Fenerbahce Ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahce Ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2010 Cuma

2010 Hayal Kırıklığı Vol1

Dün akşam Abdi İpekçi’de Tanjevic’in 2010 planlarından ilkinin çöküşüne tanık olduk. Aslında hiçbirimiz şaşırmadık. Bu takımın bu antrenörle daha ileriye gidebilmesi sadece hayaldir.

Tanjevic ilk geldiğinde aslında elinde 2-3 yıllık iyi çalışmayla Final Four’a yürüyebilecek bir takım vardı. Ümit vaat eden genç oyuncular, (Semih, Oğuz, Vidmar, Ömer Aşık, Emir Predzic) Eurolegue tecrübesine sahip oyuncular (Ömer Onan, Mirsad Türkcan, Solomon) ve Mrsic gibi büyük bir tecrübe. Bunun yanında Ülker’in ekonomik desteği ve Fenerbahçe’nin taraftar gücü. Tanjevic bir antrenörün isteyebileceği her şeye sahipti. İyi bir sistem kurup gençlerin yeteneklerinin gelişimine yardımcı olarak basketbolu keyifle oynayan bir takım yaratsa başarı çok uzak olmazdı, fakat hep tersi oldu. Yıllardır bir sistem göremedik. Oyun içinde çok fazla üçlük deneyen ve sadece anlık performanslarla maç kazanabilen bir takım görüntüsü vardı. Gelecek vaat eden oyuncuların da gelişme yerine sürekli geriye gittiğine tanık olduk, bütün oyuncuların isteksizlikleri gözle görülebilir bir duruma geldi. Tabi bu kadar olumsuzluk taraftarı da salondan uzaklaştırdı. Bu da bir anlamda Fenerbahçe Ülker projesinin çöküşü oldu.

Aslında tam da çöküş demek doğru değil. Yukarıda bahsettiğim ve basketbolla uzaktan yakından ilgilenen herkesin gördüğü hataları gidermenin kolay bir yolu var. Yeni bir teknik kadro ile yola devam etmek. Futbolda olsa çoktan bu değişiklik yapılırdı, ama basketbolda hala neden hiçbir hamle yapılmadığını anlayamıyorum. Bunu bana anlatabilecek herhangi bir kimse de yok herhalde. Baştan gelmesi hata olan bir antrenöre bu kadar sabredilmesi sinirime dokunuyor. Birkaç yıldır basketbol yazarlarının söylediklerine kulak asmayan Fenerbahçe yönetiminin en azından “Tanjevic istifa” diye bağıran taraftarının isteklerine kulak asmasını diliyorum.

Tanjevic giderse bu takımın başına kim getirilmelidir diye konuşmak çok gerekli değil aslında. Tanjevic’ten sonra kimi koyarsanız koyun kimsenin tek bir laf bile söyleyeceğine inanmıyorum.

Son dakika transferi Roko Ukic hakkında bir şeyler söylemek gerekirse, ilk maçında çok iyi bir görüntü çizdi. Topla oynamayı seven bir gard olması çok problem edilemez, çünkü bu takımın zaten bir sistemi yok.

8 Kasım 2009 Pazar

Efes Pilsen:80 Fenerbahçe Ülker:67

İlk olarak söylemek istiyorum ki beklediğim gibi bir maç oldu. Genelde Efes Pilsen Fenerbahçe maçlarında olduğu gibi mücadele çok iyi, fakat oyun kalitesi düşüktü.

Efes Pilsen maçın genelinde dört kısa ile oynadı, Fenerbahçe Ülker bazen buna karşılık verdi, fakat genellikle iki uzun ile pota altını kullanmaya çalıştı. İki takım da bu maçta iç dış dengesini iyi sağladı. Efes Pilsen 38’de 23 ikilik, 19’da 8 üçlük isabetiyle oynadı. Fenerbahçe Ülker ise 37’de 21 ikilik, 17’de 3 üçlük ile oynadı. Efes’in üçlükte daha yüzdeli oynaması maçı kazandıran en önemli etkenlerden biriydi. Son periyoda kadar Fenerbahçe Ülker de Efes Pilsen de çok iyi savunma yaptı. 3. periyot skoru 48-48 iken son periyotta Efes Pilsen’in 32-19’luk bir üstünlüğü var.

