Galatasaray Cafe Crown etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray Cafe Crown etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2010 Cumartesi

Galatasaray:87 Aliağa:69

Ligin en inanmış takımı olan Galatasaray’ın Aliağa maçında çok fazla zorlanacağını düşünmüyordum. İlk yarı pek beklediğim gibi olmadı, fakat Galatasaray’ın ikinci yarının hemen başında yakaladığı seri maçı rahat kazanmasını sağladı.

Aliağa Petkim ve Galatasaray’ın benzer oyun oynadıkları söylenebilir. Hızla rakip alana geçip , ilk boş şutu kullanma ve mümkün oldukça fazla topu potaya göndermek. İki takım arasındaki kalite farkı bu maçın böyle açık ara bitmesindeki en büyük etkendi.

Galatasaray’ın -5 puan cezası kaldırıldıktan sonra ligde kalma hedefi playoff hedefine döndü. Yaşadıkları skandal camia olarak birlikteliklerini güçlendirdi. Burada Galatasaray yönetiminin krize müdahaledeki başarısı da yadsınamaz bir gerçek.

Galatasaray’ın oyun anlayışına baktığımızda iyi hücum yapan, gerektiğinde sert savunma yapabilen her maçı kazanmak isteyen bir görüntü içindeler. Hücumda şutörü bulana kadar yapılan paslar, dört numaralı oyuncularının oluşturduğu şut tehdidi ve gerçek bir üç numaraya sahip olmaları önemli artıları. Fatih Solak’ın da takıma katılması pota altı savunmasındaki zaafları ortadan kaldırmış durumda. Bir tek Washington konusunda benim ciddi şüphelerim var, takıma zarar verebilecek bir oyuncu gibi duruyor, umarım o da bir kalıba sokulabilir.

Gerçek üç numara diye bahsettiğim Jasaitis bu ligde Shumpert ile birlikte oyun tarzını en fazla sevdiğim oyunculardan. Hücumda her zaman doğru yerde durarak rakip savunmları hep kuşku içinde bırakan, kendini unutturduğunda da cezayı kesen bir tarzı var. Galatasaray hücumlarındaki en büyük zenginlik. Ribaund ve savunma katkısı da önemli özelliklerinden. Bunun yanında Rancik ve Wilkınson da çok değerli oyuncular. Savaşçı özellikleri, şut tehdidi oluşturmaları ve takım oyuncusu görüntüsünde olmaları onları değerli kılıyor.

Cem Akdağ konusunda şüphelerim vardı. Onu çok fazla tanımadığımdan pek de yorum yapabilecek düzeyde değildim. Hala koçluğu konusunda konuşamam, fakat takımı bu kadar kısa sürede motive etmesi ve krizden hızlı bir şekilde çıkarması sebebiyle onu sadece tebrik etmek gerekir.

Aliağa Petkim, Hosley’nin iyi oynamasına bağlı bir takım görüntüsü içindeydi. Bu anlayış onları sadece ligde tutabilir, gerisi zor. Yine de ilk defa maçlarını izledim genel bir yorum yapmak yanlış olabilir. Yüzdelerini arttırdıklarında daha fazla etkili olacakları kesin.

1 Kasım 2009 Pazar

Galatasaray CC:98 Erdemir:89

Öncelikle belirtmek isterim ki pazar günü, dışarı çıkmaya üşendiğimiz şu sıkıcı havada ilaç gibi bir maçtı. Her açıdan keyifli oldu, kazananın Galatasaray olması da benim için ayrıca önemliydi.

Galatasaray’ı bu sezon ilk defa seyrediyorum. Jasaitis ve Washington’ı daha önce milli takımlarında izlemiştim, ama diğer iki yabancı hakkında hiçbir bilgim yoktu. Bugün Wilkinson da, Rancik de bana iyi bir izlenim verdiler. Galatasaray iyi bir takım, mücadele gücü yüksek oyunculardan kurulu. Birlikte oynamaya alıştıkça çok daha iyi işler yapacaklardır. Fakat Avrupa’da başarı ve ligde final hedefleri varsa o zaman bir pivot eksikleri var gibi görünüyor. Hüseyin Beşok keşke gönderilmeseydi.

