Ülkerspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ülkerspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2008 Cuma

Pete Williams

Basketbolu sevmemi sağlayan oyuncular listesinin tepesinde yer alır, imza aldığım ilk oyuncudur kendisi.. 2.00 olmasına rağmen inanılmaz sıçrama yeteneği sayesinde her yerden smaç vurabilen, koyduğu bloklarla rakibi oyundan düşüren muhteşem bir oyuncuydu.. Boyu pek ideal olmasa da 4 numara oynardı ve hakkıyla da yerine getirirdi görevlerini.. Ülkemize Fenerbahçe getirmesine rağmen ben onu Ülkerspor formasıyla tanıyıp sevmişimdir.. Smaç denen güzelliği ilk olarak ondan gördüğümü de söyleyebilirim..

Kendisi İsmet Badem'i de çok gaza getiren oyunculardandı, yanlış hatırlamıyorsam Ülkerspor - Magic Allstars maçında bastığı smaç için İsmet abi uzun süre "üçlükten bastı, yeniden göstersin vallahi üçlükten bastı" gibi açıklamalar yapmıştı maç içinde, hakkı da vardı, basmamıştı ama basabilirdi Williams, gözümüzde öylesine yüksekteydi..

Ondan sonra rahmetli Conrad McRae daha sonra da Marcus Haislip aldı bu ligin hava yolları ihalesini, hepsi gitti şimdi uçan kaçan yok, şu sessiz sakin anlarda da doğal olarak aklıma geldi.. Lary Richard ile ligimizin efsanelerindendi, keşke videolarını falan bulabilsek de ansak o günleri, ayrıca fotosunu bulan olursa yorumla yollasın da ekleyeyim..

22 Nisan 2008 Salı

Aziz Bekir


Bir dönem Ülkerspor formasıyla sahalarda fırtınalar gibi esen, boş üç sayıları panyaya yollama ve olur olmaz top kayıpları yapma gibi alanlarda lig rekorlarını dağıtan garip bir guard'dı Bosna Hersek asıllı Aziz Bekir.. Özellikle Bosna milli takımı ile kariyer maçlarını oynayıp 25-30 sayı yaptıktan sonra lige dönüşünde Ülker formasıyla 0 çekmesi hasta ederdi beni.. Orhun Ene ile Harun Erdenay arasında kalan ve bu arada kalmışlıkla hiçbir şey yapamayan bir oyuncuydu.. Basketbolu bıraktıktan sonra Ülkerspor altyapısında görev alıyordu, hala daha orada antrenörlük yapıyor olabilir.. Şu sıralar ne yaptığını bilen varsa yorum butonu aşağıda..

20 Ocak 2008 Pazar

İbrahim Kutluay


Sanırım basketbol kariyerini başından başlayarak takip ettiğim ilk oyuncudur İbrahim Kutluay.. Fenerbahçe altyapısından çıktığı ilk sezon neredeyse hiç süre alamamış, ikinci sezonu da yedekte beklemiş ancak Murat Didin ile birlikte önemli bir oyuncu olmayı başarmıştı.. Takımını finale kadar getiren oyunu oynamış, finalde Ülker^e dirense de mağlubiyeti engelleyememişti.. Sonra yine üç sezon Fenerbahçe, bir sezon kiralık Efes Pilsen -ki final four oynadılar- ve Yunanistan dönemleri, Avrupa sayı krallığı ve yoncalarla gelen Avrupa şampiyonluğu.. Kısa bir Nba denemesi, tekrar Yunanistan ve Türkiye, Ülkerspor ve yuvası olan Fenerbahçe..

