Efes Pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Efes Pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2010 Cuma

Teşekkürler Malaga

Çok fazla söylenecek söz yok aslında. Efes Pilsen kendine yakışmayan bir ilk tur yaşadı ve Malaga’nın da yardımlarıyla Top 16’ya kalmayı başardı. Lider bitirebileceğimiz bir gruptan şans eseri çıkmak beni çok tatmin etmedi.

Efes Pilsen’in en büyük problemlerinden biri maç kazanmayı unutmuş olması. Bu sebeple başa baş giden oyunlarda bir panik havası yaşıyorlar ve çabuk dağılabiliyorlar. Ergin Ataman bu oyun içindeki maçtan kopmalara bir türlü çare bulamadı. Maç sonlarında kazandırabilecek hamleleri yapmaktan da uzak bir koç olduğundan başarısız bir grafik çiziyor. Ergin Ataman’ın başarısızlıkları bununla da bitmiyor; bazı oyunculardan gerekli verimi almayı bir türlü başaramıyor. Rokocevic, Nachbar bunun belirgin örnekleri. Belki de bu akşam Malaga’nın galibiyeti sadece Efes Pilsen’i değil Ergin Ataman’ı da kurtarmıştır.

Bakalım top 16 için nasıl bir hamle yapacak Efes Pilsen. Şu dakikada gerekli olsa da antrenör değişikliği ya da oyuncu transferi beklemiyorum. Ergin Ataman elindeki kadro üzerinde biraz daha çalışıp bu takımın en iyi şekilde nasıl oynayacağını artık bulmalı. Elindeki son şansı iyi değerlendirmeli.

Entente Orleans maçına değinecek olursak, kaybetme ihtimalini bir dakika bile düşünmemiştim, beklediğim gibi de oldu. Hızlı ve istekli başladık, maçın başında farkı yakaladık, daha sonra bocaladığımız anlar olsa da kırılma anlarını iyi oynadık.

Son olarak yayına değinecek olursak; maçın yorumcusu Nur Germen sanırım insanı basketboldan soğutabilir. Nedenlerini maçı televizyondan izleyen herkes biliyor zaten.

8 Kasım 2009 Pazar

Efes Pilsen:80 Fenerbahçe Ülker:67

İlk olarak söylemek istiyorum ki beklediğim gibi bir maç oldu. Genelde Efes Pilsen Fenerbahçe maçlarında olduğu gibi mücadele çok iyi, fakat oyun kalitesi düşüktü.

Efes Pilsen maçın genelinde dört kısa ile oynadı, Fenerbahçe Ülker bazen buna karşılık verdi, fakat genellikle iki uzun ile pota altını kullanmaya çalıştı. İki takım da bu maçta iç dış dengesini iyi sağladı. Efes Pilsen 38’de 23 ikilik, 19’da 8 üçlük isabetiyle oynadı. Fenerbahçe Ülker ise 37’de 21 ikilik, 17’de 3 üçlük ile oynadı. Efes’in üçlükte daha yüzdeli oynaması maçı kazandıran en önemli etkenlerden biriydi. Son periyoda kadar Fenerbahçe Ülker de Efes Pilsen de çok iyi savunma yaptı. 3. periyot skoru 48-48 iken son periyotta Efes Pilsen’in 32-19’luk bir üstünlüğü var.