Bu maçta Jasaitis beklediğim gibi performans gösterdi. Savunmanın zaaflarını iyi değerlendirdi. Boş şutlarda çok etkili olduğunu biliyordum, bugün bunu bir kez daha gördük. Washington’u daha önce izlemiştim ve etkili bir, iki numara olduğunu biliyordum. Bugün topla ne kadar hızlı olduğunu gördüm. Galatasaray hücumlarını bu hızla şekillendirebilir. Takımın Türk oyuncularının biraz kendilerine çeki düzen vermesi gerekebilir. Murat Kaya, Evren Büker, Tufan Ersöz ve Can Akın’ın gerçekten çok iyi oyuncular olduklarını biliyoruz; fakat bunun oyuna istatistiksel anlamda da yansıması gerekiyor. Bugün 4 yabancıdan 75 sayı katkı gelirken yerlilerden sadece 23 sayı geldi.

Erdemir’in üzerinde bir şansızlık olduğu kesin. Fenerbahçe maçından sonra bu maçta da uzatmada kaybettiler. Bu ligde çok can yakabilecek bir oyun oynuyorlar. Maç içinde geriye düşmeyi pek sorun etmiyor ve maçtan hiçbir zaman kopmuyorlar. Bugün Erkan Veyseloğlu’nun performansına da bir paragraf açmak gerekebilir. Çok etkili oynadı ve maçı 30 sayıyla tamamladı. Erkan çok sevdiğim bir oyuncudur, artık daha istikrarlı bir sezon geçirmeli ve bu performansını bizlere ilerleyen haftalarda da izletmeli. Bu sezon Erdemir’in eğer bu şansızlıkları devam etmezse Playoff’a kalacağını düşünüyorum.

Pazar günü Ntvspor’un bize hediyesi olan Toronto-Orlando maçı ile devam edecek.

30 Temmuz 2009 Perşembe

Simas Jasaitis Galatasaray'da


Çok iyi bir transfer fakat 1 yıllık sözleşme imzalanmış. Oyuncular Galatasaray'a 1 yıldan fazla gelmek mi istemiyor yoksa Galatasaray her sene sil baştan yaptığı için oyuncu gönderirken sorun yaşamak mı istemiyor anlamıyorum.
Bu yapılan hamleler güzel de devamı gelmeyeceği için boş görünüyor. Bu sezon kurulan kadronun üzerine gelecek sezon yeni bir şeyler eklenmeyeceğini yine silbaştan yapılacağını düşünüyorum. Aynı geçen iki üç yılda yaşadığımız gibi.

10 Mart 2009 Salı

Galatasaray Cafe Crown




Sezon ortasında Murat Özyer’i gönderdikten sonra teknik danışman Koray Mincinözlü ile devam eden Galatasaray Café Crown gelecek yıl planlarını şimdiden yapmaya başlamış. Antrenör koltuğu için Jasmin Rapesa ve Oktay Mahmudi’nin adları geçiyormuş.Rapesa hakkında pek bir şey söyleyemem ama David Blatt ve Tanjevic örnekleri yüzünden yabancı antrenörlerden korkuyorum.O yüzden Oktay Mahmudi'yi tercih etmelerini isterim; tabi bir de Erman Kunter’i düşünsünler. Umarım bu sezon yaptıkları hatayı önümüzdeki sene tekrarlamazlar. Sene başında çok iyi bir kadro kurmalarına rağmen, bu kadroyu yanlış bir çalıştırıcıya teslim ettiler. Murat Özyer ile bu işin olmayacağı belliydi.

