerbahçe kenar yönetimi oyuncuların çabalarına rağmen maçı kaybetmeye oynuyormuş gibi bir görüntü veriyor, her kararları hatalı ve bazen insanlar çileden çıkabiliyor.. Yazık oldu Semih'e, ancak hatırlatma yapayım Galatasaray futbol takımı herhangi bir oyuncu Feldkamp'a tekme tokat girişmeden yollamayı başardı, hiçbir şey için geç değil..

Haber Kaynağı;
http://www.ntvspor.net/pages/22802.asp

L.A Lakers:128 Denver Nuggets: 114


Serinin ilk maçıydı ve beklediğim gibi Lakers’ın galibiyetiyle bitti. Serinin ilk maçları genellikle serinin geri kalanının nasıl geçeceğiyle ilgili fikir verir ve bu maçı izleyenlerin bu seriyi Lakers’ın 4-0 geçeceğini düşünmesi de normal olur. Özellikle bir Playoff maçında 128 sayı yiyebilen bir savunmanız varsa maç kazanmak pek kolay olmaz herhalde. Denver kenar yönetimi ne yapıyor anlamadım maç boyu Gasol’e hiçbir savunma uygulamadılar, Gasol’de kariyerinin en güzel günlerinden birini yaşadı 36 sayı 16 rib 8 asist ile, yanlış hatırlamıyorsam da ilk playoff galibiyetini aldı. Lakers oyunu her ciddiye aldığında rahatlıkla farkı açtı, Denver çaresizce izledi. Lakers’da maçı getiren oyuncular Gasol’un yanında Odom ve Walton’dı. Denver’da da bunlara direnenler Kleiza ve J.Smith’di. Maçta 32 sayı atmasına rağmen Kobe iyi bir oyun ortaya koyamadı, aynı şekilde 30’ar sayı atan Iverson, Carmelo ikilisi de. İlk maç itibariyle çekişmeli bir playoff serisi olacak gibi durmasa da Denver’ın ilerleyen maçlarda kendini toplayacağını umuyorum en azından bir iki maç kazanabilmek için.

Türk Telekom: 94 Fenerbahçe Ülker: 82


Basketbol ülkemizde ikinci spor ve maalesef iki insanın basketbolla yatıp kalktığı evimizde de bu değişmiyor.. Babam sayesinde şu maçı değil de Galatasaray - Belediye futbol müsabakasını izleyebiliyoruz.. Sözün özü izleyemedim maçı ancak Telekom'dan bir galibiyet bekliyordum, almışlar da..

Solomon - El Amin kapışması olur diye tahmin ediyordum ama El Amin dağıtmış biraz ortalığı.. Tbl şampiyonu kim olur anketinde kimsenin Telekom'a oy kullanmaması çok ilginç, Michael Wright ne zaman döner bilmiyorum ama Telekom şu haliyle bile herkesi devirebilecek durumda.. Fenerbahçe cephesinde Kinsey 21 sayı yapmış, yavaş yavaş açılıyor bu adam Siena maçlarında da fena değildi.. Aslında Tanjevic varken Fenerbahçe maçı izlemeyecem diye yemin ettim, kanser olma ihtimalim artıyor ama yine de playoff'ta izlemek zorunda kalacağım gibi..

Beşiktaş Cola Turka lig liderliğini garantilemiş, hayırlı olsun..

Nba Playoffs #2


Dün geceki maçları izleme şansı bulamadım, Orlando maçı çok uygun bir saatteydi ancak bir türlü doğru bir yayın yakalayamadım. La Lakers maçının da baş ağrısından dolayı ilk periyodunu izleyebildim, detayları maçın tamamını izleyen furkan bey aktaracaktır..

Detroit Pistons: 86 Philadelphia 76'ers: 90 (0-1)

Hepimiz 76ers'in en az bir galibiyet alabileceğini tahmin ediyorduk ama ilk maçı kazanıp saha avantajını ele geçireceklerini, devresini 15 sayı geride kapattıkları playoff açılış maçında Detroit'i yeneceklerini düşünemezdik bile.. Helal olsun, yeni Golden State olacaklar sanki, we believe ne diyeyim.. Detroit'i eleyeni baş tacı yaparım, go 76ers!!

Orlando Magic: 114 Toronto Raptors: 100 (1-0)

Orlando'nun turu beklenenden daha kolay geçeceğini düşünüyorum.. dün maç boyunca neredeyse hiç geriye düşmediler ve daha ilk periyotta 20 sayı fark yaptılar.. Magic iyi bir hücum takımı ancak savunma yapmak istediklerinde de ellerinden geliyor.. Hedo 21 sayı yaptı Dwight 25 sayı 22reb ile playoff açtı, her şey beklenildiği gibi..

