
Çok fazla söylenecek söz yok aslında. Efes Pilsen kendine yakışmayan bir ilk tur yaşadı ve Malaga’nın da yardımlarıyla Top 16’ya kalmayı başardı. Lider bitirebileceğimiz bir gruptan şans eseri çıkmak beni çok tatmin etmedi.

Çok fazla söylenecek söz yok aslında. Efes Pilsen kendine yakışmayan bir ilk tur yaşadı ve Malaga’nın da yardımlarıyla Top 16’ya kalmayı başardı. Lider bitirebileceğimiz bir gruptan şans eseri çıkmak beni çok tatmin etmedi.
İlk olarak söylemek istiyorum ki beklediğim gibi bir maç oldu. Genelde Efes Pilsen Fenerbahçe maçlarında olduğu gibi mücadele çok iyi, fakat oyun kalitesi düşüktü.
Haftanın son maçında kazanan Türk Telekom oldu. Bana göre Efes Pilsen için çok beklenmedik bir sonuç değil. İyi bir mücadele vardı, fakat Telekom’un 33’te 15 üçlük isabeti, maçı kazandıran en önemli faktördü. Telekom ligde ilgimi çeken bir takım değil, bu sezonki oyun yapılarını görünce iyice de soğudum. Hüseyin dahil herkes üçlük sallıyor. İsabetli attığınızda bir kaç maç kazanırsınız, fakat bu şekilde başarı sağlayamazsınız. Murat Özyer’in takıma sınıf atlatacak bir antrenör olmadığını da bildiğimden TBL’de şampiyonluk şanslarını çok düşük görüyorum.
Dün gece Efes Pilsen’in gerçekten iyi yolda olduğunu gördük. TBL’deki diğer rakibinin Fenerbahçe Ülker’in aksine bu net bir şekilde görülüyor. Sistem üzerinden basket oynamaya çalışan bir takım görüntüsü içindeler. Ara sıra solo performanslar gösterseler de daha çok pas yaparak sayıya gitmeye uğraşan, hücumda eşleşme problemleri üzerine oynayan bir yapıdalar. Eğer bir akislik çıkmazsa Top 16’da çok daha iyi bir Efes Pilsen izleyeceğiz.
Efes Pilsen için kritik bir maç olacak. Özellikle ilk hafta kaybedilen Rytas maçından sonra mutlak kazanmak zorundayız. Eurolegue’de ilk turun maç sayısı azaltılınca bu maçların önemi daha da arttı. Kazanmak için de daha dirençli oynamalıyız. Banvit maçında daha sert bir Efes vardı, bu maçta da bunu yapmalıyız

Aynı Fenerbahçe Ülker gibi Efes Pilsen de Euroleague’e kötü bir başlangıç yaptı. Efes Pilsen Final Four hedefi için kurduğu kadroyla çıktığı ilk Euroleague maçında; rakibi olarak görülemeyecek bir takım olan Rytas’a deplasmanda 77-70 kaybetti.

Rakocevic'in adı bile heyecanlanmama yetti. Efes Pilsen'in yeni transferi olduğu söyleniyor. Bugün birçok sitede ve blogda kesinleştiği yazıyor ama hala Efes Pilsen'den resmi açıklama gelmedi. Eğer gerçekten bu iş bittiyse şampiyon artık gözünü Euroleague'e dikmiş anlamına geliyor.
Dün akşam İpekçi’de oynanan maç, son yıllarda izlediğim en zevkli karşılaşmaydı. Bir Efes taraftarı olarak Fenerbahçe tribününde maçı izlemenin verdiği gerginlikten maçın en sessiz taraftarıydım sanırım; ama yine de maçtan çok fazla zevk aldım. Özellikle maçın gergin atmosferi , maçın heyecanını iki kat arttırdı.
Fenerbahçe bu maçı mutlak kazanmalıydı, eğer kazanamasaydı olası playoff eşleşmesinde 1-0 geride başlayacaktı. Efes gibi bir takıma playoffta geride başlamak pek istenecek bir durum değil. Son günlerde Fenerbahçe’nin yaşadığı -Eurolegue’den elenmesi , Türkiye Kupası’nı kaybetmesi, ligde ezeli rakibine yenilmesi gibi- olumsuzluklar bu maçın önemini daha çok arttırmıştı. Bu nedenlerden dolayı Fenerbahçe maça çok sert(gereğinden fazla sert) savunmayla başladı ve ilk dakikalarda farkı açmayı başardı. Fenerbahçe’nin yaptığı bu sert savunma özellikle Efesli oyuncuları çok gerdi ilk dakikalarda, fakat daha sonra Efes de aynı sertlikle karşılık verince denge sağlandı ve maçın heyecanı tavan yaptı. Hakemlerin genelde bu sert savunmalarda kontrolü kaybettiği gözlendi, bazen çok yumuşak hareketlere faul çalarken bazen de sert hareketleri es geçtiler. Bir türlü oynanan basketbolda dengeyi sağlayamadılar.
Sonuç olarak Efes Pilsen’i desteklememe rağmen Fenerbahçe’nin kazanmasına da çok üzülmüş değilim. Çünkü maçlar bu şekilde geçecekse en azından 7 maçlık bir final serisi izlemek isterim, o da ancak 0-0 başlarsa mümkün olur.
Rasim Başak’ın atılma pozisyonunu tekrarlar olmadığından çok net göremedim; fakat maç içinde Kerem’i ve Smith’i çıldırtmayı başarmıştı; Ender’e de vurması bardağı taşıran son damla oldu herhalde. Fakat yine de atılmasındaki en büyük suç onu sakinleştiremeyen veya gereksiz gerginliğini göremeyen kenar yönetimdedir.