14 Ekim 2008 Salı

Siauliai:73 Galatasaray Cafe Crown:73


Basketbolda özellikle beraberlik görünce şaşırıyoruz. Bu Galatasaray’ın başına genellikle gelir oldu. Uleb Cup’ta çift maçlı elemelerde beraberlik halinde uzatma yok. Bu kural zamanında uyanık bir antrenör yüzünden çıkmış.
Bu sezon Galatasaray ile birlikte ben de sezonu açtım. Özellikle basketboldan uzak bir yaz geçirdim. Sezonun ve Avrupa kupalarının başlamasıyla bu kışın çok daha iyi geçeceğine inanıyorum ve Türk takımlarının bu kadar güzel kadrolar kurması ligi daha heyecanlı bir hale getirecektir.
Bu sene kurulan en önemli kadrolardan biri Galatasaray. Transferler de ayrıntıya girmemize pek gerek yok, üç kariyerli Avrupalı oyuncun yanına iki tane Amerikalı ve geçen seneki kadronun elde tutulması; Galatasaray’dan bu sene çok şey beklememe neden oluyor. Fakat Siauliai deplasmanın da ilk yarıda izlediğim oyun biraz şüphe duymama neden oldu. Takım ilk yarıda hiçbir olumlu iş yapamadı ne boş şutlar atılabildi, ne rakibin ikili oyunları durdurulabilindi kısacası iki olumlu hareket üst üste yapılamadı. Sadece Galatasaray’da olumlu görünen Milojevic ve Graves vardı. Bu da ilk yarı Galatasaray’ın 17 sayı geride kapamasına neden oldu. Eğer bir Litvanya takımıyla oynuyorsanız ve bütün oyuncuları Litvanyalı ise kötü oynadığınız bir yarıda bu fark gayet normal gözükebilir. Çünkü ilk yarı da Galatasaray’ın bütün verdiği açıkları iyi değerlendirdiler ve özellikle Zizic top geçirmesine engel oldular.
İkinci yarıda bambaşka bir Galatasaray ve bambaşka bir Siauliai vardı. Burada Galatasaray’ın ne kadar inatçı bir takım olduğu ortaya çıktı. 17 sayı farkı bir periyotta erittiler hatta son periyotta bir ara farkı 10 sayıya bile çıkardılar fakat yine maçın başında olduğu gibi bir rahatlık göstermeleri maçın berabere bitmesine neden oldu. Bana göre Murat Özyer buna bir çare bulmalı bu takım maç içinde çok inişli çıkışlı, özellikle rahatladığı zamanlarda tutuluyorlar. Her daim diken üzerinde oynaması gerekiyor herhalde.
Deplasmanda alınan beraberlik tur için avantajlıdır fakat bu takımın maça iyi motive edilmesi gerekiyor. Eğer motive olabilirseler neler yapabileceklerini 1,5 periyotta bizlere gösterdiler bu yüzden Murat Özyer’e çok iş düşüyor.

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Antonio Graves & Marshall Strickland

Galatasaray'ın yeni transferleri.. Strickland'ı pek tutmuyorum ama Graves muhteşem bir eklenti oldu şu kadroya, ciddi anlamda iyi bir skorer ve Hite'ı aratmayacaktır.. Tardini Büfe iyi bir Galatasaray'lı olarak incelemiş oyuncuları, fazla söze gerek yok, şuraya yollanın..

18 Temmuz 2008 Cuma

Andrija Zizic Galatasaray'da

Daha önce soru işareti ile yazdığım bu başlıkta artık soruya yer yok.. Zizic Galatasaray Cafe Crown'ın bu sene yaptığı ilk yabancı transfer ve sanırım son yıllarda ligimize gelen en önemli oyunculardan birisi.. Ne yalan söyleyeyim Galatasaray'ın bu transferi bitirmesini beklemiyordum ancak olunca çok sevindim, geçtiğimiz sene çok kaliteli bir lig izledik ve sanırım önümüzdeki yıl çitayı biraz daha yükselteceğiz.. Galatasaray'ın guard arayışı takım için son derece önemli, Alpella'lı Marshall Strickland ile ilgileniyorlarmış ama ben Avrupalı bir guard almalarından yanayım.. 