Efes Pilsen’de bugün en beğendiğim oyuncu Sinan Güler. Yine girdiği dakikalarda takım savunmasına enerji kattı, üstelik hücumda da çok verimli oynayarak takımını daima ayakta tuttu. (Eurolegue’de ona neden güvenilmediğini anlayan varsa lütfen yorum yapsın.) Nahbar’ın uyum sorununu yavaş yavaş aştığı ortada. Maçın başında isabetsiz attığı dakikalarda bile istekli olduğu görülüyordu. Maçın son periyodunda bu istekli oyununun karşılığını alarak maçı Efes’e getirdi. Kaya Peker, Efes Pilsen’de belki de en çok acıdığım oyuncu. Çok formda ve etkili oynuyor, fakat Ergin Ataman ondan vazgeçemediği için genelde maçları dili dışarıda tamamlıyor. Ermal’ın ona biraz daha fazla alternatif olması lazım. Gerçi bugün çok az süre alsa da Ermal özellikle savunmada etkili bir oyun oynadı. Galibiyeti getiren diğer önemli oyuncular; Ender ve Rakocevic. Efes’in hücumda en verimli iki oyuncularıydılar. Ender özellikle son maçlardaki performansıyla Kerem’in bayağı önüne geçmiş durumda.

Fenerbahçe Ülker’de ise Greer ve Semih Erden ön plana çıktı diyebiliriz. Özellikle Semih Erden’in, oynadığı dakikalarda çok etkili olduğunu gördük. Potadan uzak topu aldığında bile verimliydi. Greer benim sevdiğim bir gard tipi değil. Etkili maçlar oynayabilir, fakat kendi yeterli olmadığı gibi alternatifinin de olmaması sebebiyle Fenerbahçe’nin en yumuşak tarafı. Ömer Aşık’ın serbest atış kaçırmasının psikolojik sebepleri olduğunu düşünüyorum. Hiçbir zaman çok iyi değildi, fakat Avrupa Şampiyonası öncesi bu kadar kötü değildi. Gricek bir türlü bu takımın içine giremeyen oyunculardan. Ben onda daha fazla ısrar edilmesinden yanayım. Bugün yine 20 dakikanın altında süre almış. Mrsic artık yaşı gereği gard oynayamaz. İki numarada hala etkili olabileceğini düşünüyorum. Son olarak Mirsad Türkcan’ın bir an önce verimli bir şekilde dönmesi gerekiyor. Fenerbahçe Ülker’in en fazla sorun yaşadığı yerlerden biri orası.

Salonda olamadığımdan tribünleri çok fazla bilemiyorum. 500 kadar bağıran Fenerbahçe taraftarı duyuluyordu genelde. Onların maça olumlu veya olumsuz bir etkisi olmadığı biliniyor. Susmamalarına rağmen hakemler ve oyun üzerinde bir etki kuramıyorlar Yine de maç sonunda “Tanjevic istifa” diye bağırmaları çok hoşuma gitti. Fenerbahçe taraftarı ile tek ortak temennim.

18 Ekim 2009 Pazar

Fenerbahçe Ülker:75 Kepez Belediye:67

Beko Basketbol Ligi 2009- 2010 sezonunu Kepez Belediye- Fenerbahçe Ülker maçı ile açmış bulunduk. Özellikle Avrupa Şampiyonası’nda yaşadığımız hayal kırıklığı sonrasında basketbol gündeminden biraz uzak kalmıştım. Sezon açılışıyla birlikte basketbol izlemeyi ne kadar özlediğimi anladım.