Ergin Ataman'ı bir koç olarak pek tutmadığım bilinir. Elindeki malzemeyi iyi kullanamama konusunda Murat Özyer ile ilginç bir rekabet halindedir. Bus ene Efes Pilsen gerek ligde gerekse Euroleague'de son derece kötü performanslar ortaya koyuyor. Kadroya yapılan takviyelerle insan daha fazlasını istiyor doğal olarak ama takımın yeni ve oturmamış olduğunu düşünen bir kesim de "bekleyin" diyor. Öte yandan ben Efes'in "beklememek ve hemen başarılı olmak" için otuzunu geçmiş tecrübeli oyunculara yöneldiğini düşünüyorum. Ayrıca geçtiğimiz sene Beşiktaş'ın başarısının önemli etkenlerinden Sinan ile Shumpert'in birden Nba'egelmiş Avrupalı muamelesi görmesine de anlam veremiyorum. Partizan maçını salonda izledim, bir insan hamle yapmak için en fazla bu kadar bekler. Az daha maç gidiyordu. CSKA maçını izleyemedim ama duyduğum kadarıyla Efes tarihinin en kötü oyunlarından birisi oynanmış. İşler iyiye gitmiyor, zayıf kaldı pota altı, Kaya'nın katkısı da çok düşük, Jones'u da anlayamadık henüz. Hadi bakalım Ergin, basketbolun Ersun Yanal'ı mı olacaksın, yarım sezonluk koç..
Kasun ve Shumpert Efes'te, zaten bekleniyordu ama sanki biraz fazla yabancı oldu.. Şimdi işler kızıştı, Ömer Aşık vs. Mario Kasun. Uzun zamandır da buraya yazmıyordum.. Dönmüş oldum.
Efes Pilsen bombaları ardı ardında patlatıyor.. Son olarak Ntvspor'un haberinden öğrendiğim kadarıyla Michalis Kakiouzis ile anlaşmışlar.. Ergin tüm tayfayı topladı, Siena'da beraberlerdi Kakiouzis ile, 32 yaşında ama tecrübesine kimse bir şey diyemez sanırım.. Ne diyelim hayırlı olsun, Kasun da yoldaymış!