14 Temmuz 2008 Pazartesi

Cüneyt Erden Galatasaray'da Kaldı

Cüneyt Erden tüm zamanların en dengesiz guardlarından birisidir.. Oynamaya başladığında, eli ısındığında gerçekten durdurulması zor oyunlar çıkartır, takımı ve kendisini 4-5 basamak yukarıya taşır.. Ancak kötü başladığında da kötü gitmeye devam eder ve hiçbir şey olmamışçasına şutlarını yollar.. Gerçi Avrupa'da üç sayının biraz ileriye alınması konuşuluyor şu aralar, o zaman Cüneyt'in değerini daha iyi anlayacağız! Galatasaray ile sözleşme yenilemeyince Beşiktaş'a gideceği konuşuluyordu, kaptan bastı imzayı takımda kaldı, severim ben Cüneyt Erden'i..

11 Temmuz 2008 Cuma

Andrija Zizic Galatasaray'da?

Murat Özyer büyük ölçüde anlaştıklarını duyurmuş, Galatasaray için inanılmaz bir transfer olur.. Efes Pilsen'in uzun transferi için de adı geçiyordu, bitmiş gibi transfer ama yine de bir terslik çıkabilir diye "kesin" demeyelim.. Galatasaray futbol ve basketbolda bilinçli ve yerinde transferler yapıyor, güzel bir lig için zirveye oynamaları şart..

4 Temmuz 2008 Cuma

Murat Özyer ve Galatasaray


Murat Özyer'in Galatasaraylılığını kimse tartışamaz sanırım, ancak koçluğu ile ilgili bazı eleştiriler alması doğaldır.. Yine de bana göre elindeki kadro ile başarılı olabilen bir adamdır ve karakterli bir antrenördür.. Sezon sonunda Galatasaray ile yollarını ayırdığı ve Beşiktaş ile anlaşabileceği konuşuluyordu, hatta Galatasaray Erman Kunter ile anlaşma noktasına kadar gelmişti fakat anlaşma olmadı ve şimdi Murat Özyer Galatasaray ile 1+1 yıllık bir anlaşma imzaladı.. Olay nedir ve nasıl olmuştur bilmiyorum ama sanki işin içinde sponsor olan Ülker'in büyük payı var gibi.. Doğal olarak da hiç samimi gelmiyor ve hoşuma gitmiyor bu olay.. Bir de söylenti dolaşıyor, Galatasaray Brown ve Hite dahil tüm yabancılarını yolladı diye.. Doğruluk payı nedir bilmiyorum ama bizim yöneticilerin istikrar kavramına ne kadar uzak olduklarını düşününce üzülüyorum, her sene sil baştan yapmanın hiçbir faydası yok..

26 Haziran 2008 Perşembe

Birleşme Hikâyesi #2


Uzun süredir basketbol camiasını meşgul eden Türk Telekom - Galatasaray birleşmesi olayı Telekom Ceo'su Mr. Doany'nin açıklaması ile en azından bu sezonluk rafa kalktı.. Kimileri sponsorluklarla kulüp takımlarının desteklenmesinden yanayken, kimileri de zaten sponsoru olan bir takımla reklam peşinde koşmanın basketbolumuza zarar verdiği düşüncesindeydiler.. Şimdi işler netlik kazanınca iki taraftan da transfer atakları bekliyorum, en azından bu ay içinde Telekom'un Salyers'la, Galatasaray'ın da Erman Kunter ve Kaya Peker'le anlaşma imzalaması olası.. Bu arada Galatasaray'ın hangi yabancıları gönderdiğini bilmiyorum ama Hite kalmalı..