Efes Pilsen’de bugün en beğendiğim oyuncu Sinan Güler. Yine girdiği dakikalarda takım savunmasına enerji kattı, üstelik hücumda da çok verimli oynayarak takımını daima ayakta tuttu. (Eurolegue’de ona neden güvenilmediğini anlayan varsa lütfen yorum yapsın.) Nahbar’ın uyum sorununu yavaş yavaş aştığı ortada. Maçın başında isabetsiz attığı dakikalarda bile istekli olduğu görülüyordu. Maçın son periyodunda bu istekli oyununun karşılığını alarak maçı Efes’e getirdi. Kaya Peker, Efes Pilsen’de belki de en çok acıdığım oyuncu. Çok formda ve etkili oynuyor, fakat Ergin Ataman ondan vazgeçemediği için genelde maçları dili dışarıda tamamlıyor. Ermal’ın ona biraz daha fazla alternatif olması lazım. Gerçi bugün çok az süre alsa da Ermal özellikle savunmada etkili bir oyun oynadı. Galibiyeti getiren diğer önemli oyuncular; Ender ve Rakocevic. Efes’in hücumda en verimli iki oyuncularıydılar. Ender özellikle son maçlardaki performansıyla Kerem’in bayağı önüne geçmiş durumda.

Fenerbahçe Ülker’de ise Greer ve Semih Erden ön plana çıktı diyebiliriz. Özellikle Semih Erden’in, oynadığı dakikalarda çok etkili olduğunu gördük. Potadan uzak topu aldığında bile verimliydi. Greer benim sevdiğim bir gard tipi değil. Etkili maçlar oynayabilir, fakat kendi yeterli olmadığı gibi alternatifinin de olmaması sebebiyle Fenerbahçe’nin en yumuşak tarafı. Ömer Aşık’ın serbest atış kaçırmasının psikolojik sebepleri olduğunu düşünüyorum. Hiçbir zaman çok iyi değildi, fakat Avrupa Şampiyonası öncesi bu kadar kötü değildi. Gricek bir türlü bu takımın içine giremeyen oyunculardan. Ben onda daha fazla ısrar edilmesinden yanayım. Bugün yine 20 dakikanın altında süre almış. Mrsic artık yaşı gereği gard oynayamaz. İki numarada hala etkili olabileceğini düşünüyorum. Son olarak Mirsad Türkcan’ın bir an önce verimli bir şekilde dönmesi gerekiyor. Fenerbahçe Ülker’in en fazla sorun yaşadığı yerlerden biri orası.

Salonda olamadığımdan tribünleri çok fazla bilemiyorum. 500 kadar bağıran Fenerbahçe taraftarı duyuluyordu genelde. Onların maça olumlu veya olumsuz bir etkisi olmadığı biliniyor. Susmamalarına rağmen hakemler ve oyun üzerinde bir etki kuramıyorlar Yine de maç sonunda “Tanjevic istifa” diye bağırmaları çok hoşuma gitti. Fenerbahçe taraftarı ile tek ortak temennim.

2 Kasım 2009 Pazartesi

Türk Telekom: 87 Efes Pilsen: 83

Haftanın son maçında kazanan Türk Telekom oldu. Bana göre Efes Pilsen için çok beklenmedik bir sonuç değil. İyi bir mücadele vardı, fakat Telekom’un 33’te 15 üçlük isabeti, maçı kazandıran en önemli faktördü. Telekom ligde ilgimi çeken bir takım değil, bu sezonki oyun yapılarını görünce iyice de soğudum. Hüseyin dahil herkes üçlük sallıyor. İsabetli attığınızda bir kaç maç kazanırsınız, fakat bu şekilde başarı sağlayamazsınız. Murat Özyer’in takıma sınıf atlatacak bir antrenör olmadığını da bildiğimden TBL’de şampiyonluk şanslarını çok düşük görüyorum.

Efes Pilsen’in takım olma çalışmaları devam ediyor. Bu süreçte mağlubiyetler gelmesi normal. Bu mağlubiyetlerin ligde gelmesi takım için çok daha önemli. TBL’yi kaçıncı sırada tamamlarsa tamamlasın finale kadar bir problem çıkmadan gelecektir. Euroleague’de yaşanacak kayıpların telafisi çok daha zor.

Efes’in deplasmanda bir Euroleague maçı oynayacak olması sebebiyle bu maçın pazartesi oynanmasına anlam veremedim. Efes’li oyuncular biraz yol yorgunu olarak İspanya’ya gidecek gibi görünüyor. Shumpert’in sakatlanması Efes için büyük tahlilsizlik, umarım uzun süre uzak kalmaz. Malaga maçında da bir aksilik olmamasını diliyorum.