Kepez Belediye sezon öncesinde yaptığı transferler, çok beğendiğim bir antrenörü takımın başına getirmesi ve son olarak Türkiye Kupası’nda Efes Pilsen’i yenmesiyle benim gözümde en çok merak uyandıran takım oldu. Ancak bu maçta Kepez Belediye potayı görür görmez sayıya gitmeye çalışan, sistemden uzak bir takım görüntüsü çizdi. Arada patlamalar yaparak çok yüksek sayı üretebilecek potansiyelleri var; fakat bir sistem içinde oynamazlarsa ara sıra can yakan ancak istikrar sağlayamayan bir takım olurlar. Baldwin’e -takımı kendi kurmamış olsa da- ileride bu takıma uygun bir sistem geliştireceği konusunda güveniyorum.

Fenerbahçe Ülker’i ise sistem olarak anlatmaya gerek yok. Tanjevic ve Solomon olduğu sürece benzer oyunlarına devam edecekler sanıyorum. Yeni transferlerden Greer benim gözümde gereksiz bir oyuncu, bu tarz oyunculara zor ısınıyorum. Basketbolu takım oyunundan uzaklaştırıyorlar. Bunlardan iki tanesiyle gard rotasyonunu doldurmak zararlı olabilir. Gricek bu sene yeni transfer sayılabilir, bu sezon eğer Tanjevic izin verirse çok yararlı da olacaktır. Kinsey ise kaldığı yerden devam ediyor, enerjisiyle takıma büyük yarar sağlıyor.

Apdi İpekçi Spor Salonu yenilenmiş, göze hoş geliyordu. Genelde seyircisiz maçlar için üzülürdüm, ama bu sefer bu sessizlik fazlasıyla hak edilmişti.

10 Mart 2009 Salı

Solomon Fener’e geri mi dönüyor?


Bugünlerde bir çok yerde konuşuluyor, Solomon’un geri dönüp dönmeyeceği. Hatta yönetimin Solomon'u geri istediği fakat Tanjevic’in transfere ihtiyaç duymadığından Solomon’u istemediği söyleniyor. (Kesin doğrudur Tanjevic Türk basketbol severin kabusu zaten.) İlerisi ne getirir bilmiyorum, ama Solomon’u tekrar Fenerbahçe’de düşünmek istiyorum. Green’in yerine takıma çok iyi oturacaktır, uyum sorunu gibi bir derdi olmayacaktır (antrenöre uyum hariç tabi). Gricek’i oyuna Green’e oranla daha fazla katabileceğini düşünüyorum, bir de rakip takımın gardına yaptığı baskıyla Fener savunmasını tekrar toplayacaktır. Bu sezon Fenerbahçe’nin o istikrarlı savunmasını yapamamasının tek sebebi Solomon’un olmamasıdır. Eğer sene başında gönderilmeseydi bu sezon Euroleague’de daha iyi sonuçlar alınacaktı orası kesin, ama şimdi dönerse de önümüzdeki sene için iyi bir hazırlık olur.

Şimdi sıra Fenerbahçe yönetiminde, o Efes maçında gördüğüm muhteşem taraftar için bir hamle yapmanız gerekiyor. Solomon'dan daha iyi bir hamle düşünülemez.

9 Mart 2009 Pazartesi

Fenerbahçe Ülker:84 Efes Pilsen:80


Dün akşam İpekçi’de oynanan maç, son yıllarda izlediğim en zevkli karşılaşmaydı. Bir Efes taraftarı olarak Fenerbahçe tribününde maçı izlemenin verdiği gerginlikten maçın en sessiz taraftarıydım sanırım; ama yine de maçtan çok fazla zevk aldım. Özellikle maçın gergin atmosferi , maçın heyecanını iki kat arttırdı.

Fenerbahçe bu maçı mutlak kazanmalıydı, eğer kazanamasaydı olası playoff eşleşmesinde 1-0 geride başlayacaktı. Efes gibi bir takıma playoffta geride başlamak pek istenecek bir durum değil. Son günlerde Fenerbahçe’nin yaşadığı -Eurolegue’den elenmesi , Türkiye Kupası’nı kaybetmesi, ligde ezeli rakibine yenilmesi gibi- olumsuzluklar bu maçın önemini daha çok arttırmıştı. Bu nedenlerden dolayı Fenerbahçe maça çok sert(gereğinden fazla sert) savunmayla başladı ve ilk dakikalarda farkı açmayı başardı. Fenerbahçe’nin yaptığı bu sert savunma özellikle Efesli oyuncuları çok gerdi ilk dakikalarda, fakat daha sonra Efes de aynı sertlikle karşılık verince denge sağlandı ve maçın heyecanı tavan yaptı. Hakemlerin genelde bu sert savunmalarda kontrolü kaybettiği gözlendi, bazen çok yumuşak hareketlere faul çalarken bazen de sert hareketleri es geçtiler. Bir türlü oynanan basketbolda dengeyi sağlayamadılar.