25 Haziran 2008 Çarşamba

Birleşme Hikâyesi

Madde Madde Saçmalıklar;

1- İki takım da geçtiğimiz sene Uleb Cup'ta mücadele ettiler ve iyi sonuçlara imza attılar, ikisini birleştirince Euroleague hakkı kazanmıyorlar ve zaten tek başlarına Uleb Cup alabilecek durumdalar, ya da bir iki transferle gelebilirler.

2- Türk Telekom Ankara'dır, Ankara da Telekom'dur. İzleyicisi vardır, renk getirir, Galatasaray'la birleşince onlar da İstanbul takımı olacaktır, yazıktır günahtır.

3- İki takımın sözleşme imzalamış toplam 16 oyuncusu vardır, bunlara yazıktır, bir kısmı dağılmak zorundadır.

4- Galatasaray Cafe Crown daha önce Ülker'in "Basketboldan çekiliyoruz ama üç büyükleri destekliyoruz" yalanı ile süslü reklam çabasına alet olmuş, kendisine sponsor bulmuştur. Madem ki çekip gideceksin sponsoru olmayan takımlara destek olmak gerekir.

5- Casa Ted Kolej ile birleşin o zaman! Ankara takımı, tamam sponsoru var ama ne kadar etkili olur? Birleşin Kolejle, yaptırın salonunuzu, Ankara'lı kalın, şampiyonluğa oynayın! Ama pardon, Ted Kolej iyi bir reklam unsuru değil sanırım..

Aklıma gelenler bunlar, Ercüment Hoca'ya ne olacak, yapılır mı bu tarzı dilek/öneri/şikayetler için de yorum butonu aşağıda..

19 Haziran 2008 Perşembe

Türk Telekom - Galatasaray Birleşmesi


Gerçi henüz sadece söylenti ama yine de hangi akla hizmet böyle düşünceler geliyor insanların aklına anlamıyorum. Hele ki Telekom tarihinin en başarılı sezonunu yaşamışken Ankara'yı ve basketbolu bırakması tam bir ihanet olur.. Tofaş ve Ülker en başarılı sezonlarının ardından çekildiler ligden, basketbolun karlı bir yatırım aracı olmadığını anlayan tüm müesseseler yavaş yavaş gidiyorlar. Ancak Telekom gibi Ptt ile başlayan sarı siyah formaların dağılması canımı sıkar, bu "basketbolu destekliyoruz üç büyükleri büyütüyoruz" hikâyesini de sevmiyorum, çekilecek olan bırakıp gitsin, üç büyükler kendilerini geliştirebilcek durumdayken üvey evlat muamelesi yapıyorlar basketbola ve çoğu zaman onların kaynaklarından futbol takımlarına oyuncu alıyorlar. Galatasaray'ı destekleyen Telekom'un Skibbe'nin parasını ödemeyeceği ne malum, önümüzde Beşiktaş Cola Turka örneği varken bu tip şeylere karşıyım..

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Galatasaray Cafe Crown: 86 Türk Telekom: 88


Seri 3-0 Telekom üstünlüğü ile sona erdi ve Telekom yarı finale gelirken Galatasaray ilk turda elendi.. Böyle olmasını beklemiyordum açıkçası, Gs iyi bir takımdı ve Telekom karşısında maç alabilirlerdi ancak sanırım Ankara inanmış olaya, Türk Telekom şampiyonluğa oynuyor ve ilk turun en zorlu eşleşmesini kayıpsız geçtiler..

Galatasaray açısından baktığımızda bu turda maç alamamaları inanılmaz, güzel bir sezon geçiriyorlardı, bana göre şampiyonluk adayı olmasalar da yukarıyı zorlayacaklardı.. Ancak Uleb Cup'taki Beşiktaş galibiyetinden sonra takıma bir rahatlık çöktü sanki ve bir daha da toplayamadılar gibi.. Sezona bakınca da o Beşiktaş galibiyeti şansa gibi duruyor maalesef.. Önümüzdeki yıl için basketbola önem vermelerini diliyorum sadece..