30 Ekim 2009 Cuma

Efes Pilsen:77 Partizan:67

Dün gece Efes Pilsen’in gerçekten iyi yolda olduğunu gördük. TBL’deki diğer rakibinin Fenerbahçe Ülker’in aksine bu net bir şekilde görülüyor. Sistem üzerinden basket oynamaya çalışan bir takım görüntüsü içindeler. Ara sıra solo performanslar gösterseler de daha çok pas yaparak sayıya gitmeye uğraşan, hücumda eşleşme problemleri üzerine oynayan bir yapıdalar. Eğer bir akislik çıkmazsa Top 16’da çok daha iyi bir Efes Pilsen izleyeceğiz.

Ergin Ataman’ın yabancılar konusunda nasıl rotasyon yapacağı benim için merak konusuydu. Dün, ikinci periyotta belirli bir süre oyunda dört yabancıyla kalsa da, maçın genelinde 3+2 şeklinde oynadı. Bir tek Santiago’nun aldığı süreler konusunda yanlış yaptığını düşünüyorum. Maç içinde etkili olduğunu gördüğümüz Kasun’a daha fazla süre verip yedekleme konusunda Ermal’ı kullansa sanırım daha iyi yapardı. Santiago’nun takımdan gönderilmesi Efes Pilsen’in yararına olur diye düşünüyorum.

Efes Pilsen’in oyunu beni heyecanlandırdığından maçın genel atmosferini yazının girişinde yapamadım. Bu sezon gittiğim ikinci Efes maçında da tribünleri dolu görmek beni çok sevindirdi. Bazıları organizasyonla getirilmiş okullar, dershaneler olsa da Efes Pilsen’i gerçekten izlemeye gelen seyirci sayısı da fazlaydı. Ara sıra Efesliler’in başlattığı tezahüratlara tüm seyircilerin katılımıyla güzel şeyler ortaya çıktı. Yalnızca pota arkasında bulunan, amigoluk yapmaya çalışan yanında davul getirmiş bir grup çoluk çocuk kendini futbol maçında zannediyordu. Yavaş yavaş sadece Efes’i izlemeye giden gerçek basketbol taraftarı salona çekilince (aynı Efes’in efsane yıllarındaki gibi) çok daha güzel maçlar izleyeceğiz.

29 Ekim 2009 Perşembe

Efes Pilsen Partizan Maç Öncesi


Efes Pilsen için kritik bir maç olacak. Özellikle ilk hafta kaybedilen Rytas maçından sonra mutlak kazanmak zorundayız. Eurolegue’de ilk turun maç sayısı azaltılınca bu maçların önemi daha da arttı. Kazanmak için de daha dirençli oynamalıyız. Banvit maçında daha sert bir Efes vardı, bu maçta da bunu yapmalıyız

Rytas maçında Santiago ilk beş başlamış, Sinan Güler hiç oyuna girmemişti. Bana göre bu Efes’i takım olmaktan uzaklaştıran etkenlerden birisi. Ergin Ataman’ın özellikle bunlara dikkat etmesi gerekir. Euroleague ve ligde farklı kadrolarla oynamak sorun yaratabilir. Efes Pilsen beş yabancıyı aynı anda oynattığı anda iyi bir takım olsa da bu takım aslında Efes Pilsen olmayacak, lige döndüğünde değişen takım sürekli bir düzensizlik yaratacak. Zamanında bu problemi yaşayan başka Türk takımları da olmuştu. Bu TBL’nin bence büyük bir sorunu. Antrenörlere burada önemli bir iş düşüyor. Takımlardaki dengeyi korumak onların en çok dikkat etmeleri gereken konu. Ergin Ataman Euroleague ve ligin ilk haftasında bu dengede problem yaşadığını gösterdi. Umarım bugünkü Partizan maçında kendini ve takımını toplar.