La Lakers: 128 Denver Nuggets: 114 (1-0)

Lakers için de seri beklenenden daha rahat geçecek gibi, sadece ilk periyodu izlememe rağmen Lakers'ın Denver'a bir boy büyük geldiğini belirtmem lazım.. Gasol çılgın oynamış, Kobe'ye ihtiyaç bile duyulmamış.. Denver savunması iğrenç durumda.. Ai atılmış, herkes dellenmiş.. Ayrıntıları Furkan bey versin, izledi maçı..

Boston Celtics: 104 Atlanta Hawks: 81 (1-0)

boston 4-5 gömlek üstün rakibinden, hiç zorlanmadan uçar geçer bu turu.. Ama eminim doğudaki herkes en azından bir maç kazanıp Boston'ın fiyakasını bozmasını bekliyor Atlanta'dan.. Horford 20-10 yapmış, süpürülmenin ilk halkası gibi..

20 Nisan 2008 Pazar

Coach Of The Year


Bu sene sonucu önceden belli olmayan ender ödüllerden birisi, yılın koçu kim olacak? Slam türkiye ödülü Rick Adelman'a vermiş, T-Mac'in 62 Yao'nun 55 maç oynayabildiği normal sezonda 22 galibiyet ile Nba tarihinin en büyük ikinci serisini yakalayan bir takımın coach'u doğal olarak büyük adaylardan ancak rakipleri de ciddi adaylar.. New Orleans hiç beklenmedik bir biçimde batıdan ikinci çıktı ve Chris Paul kadar Byron Scott da konuşuluyor, ödülü alırsa şaşırmam hatta bu sene New Orleans'ın bir şekilde ödüllendirilmesini istediğimden ötürü de ona layık görüyorum ödülü.. Bir diğer aday Nba'in en zayıf kadrolarından olan 76ers'ı Playoff'a yedinci sıradan sokan Maurice Cheeks, ancak yine de galibiyet oranı düşük bir takımdan bahsediyoruz.. Takım çok iyi olduğu için coach'un yeteneği pek önemsenmese de Boston coach'u Doc Rivers sürpriz yapabilir.. Bence yeni yıldızları takıma monte etme konusunda başarılı ancak Garnett ve Allen pek problemli adamlar değillerdir..

Benim üç oy hakkım olsa birisini dayım gibi adam olan Stan Van Gundy için kullanırım, sağlam bir basketbol oynattı Orlando'ya aynı zamanda Hidayet'i All-Star seviyesine çıkarttı.. Sakatlıklara rağmen La Lakers'ı birinci sırada görmemizi sağlayan adamlardan Phil Jackson da aday ama alma olasılığı sıfıra yakın, kimse sevmez onu..

Bence hakeden Byron Scott ama Adelman da kazanabilir ödülü.. Isiah Thomas'ın almayacağı kesin, dün şutlandı haberi gelmişti, şurada da detayları var..

Rookie Of The Year


Bu sene Nba'de MIP hariç diğer ödüller daha kolay tahmin edilebilir durumda, özellikle şu Race to Mvp ve Rookie Rankings gibi sıralamalarla resmen ödüller sıralamayla belirleniyor.. Greg Oden tüm sezon oynamayınca meydan Kevin Durant'a kaldı, o da iyi bir sezon geçirerek yılın çaylağı ödülünü kazanmaya çok yaklaştı.. Yakında açıklanır ve resmileşir.. Yeniden yapılanmaya giden Seattle bir çaylak için en ideal takımlardan, Durant da bir numaralı skor opsiyonu olarak sağlam maçlar çıkarttı, her ne kadar Playoff yapamasalar da normal sezonun son maçında 40 sayı yapması ve sezonu 20.0 sayı 4.2 rib 2.2 as gibi iyi ortalamalarla bitirmesi ödül için gayet yeterli..

Kaan Kural'ın favorisi Al Horford da doğuda son Playoff biletini kapan Atlanta'da güzel bir sezon geçirdi ama bu ödülü kazanmasına yetmeyecek.. Avrupa'nın tecrübelisi Nba'in çaylağı Luis Scola sonradan açılıp iyi performans gösterdi, bu oyuncular dışındaki çaylaklar pek yeterli değildi aslında.. Belki Al Thornton istastistiksel anlamda aralarına girebilir.. Sonuçta benim oyum Durant'a gidiyor, muhtemelen ödül de ona gidecek..