8 Mayıs 2008 Perşembe

TBL Playoffs #4


Türk Telekom:73 Galatasaray:68

İlk turun en zor eşleşmesinde Türk Telekom 2. Maçı da kazanarak rahatladı. Galatasaray’ın artık seriyi buradan çevirmesi çok zor görünüyor. Ligde ikinci yarı aldığı basit mağlubiyetler Galatasaray’ı playoff da kötü etkiledi. İlk yarı oynadığı basketboldan sonra ligi ilk üç içinde bitirebilir ve daha kolay bir ekiple karşılaşabilirdi fakat şampiyonluğun en büyük adaylarından biri Telekom ile ilk turda eşleşmek büyük sorun yarattı. Şimdi Galatasaray tahminen evinde oynadığı maçı alarak seriyi bir maç daha uzatacaktır fakat bu serinin kazananı olması artık çok zor. Telekom ise Türkiye kupasından sonra şampiyonluğu da istiyor. En azından final oynayacağını düşünüyorum.

6 Mayıs 2008 Salı

TBL Playoffs #2


Türk Telekom: 78 Galatasaray Cafe Crown: 71 (1-0)

Normal sezonda iki takım da birer maç aldığı için seri berabere başlamıştı. Dün oynanan ilk maçı Telekom aldı ve öne geçti. Bu serinin en kritik noktası geldiğinden beri bir türlü katkı sağlayamayan Dee Brown'ın El-Amin karşısındaki oyunu.. Aynı zamanda pota altında bir türlü sevemediğim iki adam Owens ile Williams eşleşmesi de önemli.. Telekom'a pek şans verilmiyor ama onlar da önemli favorilerden birisi ve Galatasaray'ı geçecekler gibi..

13 Nisan 2008 Pazar

Uleb Cup 2008


Öncelikle Final Eight başlamadan önce yaptığımız anketin sonuçlarını açıklayayım ve okurlarımızın şampiyonu doğru belirlediklerini belirteyim, ancak 77 kişinin oy kullandığı bu ankette Girona'ya hiç oy çıkmaması da ilginç;

Dinamo Moskova 9 (11%)
Akasvayu Girona 0 (0%)
DKV Joventut 31 (40%)
Beşiktaş Cola Turka 19 (24%)
Galatasaray Cafe Crown 14 (18%)
PGE Turow 0 (0%)
Unics Kazan 3 (3%)
Pamesa Valencia 1 (1%)

Bu sezon üç takımla başladığımız ve üç takımımızın da gruptan çıkması ile önemli heyecanlar yaşadığımız bir turnuva oldu Uleb Cup.. Hatta Galatasaray Cafe Crown ve Başiktaş Cola Turka ile son sekize kalmamız ve Torino'daki çeyrek finalde bu takımların birbiri ile oynamaları basketbolumuz adına güzeldi.. Sezonun başından beri Ergin Ataman sayesinde Beşiktaş Cola Turka da büyük favorilerden biri olarak görünse de aslında Dinamo Moskova ve Joventut'un en büyük favoriler olduğu biliniyordu.. Zaten beklendiği gibi Joventut kupayı kazandı ve Uleb cup boyunca sadece bir kez kaybettiler, o da Ankara deplasmanında Türk Telekom karşısındaydı.. Dinamo Moskova sürpriz biçimde Girona'ya yarı finalde kaybedip bizleri daha heyecanlı bir final izleme şansından mahrum etti, finali Katalan derbisi yaptı..

Genel olarak başarılı olduğumuz ve ligimizin kalitesini yansıttığımız güzel bir sezon geçirdik Uleb Cup'ta, belki Türk Telekom sakatlıklarla boğuşup oyun karakterini değiştirmek zorunda olmasaydı onları da son sekizde görebilir hatta bir final bile çıkartabilirdik.. Aldığımız en iyi derece Galatasaray Cafe Crown'ın dördüncülüğü oldu, bir madalya kazanamasak da gelecek sezonlar için ümitlenmemizi sağladı..