Partizan her zaman tehlikeli bir takım olmuştur. Euroleague’in bir numaralı oyuncu fabrikasıdır ve önemli bir ekolün temsilcisidir. Sezon başlarında kurdukları takımlara bakıp onları rakip gibi görmemek büyük yanlış olur. Çok iyi bir sistem takımı olmaları sayesinde genç oyuncuların gelişimi için muhteşem bir ortamdır. (Bu ortamı görüp de gelişemeyen bir tek Semih Erden’i tanıyoruz.) Bu sebeple daima tehlikelidirler, dikkat edilmesi lazım.

Bu akşam tribünde olacağım, umarım maç sonunda bu maç ve ilerisi için daha güzel şeyler söyleyebilirim.

23 Ekim 2009 Cuma

İki Kötü Başlangıç

Aynı Fenerbahçe Ülker gibi Efes Pilsen de Euroleague’e kötü bir başlangıç yaptı. Efes Pilsen Final Four hedefi için kurduğu kadroyla çıktığı ilk Euroleague maçında; rakibi olarak görülemeyecek bir takım olan Rytas’a deplasmanda 77-70 kaybetti.

Sürpriz bir sonuç olsa da çok beklenmedik bir durum değildi. Efes Pilsen’de geçen seneki şampiyonluktan sonra zorunlu olarak değişen bazı şeyler var ve bunlar takımın yeniden form tutması için zamana ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Fakat bu uyumu sağlamanın bu sene çok daha zor olacağını düşünüyorum. Özellikle takımda bulunan yedi yabancının ikisinin TBL’de forma giyemeyecek olması uyumu zorlaştıran etkenlerden biri. Ligde oynamayan ve oynamayacağı açıklanan Santiago’nun Euroleague’de ilk beş başlaması, ya da lige döndüğümüzde kesilecek olan diğer yabancının hala belirsiz olması, sürekli değişen bir kadro yapısının olacağının göstergesi. Bu yapı eğer bir istikrara bağlanmazsa Efes’in işinin hayli zor olacağı açık ve net.

Maça gelecek olursak kazanmayı daha çok isteyen takımın kazandığı bir maç oldu. Maçtan aklımda kalanlar; Efes’li oyuncuların yediği bloklar ve çalınan bolca hücum faul, Rakocevic’in bu takıma çok yararlı olacağı, Nahcbar’ın iyi bir üç numara olduğu ve Efes’in acilen Kerem Gönlüm’e ya da ona benzer bir dört numaraya ihtiyacı olduğudur.

Efes Pilsen bana kalırsa bir an önce en az bir yabancısı ile yolları ayırmalıdır. Efes’in kadrosundaki genişlik bence yanıltıcı… Ekstra yabancıların takıma çok fazla yarar sağladığını bugüne kadar pek göremedik.

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Basketbol Üzerine Saçmalayanlar #1


Selçuk Yula bugüne kadar okuduğum bir yazar değildi. Kendisi pek okunmaya değer yazılar da yazmıyordu, fakat Ekşi Sözlük'te linkini görüp okuduğum son yazısında gerçekten çok saçmalamış. Fanatik futbol yazarlarının sadece tutukları takımlara yaranmak için anlamadıkları konularda yorum yapmaları çok gülünç olabiliyor. Selçuk Yula'nın Kerem Gönlüm'ü bilerek doping yapmakla suçlaması ve Efes Pilsen'in şampiyonluğunu şaibeli ilan etmesi bu yorumların en komikleri arasına girebilir. Hatta tüm takım teste sokulsaydı diye bir laf da etmiş.
Ben Kerem Gönlüm'e sonuna kadar güveniyorum. Bilerek doping alma gibi bir durum söz konusu olamaz. Bu durum için Ergin Ataman'ı suçlayan, Kambala doping cezası aldığında Aydın Örs'ü mü suçluyordu merak ediyorum.
Lütfen üzerinizdeki futbol formalarıyla basketbol yazısı yazmayın. Komik duruma düşüyorsunuz.