Türk basketbolunun Avrupa^daki en kariyerli oyuncusudur İbrahim, şu sıralar futboldaki Tümer Metin^in basketbol versiyonu olarak anılsa da Tümer^e göre piyasası daha büyük olduğundan Paok ile anlaşma sağlayıp kariyerini sürdürüyor.. Askerlik yasası gereği ya askere gitmesi ya da yurtdışında oynaması gerekiyordu, yoksa Fenerbahçe^de basketbolu bırakacağından şüphem yok.. Dün Aris potasına 25 sayı bıraktı, onsuz Fener^in hali de içler acısı (+Tanjeviç)

İsmet Badem^in her zaman istediği medyatik basketbolcu olmayı başarmıştır ibo, Demet Akalın-Demet Şener aşkları, televole programına dahil olan ilk basketbolcu olması vs.. ile hep ön planda olmuştur.. Fenerbahçe^nin hedef küçülttüğü yıllarda Efes Pilsen^de kiralık olarak oynaması bile basketbolu ve kariyerini ne kadar düşündüğünü özetleyen önemli bir olaydır, gerçi o sezon Halil Üner^in hakaretlerini bolca dinledi ama basketbolu seven herkes İbrahim^in yanındaydı.. Bodiroga ile iyi bir ikili oluşturduğu Panathinaikos^ta Avrupa şampiyonluğunu kazanması, milli takımdaki abiliği ile Harun Erdenay-Orhun Ene ikilisinin yerini doldurması Türk basketbolu ve basketbolcusu için hep önemli olmuştur..

Sözün özü, iyi adamdır İbo.. Basketbol oynarken elinden geleni yapar, forma giydiği takım için her şeyini verir, belki Harun Erdenay gibi efsane bir skorer değildir ama imkansız şutların adamıdır, taraftar adamıdır, severim..

Not: Harun yerine İbrahim geldi, İbrahim^in yerine Cenk Akyol olmaz, yeni birini bulmalı..

12 Ocak 2008 Cumartesi

Jeff Trepagnier

05–06 sezonunda Ülkerspor forması giyen, o sezon bizim Abdi İpekçi’ye taşınmamıza neden olan oyunculardan biridir. Müthiş savunması, bir o kadar da güzel smaçlarıyla bizleri mest etmiştir. Çok istikrarlı bir şutu olmasa da yeri geldimi hücumda da çok iyi maçlar çıkarmıştır. Özellikle TBL Allstar’da yaptığı muhteşem smaçlarla MVP seçilmesi, Marcus Haislip ile girdiği o mükemmel smaç yarışması (NBA Allstar’daki smaç yarışmasından bile iyiydi), final serisinde Ermal Kurtoğlu’nun üzerinden bastığı inanılmaz smaç bir de Partizan maçında 11 top çalması ile bir yılda hafızalarımızda bu kadar yer eden ender yabancılardan oldu. Ülkerspor’un dağılmasından sonra Napoli’ye gitti, sonra ne oldu tam olarak bilmiyorum ama o sezon yaptıklarından dolayı onu unutmayacağım. Keşke David Blatt’in bol Amerikalı dolu kadrosunda yer alan yabancılardan biri olsaydı çünkü hem savunmasıyla Efes’e büyük katkı yapabilir hem de tribünlere taraftar çekmekte yardımcı olabilirdi.

10 Ocak 2008 Perşembe

Mark Pope

Basketbol ligimizde topu oyuna sokamayınca mola almayı deneyen ilk yabancı oyuncudur Mark Pope.. Çok garip bir faul atışı stili olan bu adam 96/97 sezonunda Efes Pilsen, 99/00 sezonundaysa bir dönem Ülkerspor forması giymişti.. İlginç bir adamdı Pope, Ülkerspor^un pota altı oyuncusu diye aldığı ama dış oyuncu gibi oynayan oyunculardan sadece birisiydi.. İçeride mücadeleyi sevmez, oyundan hep kaçardı.. Fazla da kalmadı zaten buralarda, Nba^e döndü, Indiana, Milwaukee ve Denver Nuggets formaları giydi, olmaması gereken basketbol kariyerini 2005 sonunda sonlandırdı, ya da ben böyle biliyorum.. (umarım öyledir)

Kevin Rankin



Chicago ile Nba kamplarında takıldıktan sonra Fenerbahçe^ye gelen, geçirdiği bir sezonun ardından onu asıl hatırladığım ve sevdiğim Ülkerspor^a geçen Amerikalı pivottur.. 96-00 yılları arasında formasını giydiği Ülkerspor^u yakından takip etmiştim, iç saha maçlarının neredeyse tamamını izleme fırsatı buldum, kendisi ile Abdi İpekçi koridorlarında karşılaştım, imza falan aldım.. 2.10^luk bir devdi..