Dinamo Moskova: 84 Galatasaray Cafe Crown: 67


Maalesef maçı izleyemedim ancak sonucu önceden tahmin ettiğim gibi olmuş.. Dinamo Moskova kadro olarak Galatasaray'dan çok daha üstün durumda, Robert Hite da olmayınca maç daha ilk periyotta kopmuş, sonradan bir geriye dönüş olsa da rakip tempoyu ayarlayabilecek gücüyle yeniden öne fırlamış.. Rakipte Sergey Monya, eski dost Domercant, Javtokas ve Antonis Fotsis gibi önemli oyuncular var, keşke izleyebilseydim neyse ki yarım saat sonra finali huzurla izleyebileceğim.. İstatistiklere baktığımda ilk iki maçta forma şansı bulamayan Erdem Türetken'den önemli bir katkı geldiğini görüyorum, belki hite dışında bir skoreri olmayan takıma turnuva boyunca daha büyük katkıda bulunabilirdi.. Aslında iddialı demeçlerinden ötürü Ergin hocayı çok eleştirdik ama Beşiktaş'ı geçince vizyonunu tamamlaşmış gibi davranan ve oyuncu değişiklikleri konusunda bariz hataları olan Murat Özyer'i de detaylıca incelememiz gerekiyor.. Playoff öncesi katılan tüm takımlara genel bir bakış atarken Murat hocanın yanlışlarını da anlatırım.. Özellikle kısa takımda Fatih Solak'ın almadığı süreleri merak ediyorum, bugün de bir dakika süre almış, anlam veremiyorum..
Not: Dinamo'nun final oynayamamasında Ergin Ataman'ın şom ağzının büyük etkisi var..

12 Nisan 2008 Cumartesi

DKV Joventut: 90 Galatasaray Cafe Crown: 83


Beklediğim gibi geçti maç, Joventut kolayca öne fırladı, Galatasaray kovaladı ancak pek gününde değildi ve yetişemedi.. Hakemler de takdir haklarını İspanyolların lehine kullandılar ancak Murat Murathanoğlu ve Yiğiter Uluğ biraz fazla abarttılar, bariz steps olan pozisyonları bile "onlara çalmadı az önce" falan diyerek anlatmaları hoşuma gitmedi, hata hatayla kapatılmamalı sonuçta, hakemliğin kuralı bu.. Hakemler kötüydü ancak yine de maçı kazanabilecek noktaya geldiğimizde elimizden bir şey almadılar.. (Bu sene de hep kötü hakemlere denk geldik Avrupa kupalarında)

Joventut iyi bir takım ancak yenilmeyecek ve Uleb Cup'a 4-5 gömlek üstün gelen takımlardan değil, bu maçı da kaybedebilirlerdi.. Ön alanda Fernandez ve Rubio gerçekten muhteşem bir ikili, pota altında Moiso, Sonseca ve Jagla ile sağlam duruyorlar, Barton-Ribas ile iç dış bağlantısını iyi sağlıyorlar.. Kadro olarak Galatasaray'a göre çok daha iyiler ve bugün istedikleri zaman farkı 10 sayının üzerine çekerek rahat bir galibiyet aldılar..

Galatasaray cephesinde işler pek iyi gitmedi, özellikle iki oyun kurucumuz Cüneyt ve Brown çok kötü maç çıkarttılar, pota altı da fiziksel dezavantaj yüzünden çok fazla skor üretemedi ve maç yüksek skorlu ilerleyince Hite dışında sayı atacak adam bulamayan takım geriye düştü, Johnsen iyi bir savunmacı elinden geleni yaptı ama yetmedi..