20 Haziran 2009 Cumartesi

Igor Rakocevic

Rakocevic'in adı bile heyecanlanmama yetti. Efes Pilsen'in yeni transferi olduğu söyleniyor. Bugün birçok sitede ve blogda kesinleştiği yazıyor ama hala Efes Pilsen'den resmi açıklama gelmedi. Eğer gerçekten bu iş bittiyse şampiyon artık gözünü Euroleague'e dikmiş anlamına geliyor.
İstatistiklerine buradan ulaşabilirsiniz.
Edit: Resmi açıklama da geldi artık rahatlayabilirim. Uzun zamandan beri hiçbir transfer beni bu kadar sevindirmemişti.

9 Mart 2009 Pazartesi

Fenerbahçe Ülker:84 Efes Pilsen:80


Dün akşam İpekçi’de oynanan maç, son yıllarda izlediğim en zevkli karşılaşmaydı. Bir Efes taraftarı olarak Fenerbahçe tribününde maçı izlemenin verdiği gerginlikten maçın en sessiz taraftarıydım sanırım; ama yine de maçtan çok fazla zevk aldım. Özellikle maçın gergin atmosferi , maçın heyecanını iki kat arttırdı.

Fenerbahçe bu maçı mutlak kazanmalıydı, eğer kazanamasaydı olası playoff eşleşmesinde 1-0 geride başlayacaktı. Efes gibi bir takıma playoffta geride başlamak pek istenecek bir durum değil. Son günlerde Fenerbahçe’nin yaşadığı -Eurolegue’den elenmesi , Türkiye Kupası’nı kaybetmesi, ligde ezeli rakibine yenilmesi gibi- olumsuzluklar bu maçın önemini daha çok arttırmıştı. Bu nedenlerden dolayı Fenerbahçe maça çok sert(gereğinden fazla sert) savunmayla başladı ve ilk dakikalarda farkı açmayı başardı. Fenerbahçe’nin yaptığı bu sert savunma özellikle Efesli oyuncuları çok gerdi ilk dakikalarda, fakat daha sonra Efes de aynı sertlikle karşılık verince denge sağlandı ve maçın heyecanı tavan yaptı. Hakemlerin genelde bu sert savunmalarda kontrolü kaybettiği gözlendi, bazen çok yumuşak hareketlere faul çalarken bazen de sert hareketleri es geçtiler. Bir türlü oynanan basketbolda dengeyi sağlayamadılar.

Sonuç olarak Efes Pilsen’i desteklememe rağmen Fenerbahçe’nin kazanmasına da çok üzülmüş değilim. Çünkü maçlar bu şekilde geçecekse en azından 7 maçlık bir final serisi izlemek isterim, o da ancak 0-0 başlarsa mümkün olur.

Rasim Başak’ın atılma pozisyonunu tekrarlar olmadığından çok net göremedim; fakat maç içinde Kerem’i ve Smith’i çıldırtmayı başarmıştı; Ender’e de vurması bardağı taşıran son damla oldu herhalde. Fakat yine de atılmasındaki en büyük suç onu sakinleştiremeyen veya gereksiz gerginliğini göremeyen kenar yönetimdedir.

5 Aralık 2008 Cuma

İki Resim Arasındaki 7 Fark



1. Biri oyuna hiç müdahale etmez, diğeri iyi giden oyuna müdahale eder.
2. Biri gençlere güvenmez, diğeri tecrübe sevmez.
3. Biri oyuncu değiştirmez, diğeri oyuncunun ısınmasına izin vermez.
4. Biri durmadan yabancı alır, diğeri değiştirmesi gerekenlerle yetinir.
5. Biri sakin sakin bakarak, diğeri sürekli bağırarak insanı deli eder.
6. Biri Haislip'in, diğeri Solomon'un gönderilmesini sağlayarak seyirci kaçırır.
7. Biri hemen başarı ister, diğeri sadece 2010'da ister.