Nba Playoffs #1


Dün oynanan dört maçla playoff'lar başlamış oldu. Birbirinden heyecanlı geçen maçlarla playoff atmosferini ve oyununu ne kadar özlediğimizi anlamış olduk, Nba Basketbolu'nun en güzel yanı bu playoff'lar, mümkün olduğunda maç izlemeye çalışacağım, dün iki maçı izledim, diğer ikisinin de özet görüntülerine baktım, skorlar ve kısa da olsa yorumlar şöyle;

Houston Rockets: 82 Utah Jazz: 93 (0-1)

Maçı Ntv ekranlarından izleyebildim, uykusuz kalmamıza değecek maçlardan değildi belki ama maç hakkında yorumlar için şu posta bakabilirsiniz.

New Orleans Hornets: 104 Dallas Mavericks: 92 (1-0)

İlk iki periyodu önde geçen Dallas üçüncü periyotta dağılmış.. Chris Paul her ne kadar normal sezon dışında olsa da Mvp yarışı için biraz daha prim yapmış.. Böylesine genç bir oyuncu için Playoff'ta Kidd karşısında 35 sayı 10 as gerçekten sağlam bir performans..

San Antonio Spurs: 117 Phoenix Suns: 115 (1-0)

Her ne kadar Phoenix'i favori olarak görsem de San Antonio Playoff geldiğinde değişen ve çıldıran bir takım.. Yani düşününce bu adamların ilk turda elenmesi imkansız gibi geliyor.. Dün de iki uzatmalı müthiş bir maç olmuş, Suns iyi başlamıştı ama Shaq daha 4 dakikada 3 faul almıştı, sonrası heyecan olmuş.. Duncan 40 sayı 15 rib yapmış, son saniyede üç sayı bile atmış, Spurs her zaman şampiyonluk şansı olan bir takım.. Yine hatırlattılar.. (Hala favorim Suns)

Cleveland Cavaliers: 93 Washington Wizards: 86 (1-0)

Gilbert Arenas arada girip 15-20 sayı atıyor, arada da gaz veren konuşmaları ekrana yansıyor.. Bir yandan spikerler geçmiş serilerin gergin olaylarından bahsediyor, LeBron topu eline aldığında Stevenson'ın "LeBron is Overrated" sözleri hatırlatılıyor.. Kolay sayı olmayacağını vurgulamak için sert fauller yapılıyor ve sonuna kadar heyecanlı bir maç geçiyor.. Bu seri en dikkatle takip edeceğim seri olacak, ilk maçın ayrıntıları için şu posta bakabilirsiniz..

Houston Rockets: 82 Utah Jazz: 93


Yao Ming olmadan Rockets'ın işi çok zor, bunu net bir biçimde anladığımız maç oldu.. Gerçi Mehmet Scola karşısında son derece tutuk bir oyun sergiledi ve o bölgeden skor üretemedi ama Houston da en faydalı olabileceği alanda çok zorlandı..

Deron Williams, Andrei Kirilenko ve hatta Matt Harpring son derece inanılmaz bir savunma hattı oluşturuyorlar, T-Mac'in sakat omzu ile bunlarla başa çıkması ve çılgın skorlar yaparak takımını tek başına zafere taşıması neredeyse imkansız.. Rafer Alston da olmadığı için Rockets adeta sadece T-Mac'in ellerine bakıyor, ekstra bir şey çıkartamazlarsa da ilk turda süpürülebilirler.. Kendi sahalarında ilk maçı verdiler ve son derece rahat bir oyunla zorlanmadan kazandı Jazz..

Kirilenko dünkü maçın en iyi oyuncusuydu, Mehmet'ten skor katkısı alamayan takıma 21 sayı ile önemli bir skor katkısı yaptı.. Aynı zamanda McGrady'ye son iki petiyotta potayı göstermedi ve Scola'ya koyduğu blokla da gönlümüzdeki yerini sabitledi..

Deron Williams ve Carlos Boozler en azından istatistiksel olarak bekleneni yerine getirince Utah kolay kazandı.. Paul Millsap üzerinde durulması gereken önemli bir adam, dün de kısa zamanda önemli işler yaptı ve takımın önde kalmasında büyük pay sahibi oldu, iyi bi savunmacı ve sağlam bir ribaundçu.. (Ayrıca Mutombo'ya koyduğu blok harikaydı)

Dönüp dolaşıp Mehmet'e gelirsem ne diyeceğimi bilemiyorum.. yine hayal kırıklığı yaratan bir oyunla playoff'ta kuzuya dönmüş izlenimi vermeyi başardı! Umarım bu tek maçlık kötü oyunlardandır, çünkü şampiyonluk yüzüğü takan bir oyuncunun playoff atmosferinde böylesine heyecanlanmasına anlam vermekte zorlanıyorum..