Uzun zamandır Nisan görmüyordu Galatasaray Avrupa'da, güzel bir turnuva geçirdiler, Beşiktaş'ı elemeleri de büyük başarı, şimdi üçüncü olup seneye şansı yine Uleb Cup'ta deneyebilirler.. Yapılması gerekenler var tabi ki, lig şampiyonluğu yolunda savaşacaklar ancak önümüzdeki sezon için takımı biraz uzatmaları gerekiyor, üst düzey basketbol için çok kısa bir takıma sahipler.. Fatih hiç oynatılmadığı için Hüseyin hariç beş numara denebilecek oyuncu yok, o da artık sakatlıklardan ötürü çok yavaşlamış durumda.. Cüneyt ve Brown da gözden geçirilmeli, Avrupa'lı bir point guard bulunabilir, Cüneyt çok sorumsuzca bir turnuva oynadı, iyi bir konuşma yapmak gerekir..

Şimdi önümüzde bir üçüncülük maçı kaldı, eğer Hite'ın sakatlığı yarın sahaya çıkmasına engel olursa Girona ya da Dinamo kolay yener gibi bizi, umarım kazanırız..

10 Nisan 2008 Perşembe

Galatasaray Cafe Crown: 61 Beşiktaş Cola Turka: 60


Basketbolda uzun süre önde olduğunuz maçlarda rakibe üstünlüğü kabul ettirdiğiniz ve çizgiyi çektiğiniz bir yer vardır. Bu çizgi genellikle çift haneli skorlarla önde olduğunuz ve birkaç dengeli hücumla aradaki farkı 20 üzerine çıkarttığınız zamanda çizilir, rakip takım oyundan düşer, siz de artık süre bulamayan oyuncularınıza şans verirsiniz..

İnanılması güç olsa da Galatasaray bugün bu çizgiyi birkaç kez çekebilirdi ve çok daha farklı bir skorla salondan ayrılabilirdi, ancak maçı kopartamayan ve bir türlü darbeyi vuramayan Galatasaray, sezon başından beri izlediğim en kötü Beşiktaş'a maçı hediye ediyordu. Şans son saniyede döndü ve maç boyu berbat oynayan Cüneyt Erden maçı kazandırdı..

Beşiktaş için Ergin Ataman iddialı demeçlerle basını şampiyonluğa hazırlayacağına keşke oyuncularını şu maça daha iyi hazırlasaydı diye düşünüyorum, Dee Brown'u Sinan ile kilitleme fikrinden maç boyu vazgeçmeyen ve Robert Hite şu düşük skorlu maçta 21 sayı gibi bir rakama ulaşırken izleyen bir Ergin söz konusu, yine de eline büyük şanslar geldi ancak son saniyede şut kullanamamaları bile büyük bir konsantrasyon sorunu.. Ben olsam Torino'dan otobüsle dönerim ve bu yolculukta uzunca bir süre düşünürüm, bu mantıkla Tbl şampiyonluğu da yalan olur..

Galatasaray ve Murat Özyer en doğru olanı baştan yapmıştı, önlerindeki maçları geçmeden kupada finale çıkmalarının imkansız olduğunu biliyorlardı ve bu maça konsantre başladılar.. Maç içinde bir ara resmen sahayı terk ettiler, düzensiz hücumlar ve bana göre top kaybı sayılabilecek saçma üç sayılarla rakibi oyuna ortak ettiler, son anda şanslarıyla kazanmayı bildiler.. Ancak torino hakkındaki spor haberlerinde Beşiktaş yönetimi ve neredeyse tüm oyuncuları ayrı ayrı "kupayı alacağız" açıklamaları yaparken Galatasaray cephesinden ses çıkmaması sanırım o son saniyede dönen maçın sonucunda mutlu etti beni, umarım kupayı alırlar..

Pek iyi bir basketbol izleyemedik, tahminlerimiz gibi düşük skorlu oldu ancak finali oynadıkları düzeye yakışır cinstendi, heyecanlandık.. Galatasaray'a kupa yolunda başarılar, Beşiktaş'a dönüş yolculuğunda iyi yolculuklar..

Not: Cüneyt çok şanslı adam, günü kurtardı.
Not 2: Blogdaki birçok resim gibi bu da Ntvspor kaynaklı.(Teşekkürler)