Sonuçta ikisi de izleyiciyi kahreder.

Not: İlham kaynağı Vedat Özdemiroğlu'na teşekkürler.


29 Kasım 2008 Cumartesi

Predrag Drobnjak Efes Pilsen’de


Transfer sezonu başladığından beri almaya çalıştıkları Drobnjak en sonunda kadroya kattılar ancak ne kadar yarar sağlayacak emin değilim. Eğer yabancı kontenjanında oynayacaksa pek bir işe yarayacağını zannetmiyorum fakat Türk statüsünde oynarsa belki yararlı olabilir.
Efes Pilsen’in ilk maçlarda izlediğimiz kadarıyla büyük bir pota altı sorunu var. Kasun’un sakatlığı en büyük sorun fakat sadece Kasun’un dönüşüyle de bu sorun çözülecek gibi değil. Sezon açıldıktan sonra getirilen ve bir işe yaramayan Dwayne Jones’tan sonra şimdi getirilen Drobnjak’ın da yararlı olacağını düşünmüyorum. Bu sorunun mimarı bence Ergin Ataman’dır. Transfer sezonunda Shumpert’in alınması yanlıştı , Kakiouzis’den önce alınsaydı bu transferi en çok destekleyenlerden biri olurdum. Fakat şimdi baktığımızda Kaya-Kerem ve sakat Kasun’dan başka uzun yok takımda; bir de Kakiouzis ve Shumpert gibi zorlama uzunlar… Eğer Kasun dönünce sorun çözülecek diyorsanız Kaya ve Kerem’den biri sakatlanmayacağı ne malum. Yabancı hakkından dolayı da Kasun dönünce Shumpert ve Drobnjak tribünde oturmak zorunda kalacak.
Bence Efes Pilsen’i deneme tahtası durumuna sokan bu transferler yerine alt yapıdan genç bir uzunu hazırlamak daha iyi olabilirdi. Takıma bu zamanlarda katılan oyunculardan daha fazla katkı verebileceklerini düşünüyorum. Gerçi bu önerinin Ergin’in umurunda olacağını zannetmiyorum. Engin Atsür ve Sinan Güler’e bile alt yapı oyuncusu muamelesi yapan Ergin’in genç bir oyuncuya güveneceğini hiç düşünemiyorum.

14 Kasım 2008 Cuma

Yeni Nesil Efes Pilsen

Ergin Ataman'ı bir koç olarak pek tutmadığım bilinir. Elindeki malzemeyi iyi kullanamama konusunda Murat Özyer ile ilginç bir rekabet halindedir. Bus ene Efes Pilsen gerek ligde gerekse Euroleague'de son derece kötü performanslar ortaya koyuyor. Kadroya yapılan takviyelerle insan daha fazlasını istiyor doğal olarak ama takımın yeni ve oturmamış olduğunu düşünen bir kesim de "bekleyin" diyor. Öte yandan ben Efes'in "beklememek ve hemen başarılı olmak" için otuzunu geçmiş tecrübeli oyunculara yöneldiğini düşünüyorum. Ayrıca geçtiğimiz sene Beşiktaş'ın başarısının önemli etkenlerinden Sinan ile Shumpert'in birden Nba'egelmiş Avrupalı muamelesi görmesine de anlam veremiyorum. Partizan maçını salonda izledim, bir insan hamle yapmak için en fazla bu kadar bekler. Az daha maç gidiyordu. CSKA maçını izleyemedim ama duyduğum kadarıyla Efes tarihinin en kötü oyunlarından birisi oynanmış. İşler iyiye gitmiyor, zayıf kaldı pota altı, Kaya'nın katkısı da çok düşük, Jones'u da anlayamadık henüz. Hadi bakalım Ergin, basketbolun Ersun Yanal'ı mı olacaksın, yarım sezonluk koç..