19 Nisan 2008 Cumartesi

Cleveland Cavaliers:93 Washington Wizards:86


Nba Playoffs 2008 açılış maçı. Sanırım ilk turun en heyecanlı mücadelesi bu iki takımın olacak.. DeShawn Stevenson'ın geçtiğimiz ay bir maç sonrasında "LeBron is Overrated" açıklamasından başlayarak LeBron'un geçtiğimiz seneki eşleşmede yaptığı stepslerin Wizards taraftarlarınca alay konusu olmasına kadar her şey seriyi geriyor, bir de üzerine playoff atmosferini ekleyin.. Alın size şenlik..

Maç dengeli başladı, iki takım da pota altından önemli katkılar aldılar.. Ilgauskas ve Haywood skor yönünde pota altını eşitlediler, ancak Jamison ribaundları toplayınca ve Arenas kısa zamanda inanılmaz işler yapınca Washingon öne fırladı.. Bir ara maçın spikerleri Nba'in en önemli seyircilerinden olan Cavs seyircisinin susup Washington'ı izlediğini söylediler, haksız da sayılmazlardı.. Gilbert birisi ilk periyodun sonunda 12 metreden olmak üzere 4/4 üç sayı attı bu bölümde.. Washington savunması LeBron'a kolay sayılar attırmayacak belli ki, elini kolunu sallayarak sayı bulması zor gibi.. İlk periyotta kendisine yapılan sert bir faul için maçı yorumlayan Rick Carlisle "Bu sakatlamaya yönelik bir faul değil, playoff faulü" diye güzel bir açıklama yaparken aslında playoff basketbolunu çok iyi özetledi.. (Nba sadece bu dönemde güzel geliyor bana)

İkinci periyodun ortalarından sonra LeBron Stevenson savunmasını aşabildi ve biraz rahatlayarak skora katkı yapmaya başladı, Szczerbiak'tan da gelen sayılarla Cavs Wizards'ı yakaladı.. İlk yarı West'in son saniyelerde gelen üçlüğü ile 46-46 sonlandı.. Devre bitiminde Haywood ile LeBron Playoff'un ilk gerginliğini yaşadılar, daha çok kavga dövüş olacak gibi.. Benchlerin olaya dahil olmaması çok önemli, geçmişteki ceza örneklerinden ötürü herkes daha dikkatli olmalı..

Üçüncü periyoda Jamison damgasını vurdu, bu dönemde ribaundları toplamaya devam etti ve skora da katkısını sürdürdü.. Arenas da kısıtlı süreyi maksimum fayda ile oynamaya devam edince Washington 67-61 ile öne geçti ve Cavs'i molaya yolladı.. Mola sonrası Cavs biraz toplandı ve periyot 69-65 sona erdi..

Son periyoda LeBron kenarda başladı Cavs ancak Gibson ve Ilgauskas'ın sayılarıyla 73-70 öne geçti, skor eşitlenince LeBron oyuna girdi ve 5 sayı kadar öne geçtiler, skor yeniden eşitlenip Washington 84-82 ile 2 sayı öne geçmeyi başarsa da bu andan itibaren kullandıkları 7 şutu üst üste kaçırarak maçı Cleveland'a hediye ettiler.. Son dakikaları en iyi oynayan adam olan Gilbert bu kez başaramadı, LeBron ve Cavs iyi bir başlangıç yaptı..

LeBron James istatistiksel olarak güel duran bir maç oynasa da superstar faulleri ile epey bir kollanıyor ve o rakamları çizgiden boş şutlarla doldurmaya devam ediyor, üç senede değişmeyen tek şey bu sanırım.. Jamison elinden geleni oynadı, Stevenson adeta cüneyt Erden'mişçesine üçlükler salladı, savunmaya konsantre olmaya çalışırken hücumda hiç katkı yapamadı.. Blatche henüz sadece faul yapıyor, daha zamana ihtiyacı var, playoff için yeterli değil..

Güzel bir seri başladı.. Washington deplasmanda bir galibiyet kovalayacak ve savunmayı daha da sertleştirecektir, Gilbert da süreyi biraz dengelerse serinin 7 maça gitmesi muhtemel.. Ne diyelim, hepimize keyifli seyirler..

Recep Ankaralı

Düdükle doğduğu söylenir.. Mehmet Keseratar ile beraber basketbol hakemliği kavramının başından beri maç yönetirler, bir ara Memduh Öget de vardı ama o bıraktı.. Recep hiç bırakmayacak gibi, hatta şu sıralar özellikle futbolda çok tartışılan "hakemlerimiz üst düzey maçlarda görevlendirilmiyorlar" olayına nazire yaparcasına Euroleague Final Four da maç yöneteceği açıklandı.. Severiz kendisini, oyuncularla arası iyidir, karşı takımlarda oynayan Kerem - Kemal kardeşleri maç içinde "düzgün oynayın, el kol yapmayın" diye uyarabilir.. İbrahim Kutluay'a "başlatma karizmandan, sok formayı içeri" diyebilir, kral adamdır Recep Ankaralı..