Ergin Ataman ve Ufuk Sarıca ikilisini takımın başına geçirerek geçtiğimiz senenin ortasındaki yönetim yanlışlarına bir set çeken ve temiz bir başlangıç yapmak isteyen Efes Pilsen şu ana kadar TBL'in transferde en hızlı takımı. Transferleri tam olarak kapatmadılar, bir ya da iki uzun ekleyecekler ve Drobnijak Türk statüsüne geçebilirse onu da kadrolarına katacaklar. Ancak ben şimdiye kadar netleşen kadroyu yazayım, ekleme olursa da güncellerim..
Charles Smith F 1.93
Milos Vujanic G 1.90
Sinan Guler G 1.92
Mustafa Abi F 1.97
Kerem Gonlum F 2.08
Bora Hun Pacun F 2.10
Baris Hersek F 2.07
Preston Shumpert F 2.04
Ender Arslan G 1.88
Engin Emre Bayav C 2.11
Cenk Akyol F 2.00
Bootsy Thornton G 1.95
Engin Atsur G 1.92
Kaya Peker C 2.08
Michalis Kakiouzis F 2.07
Mario Kasun C 2.10
Ergin Ataman (Head Coach)
Real Madrid'den ayrılan Charles Smith takıma döndü, bir önceki dönemde çok başarılı olamasa da önemli bir skorer ve tecrübeli bir oyuncu. Ergin Ataman Beşiktaş'taki öğrencileri Kaya Peker ve Sinan Güler'i aldı.. İkisi de önemli açıkları kapattılar, özellikle Sinan'ın savunma katkısı takım için son derece önemli, Kaya'nın da alınabilecek en iyi Türk uzunlardan olduğunu düşünüyorum.. Thornton Siena'dan geldi, savunması için iyi diyorlar ancak çok fazla izlemedim kendisini.. Vujanic ve Engin çok iyi bir guard ikilisi olacaklar ve sanırım Ender Arslan'ı bu sene çok daha az izleme şansı bulacağız! Mustafa Abi ve Kerem Gönlüm takımda dururken sanırım Barış Hersek, Bora Hun Pacun gibi oyuncular da Darüşşafaka yolunu tutacaklar.. Emre Bayav'a hiç şans verilmediği için uzun oyuncu şart, bu pozisyonda almaya çalıştıkları Mario Kasun son derece faydalı olur.. Ayrıca kısa forvet pozisyonunda da bariz bir eksiklik gözüküyor, Shumpert olayı ne oldu bilmiyorum ama onu da kadrolarına katarlarsa önemli bir eksik kapanır.. Drobnijak işini halledip, Kasun-Shumpert'i bitirirlerse özlediğimiz Efes Pilsen geri dönecektir..
Yanlış hatırlamıyorsam Benetton ile üç yıllık sözleşme imzalamıştı ama Efes Pilsen ile anlaştığı söyleniyor. Böyle bir transfer hem Engin hem de Efes Pilsen için harika olur, bir ara Galatasaray söylentileri de vardı. Henüz hiçbir şey kesin değil, takımında da kalabilir ama altyapısından yetiştiği Efes Pilsen'e gelse çok iyi olur..
Düzenleme: Derken doğrulama geldi Ntvspor da haberi geçti, Engin Efes Pilsen'de.
Barcelona ile kontratı devam ediyor ve bir yıl daha takımda kalmak istiyormuş.. Transfer sezonunun başlarında adı Efes Pilsen ile anılıyordu ama Efes hiçbir zaman doğrulamadı, zaten kontratı devam eden bir oyuncu için "ilgileniyoruz" açıklamaları yapmaları da pek doğru olmazdı.. (Shumpert!) Açıkçası Vujanic ve Thornton transferlerinden sonra Efes'in o bölgeye oyuncu alması pek mantıklı olmayaz.. Bu arada Barcelona da hala guardını bulamadı..
Ergin Ataman Kaya transferinden sonra "Efes Pilsen'i yeniden yaratıyoruz" şeklinde bir açıklama yapmış, daha önce imzaladıkları söylenen Andrew Betts ile bir ilgilerinin olmadığını belirtip ilgilendikleri oyuncuları saymış.. Van Der Spiegel diyor ama oyuncu Real Madrid ile anlaşma aşamasında, listede Zizic var ki Panathinaikos serbest bırakıtı sanırım, olabilir.. Santiago ve uzun zamandır söylentisi dolaşan Kasun da Ergin'in adını andığı oyuncular..
Efes Pilsen ile 1+1 sözleşme imzalamış.. Ligde kaliteli Türk uzunların tamamına yakını Fenerbahçe'deyken Kaya'nın değeri çok artmıştı, Galatasaray ile adı anıldı ama sonuçta Ergin onu da Efes Pilsen'e getirdi.. Efes Pilsen bu sene öze dönüşlerin yuvası oldu ama Kaya ciddi anlamda önemli bir açığı kapattı kadroda, şimdi bir de 5 numara alacaklar, umarım Euroleague'in tecrübeli pivotlarından birisini kadroya katarlar.. Her şeyi geçtim sezon ortasında bu çocuğun aklını alıp giden Dinamo'ya ne oldu, Blatt istemedi mi acaba?
