6 Ocak 2008 Pazar

Efes Pilsen: 72 Galatasaray: 59


Tbl’in 15. haftasındaki en önemli karşılaşmaydı. Beşiktaş’ı, Fener’i ve Telekom’u devirmiş Galatasaray’ın kazanması durumunda bütün rakiplerini yenerek ilk yarıyı müthiş kapamasını sağlayacaktı. Efes Pilsen de iki gün önce oynadığı ve kötü bir şekilde kaybettiği Maccabi maçından sonra moral bulması için bu maçı kazanması gerekiyordu. İşte bunlar bizi dün soğuk havada Abdi İpekçi'ye gitmek için cezbeden nedenlerdi. Maça giderken ne kadarda umutluyduk bütün yol abimle ile TBL, NBA kritiği yaparak kendimizi güzel bir maça hazırladık. Gönlümüzde maçı Galatasaray’ın kazanması yatsa da; maçı sakin efes seyircisi yanında izledik.

Öncelikle hiç beklemediğimiz gibi bir maç olmadı. Bir türlü Galatasaray maçın içine giremedi ve bu sebeple maç hep Efes Pilsen'in kontrolünde geçti. Hüseyin’in yokluğu Galatasaray’ı çok fazla etkilemişti. Hüseyin olmayınca pota altında hücum gücü düşük olan Fatih ve Cemal Nalga rakip savunmayı pek zorlayamadı böyle olunca Gaines ve Owens bir türlü rahat kalamadı. Dış oyuncuların da gününde olmayışı özellikle Dee Brown'ın oyun kurmakta zorlanması Galatasaray’ı düşük sayılarda tuttu. Efes Pilsen’in bol Amerikalı kadrosunu ne kadar sevmesem de dün Sconnie Penn ve Rashad Wright’in oyunun iki yönünü de iyi oynaması Ermal’ın arkasında Cemal Nalga’nın duramaması Efes'e maçı getirdi. Murat Özyer hakkında yapabileceğim tek eleştiri belki Fatih Solak’ı oyunda biraz daha fazla tutsaydı Efes pota altından gelecek 8–10 sayıyı engelleyebilirdi. Böyle olunca Efes Pilsen maçı rahat kazandı, bizde maçtan umduğumuzu bulamadık.

1 yorum:

Burak dedi ki...

Fatih neden bu kadar kenarda oturdu ben de anlamadım.. Maçın başında Dee Brown oyun kurmakta zorlanınca Hite beklediği şutları bulamadı, bir hava yakalayamadılar ve maç gitti.. Wright inatçı bir savunmacıymış, ilk kez canlı izledim aslında fena bir guard da değil..