Bu adamın basketbolu gayet ilginçti, aslında bir beş numaradan daha çok şutu olan 4 numaraya yakışıyordu.. Sağ omzunun biraz üzerinden topu çembere yollayan ilginç bir şut stili vardı.. Zaman zaman harika maçlar çıkartıp 20s 10r ortalamaları yakalasa da sezonun sonlarında 14s 7r ortalamalara düşerdi.. Dejan Koturovic, Dzevat Alihodzic, Mark Pope, Dan Godfread gibi pivotlarla yanyana oynadı, İsmet Badem tarafından sürekli bir "ikiz kuleler" benzetmesinin içerisinde yer aldı..

Gerçekten "basketbolu öğrenen" yabancı oyuncu durumunda olması yüzünden çok sevmiştim bu adamı, çengel atışların değişilmez ismi Dan Godfread ile beraber oldukları sezon ayrı bir güzeldi.. Sanırım Türk vatandaşı da olmuştu, bir dönem modaydı Rickie Winslow^larla falan.. Ülkerspor sonrası Hapoel Jaruselam ve daha sonra Alba Berlin formaları giydi, en son aldığım haberler bunlar, daha sonra ne oldu ne bitti bilmiyorum..

6 Ocak 2008 Pazar

Marcus Haislip


Türkiye^de basketbol oynayan yabancılardan kimisi karakteriyle kimisi de atletik yetenekleriyle kalbimi çalmayı başarmıştır.. Bu ikinci kategorinin benim için en önemli temsilcilerinden birisidir Marcus Haislip, hatta Pete Williams^tan boşalan "muhteşem smaçlar basan Amerikalı" kontenjanımı doldurmuştur.. Önce Ülkerspor^da oynamış, olaylı bir şekilde sezon ortasında bıraktıktan sonra bir sonraki yıl Efes Pilsen kadrosunda yer almıştır, iki takım için de iyi maçlar çıkarttığı gibi keyifsiz olduğu anlarda sallamadığı maçlar da olmuştur.. Bu sezon Efes Pilsen^den ayrılarak Unicaja Malaga ile anlaşmıştır..

Haislip, sahaya çıktığında yüzünde hep donuk bir ifade vardır, maç boyunca da değiştiğini fazla göremezsiniz.. Sanki üç-beş oyuncuyu potaya sokan smaçları, topları panyaya çarptıran blokları o yapmıyormuş gibi, sakin ve huzurlu bir ifadesi vardır.. Bu ifade çoğu zaman "gidecek mi acaba" endişesi ile karşılansa da onu tanıyanların alışkın olduğu bir şeydir, paniğe gerek yoktur.. Ülkerspor^daki son dönemlerinde başladığı üç sayı denemelerine, Efes Pilsen^de daha da arttırarak devam etmesi ligimizin heyecandan uzak antrenörleri için zorlayıcı oldu.. Haislip gerçekten çok iyi olan dış şutu ve hızlı ayaklarına rağmen 4 ve hatta zaman zaman 5 numarada kullanılmak zorudaydı, kalıplar böyle diyordu ve cesaretli antrenörler olmadığı için de Haislip harcandı.. Oysa ki Marcus Avrupa için ideal bir üç-buçuk olabilirdi, eşleşme problemleri yaratabilir ve rahat kullandığı üç sayılarla önemli bir skor opsiyonu olabilirdi.. Ancak ne Ergin Ataman ne de Oktay Mahmudi onu verimli kullanamadılar.. Böylesi bir adam da ligimizden çekip gitti..

Basketbol, en başında estetik bir spordur ve tribünlere izleyici çekebilmek için de Haislip tarzı oyunculardan daha iyisi yoktur.. Tbl Allstar 2006^yı genç basketbolseverlerden hangisi unutabilir, Haislip şu smacı basarken arkada oturanlardan birisi de benim ve itiraf edeyim o sene Nba Allstar yerine orada olmayı tercih ederdim.. Jeff Trepagnier ile beraber kaybedilmemesi gereken bir adamdı Marcus, umarım gelecek sezonlarda kendisini yine izleyebiliriz.. Şimdiye kadar gördüğümüz onun kapasitesinin sadece beşte biri kadar, tekrar Nba olacak oyunu sergilemesi yakındır..