Sonuç olarak Efes Pilsen’i desteklememe rağmen Fenerbahçe’nin kazanmasına da çok üzülmüş değilim. Çünkü maçlar bu şekilde geçecekse en azından 7 maçlık bir final serisi izlemek isterim, o da ancak 0-0 başlarsa mümkün olur.

Rasim Başak’ın atılma pozisyonunu tekrarlar olmadığından çok net göremedim; fakat maç içinde Kerem’i ve Smith’i çıldırtmayı başarmıştı; Ender’e de vurması bardağı taşıran son damla oldu herhalde. Fakat yine de atılmasındaki en büyük suç onu sakinleştiremeyen veya gereksiz gerginliğini göremeyen kenar yönetimdedir.

5 Aralık 2008 Cuma

İki Resim Arasındaki 7 Fark



1. Biri oyuna hiç müdahale etmez, diğeri iyi giden oyuna müdahale eder.
2. Biri gençlere güvenmez, diğeri tecrübe sevmez.
3. Biri oyuncu değiştirmez, diğeri oyuncunun ısınmasına izin vermez.
4. Biri durmadan yabancı alır, diğeri değiştirmesi gerekenlerle yetinir.
5. Biri sakin sakin bakarak, diğeri sürekli bağırarak insanı deli eder.
6. Biri Haislip'in, diğeri Solomon'un gönderilmesini sağlayarak seyirci kaçırır.
7. Biri hemen başarı ister, diğeri sadece 2010'da ister.

Sonuçta ikisi de izleyiciyi kahreder.

Not: İlham kaynağı Vedat Özdemiroğlu'na teşekkürler.


16 Ekim 2008 Perşembe

Fenerbahçe Ülker:83 Ted Kolej:46


Ligin açılış maçında özellikle daha çok çekişme isterdim fakat bu sezon Telekom-Galatasaray-Efes Pilsen ve Fenerbahçe’nin birlikte oynayacakları maçlar hariç çok fazla çekişme göremeyeceğiz gibime geliyor. Özellikle bu takımlar eksikleri döndüğünde ve birlikte oynamaya daha fazla alıştığında diğer takımlarla oynayacakları maçlar formaliteye dönebilir.
Bu maç Fenerbahçe’nin bu sene neler yapabileceğini gösterebilecek bir maç olmadığından kapsamlı olarak Fenerbahçe yorumunu Tau maçı sonrası yapmak istiyorum. Bu maça baktığımızda başından sonuna ciddi oynayan bir Fenerbahçe vardı ve kalite farkını da skora yansıttı.
Ted Kolej belki sezon başı diye böyle olabilir fakat ilerisi için de hiç umut vermedi. Hücumda ve savunmada maçın hiçbir anında etkili olamadı. Tek, maçta bir taraf olduğunu hissettiğim an; Eric Hansen’in blok koyduğu zamanlardı, onun harici Fenerbahçe kendi başına oynadı. Daha önce Galatasaray’dan da kupada 39 sayı fark yiyen Ted Kolej bu sezon ligin en zayıf takımı gibi duruyor.
Skordan da anlaşıldığı gibi gerçekten maç hakkında konuşacak fazla bir şey bulamadım. Umarım BBL ileride daha çekişmeli maçlara sahne olur.