29 Ağustos 2008 Cuma

Eninde Sonunda

Kasun ve Shumpert Efes'te, zaten bekleniyordu ama sanki biraz fazla yabancı oldu.. Şimdi işler kızıştı, Ömer Aşık vs. Mario Kasun. Uzun zamandır da buraya yazmıyordum.. Dönmüş oldum.

24 Temmuz 2008 Perşembe

Michalis Kakiouzis

Efes Pilsen bombaları ardı ardında patlatıyor.. Son olarak Ntvspor'un haberinden öğrendiğim kadarıyla Michalis Kakiouzis ile anlaşmışlar.. Ergin tüm tayfayı topladı, Siena'da beraberlerdi Kakiouzis ile, 32 yaşında ama tecrübesine kimse bir şey diyemez sanırım.. Ne diyelim hayırlı olsun, Kasun da yoldaymış!

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Efes Pilsen 2008/2009


Ergin Ataman ve Ufuk Sarıca ikilisini takımın başına geçirerek geçtiğimiz senenin ortasındaki yönetim yanlışlarına bir set çeken ve temiz bir başlangıç yapmak isteyen Efes Pilsen şu ana kadar TBL'in transferde en hızlı takımı. Transferleri tam olarak kapatmadılar, bir ya da iki uzun ekleyecekler ve Drobnijak Türk statüsüne geçebilirse onu da kadrolarına katacaklar. Ancak ben şimdiye kadar netleşen kadroyu yazayım, ekleme olursa da güncellerim.. 

Charles Smith F 1.93 
Milos Vujanic G 1.90 
Sinan Guler G 1.92 
Mustafa Abi F 1.97 
Kerem Gonlum F 2.08 
Bora Hun Pacun F 2.10 
Baris Hersek F 2.07 
Preston Shumpert F 2.04
Ender Arslan G 1.88 
Engin Emre Bayav C 2.11 
Cenk Akyol F 2.00 
Bootsy Thornton G 1.95 
Engin Atsur G 1.92 
Kaya Peker C 2.08 
Michalis Kakiouzis F 2.07
Mario Kasun C 2.10
Ergin Ataman (Head Coach)

Real Madrid'den ayrılan Charles Smith takıma döndü, bir önceki dönemde çok başarılı olamasa da önemli bir skorer ve tecrübeli bir oyuncu. Ergin Ataman Beşiktaş'taki öğrencileri Kaya Peker ve Sinan Güler'i aldı.. İkisi de önemli açıkları kapattılar, özellikle Sinan'ın savunma katkısı takım için son derece önemli, Kaya'nın da alınabilecek en iyi Türk uzunlardan olduğunu düşünüyorum.. Thornton Siena'dan geldi, savunması için iyi diyorlar ancak çok fazla izlemedim kendisini.. Vujanic ve Engin çok iyi bir guard ikilisi olacaklar ve sanırım Ender Arslan'ı bu sene çok daha az izleme şansı bulacağız! Mustafa Abi ve Kerem Gönlüm takımda dururken sanırım Barış Hersek, Bora Hun Pacun gibi oyuncular da Darüşşafaka yolunu tutacaklar.. Emre Bayav'a hiç şans verilmediği için uzun oyuncu şart, bu pozisyonda almaya çalıştıkları Mario Kasun son derece faydalı olur.. Ayrıca kısa forvet pozisyonunda da bariz bir eksiklik gözüküyor, Shumpert olayı ne oldu bilmiyorum ama onu da kadrolarına katarlarsa önemli bir eksik kapanır.. Drobnijak işini halledip, Kasun-Shumpert'i bitirirlerse özlediğimiz Efes Pilsen geri dönecektir..

12 Temmuz 2008 Cumartesi

Engin Atsür

Yanlış hatırlamıyorsam Benetton ile üç yıllık sözleşme imzalamıştı ama Efes Pilsen ile anlaştığı söyleniyor. Böyle bir transfer hem Engin hem de Efes Pilsen için harika olur, bir ara Galatasaray söylentileri de vardı. Henüz hiçbir şey kesin değil, takımında da kalabilir ama altyapısından yetiştiği Efes Pilsen'e gelse çok iyi olur..

Düzenleme: Derken doğrulama geldi Ntvspor da haberi geçti, Engin Efes Pilsen'de.

11 Temmuz 2008 Cuma

Jaka Lakovic

Barcelona ile kontratı devam ediyor ve bir yıl daha takımda kalmak istiyormuş.. Transfer sezonunun başlarında adı Efes Pilsen ile anılıyordu ama Efes hiçbir zaman doğrulamadı, zaten kontratı devam eden bir oyuncu için "ilgileniyoruz" açıklamaları yapmaları da pek doğru olmazdı.. (Shumpert!) Açıkçası Vujanic ve Thornton transferlerinden sonra Efes'in o bölgeye oyuncu alması pek mantıklı olmayaz.. Bu arada Barcelona da hala guardını bulamadı..

6 Temmuz 2008 Pazar

Efes Pilsen

Ergin Ataman Kaya transferinden sonra "Efes Pilsen'i yeniden yaratıyoruz" şeklinde bir açıklama yapmış, daha önce imzaladıkları söylenen Andrew Betts ile bir ilgilerinin olmadığını belirtip ilgilendikleri oyuncuları saymış.. Van Der Spiegel diyor ama oyuncu Real Madrid ile anlaşma aşamasında, listede Zizic var ki Panathinaikos serbest bırakıtı sanırım, olabilir.. Santiago ve uzun zamandır söylentisi dolaşan Kasun da Ergin'in adını andığı oyuncular..

Lafa gelince Ergin "Efes Pilsen'i yeniden yaratıyoruz" diyor ancak Efes'in web sitesinde bile ".. yuvaya döndü" şeklinde 4-5 haber var, genç ve uzun yıllar oynayacak oyuncular alıp takımı tazelemek yerine kısa vadede başarılı olacak, daha önce denenmiş oyuncuları getiriyorlar.. Kızmıyorum, yaptıkları transferler çok yerinde, özellikle de Kasun'u alırlarsa ligimiz için fazla bir kadro oluşacak ama iki sene içinde bir yeniden yapılandırma daha gerekecek gibi..

4 Temmuz 2008 Cuma

Kaya Peker

Efes Pilsen ile 1+1 sözleşme imzalamış.. Ligde kaliteli Türk uzunların tamamına yakını Fenerbahçe'deyken Kaya'nın değeri çok artmıştı, Galatasaray ile adı anıldı ama sonuçta Ergin onu da Efes Pilsen'e getirdi.. Efes Pilsen bu sene öze dönüşlerin yuvası oldu ama Kaya ciddi anlamda önemli bir açığı kapattı kadroda, şimdi bir de 5 numara alacaklar, umarım Euroleague'in tecrübeli pivotlarından birisini kadroya katarlar.. Her şeyi geçtim sezon ortasında bu çocuğun aklını alıp giden Dinamo'ya ne oldu, Blatt istemedi mi acaba?

2 Temmuz 2008 Çarşamba

Marvis Bootsy Thornton


Efes Pilsen'in Siena'dan transferi olan guard. Sanırım Kerem ve Barış ile anlaşamayınca tamamen yabancıya yöneldiler ve Vujanic'in ardından böyle bir transfer yapma ihtiyacı duydular. Thornton çok iyi tanıdığım bir oyuncu değil ancak savunması için iyi diyorlar, adam Siena'dan geliyor zaten, savunması ne kadar kötü olabilir? Amerikalı guardlar Efes'e yaramıyor gibi gözükse de Ergin'e yarıyor, demek ki Ergin Efes'e yararsa işler istenilen düzeye gelir.. Bu arada daha önce bir heyecanla yazdığım Shumpert Efes'te yazısı da yalan olacak gibi, henüz resmi bir açıklama gelmedi..