Foto:Ntvspor.net

5 Eylül 2008 Cuma

Fenerbahçe Ülker 2008/2009

Bu sene Fenerbahçe'de büyük değişiklikler oldu. Will Solomon ve İbrahim Kutluay'ın gidişi büyük bir liderlik problemi oluşturacak gibi. Özellikle Solomon takımın her şeyiydi, Tanjevic'in antrenörlük eksiklerini saha içinde kapatan, takımı oyunda tutan liderdi. Onun yokluğunda yerine alınan Green bu işi yapabilecek bir oyuncu değil. Belki daha iyi bir 'point' guard ama kesinlikle daha iyi bir lider ve skorer değil. Özellikle maç sıkıştığında kafası duran ve topu Solomon'ın ellerine bırakan Tanjevic sanırım artık Giricek'e güvenecek. Giricek bu sene Avrupa'nın en iyi transferlerinden. Onu Avrupa'da izlemeyenler tam olarak neler yapabileceğini bilmiyorlar, Giricek bu kıtanın en iyi skorerlerinden, biraz nazlıdır ama oynamak istedi mi tutulamaz. Solomon'ın skorer yanını aratmayacak oyuncu da Giricek'tir. Smith-Green ikilisinin aynı takımdan gelmeleri önemli bir avantaj, bunun dışında gçlü bir pota altı var ancak pota altında savunma yönleri hücuma göre daha yüksek. Artık bu sene Emir'den patlama bekliyorum, Emir iyi bir oyuncu ama kendine güven problemi var ve dengesiz süreler alması da oyununu etkiliyor. Kadro iyi, başarı için tek engel kurt hoca, dahi koç, çakal karlos Tanjevic.
Marques Green
G
1.65
Devin Smith
G
1.96
Mirsad Turkcan
F
2.06
Omer Onan
G
1.94
Rasim Basak
F
2.02
Semih Erden
C
2.10
Damir Mrsic
G
1.91
Gasper Vidmar
C
2.10
Hakan Demirel
G
1.92
Serhat Cetin
G
1.97
Oguz Savas
C
2.13
Omer Asik
C
2.11
Emir Preldzic
F
2.06
Gordan Giricek
F
1.99

29 Ağustos 2008 Cuma

Gordan Giricek

Kim ne derse desin ligimiz için inanılmaz bir transfer. Giricek'in Nba'de boş sezonlar geçirdiğini söyleyenler onu CSKA formasıyla izlememiş olanlardır. Avrupa'nın en önemli skorerlerinden Giricek, sadece onu izlemeye bile giderim maça.. 

5 Ağustos 2008 Salı

Kinsey Cavs'de

İki-üç gün ortada yoktum yine karışmış piyasa.. Solomon'un Toronto yolunu tutmasından sonra geçen sezon iyi bir performans gösteren Kinsey de Nba'e döndü. Cleveland ile anlaşmış, ancak sanırım Fenerbahçe bunu planlıyordu ki Devin Smith'e de imza attırdılar.. Kinsey'i severdim, blogun ilk postuydu..

13 Temmuz 2008 Pazar

Devin Smith Olmadı..

Başlıktan bile emin değilim aslında. Green ile Smith'in Fenerbahçe ile anlaştığı her yerde söyleniyordu ancak hiçbir resmi doğrulama gelmedi. Zaten Fenerbahçe'nin bu sezon futbol ve basketbolda yönetimsel anlamda ne yaptığını anlamk mümkün değil. Futbolda Mehmet Aurelio'yu basketbolda da Will Solomon'ı basit biçimde ellerinden kaçırdılar.. Yalanlama dışında da sağlıklı açıklamaları yok.. Şimdi haberlerde Smith'in Siena ile anlaştığı ve Fenerbahçe'yle yaptığı sözleşmeyi iptal edeceği söyleniyor, hangi sözleşme derseniz bilmiyorum..

Edit: Oldu, bastı imzayı, başlık da yalan oldu..

6 Temmuz 2008 Pazar

Mrsic ile Bir Yıl Daha..

Daha önce de yazmışımdır Mrsic'i canlı izleyebilmenin, onun dönemine denk gelmenin önemini.. Bana göre ligimizin en iyi üç yabancı oyuncusundan birisidir ve Fenerbahçe'li olmayan beni bile tribünlere çekebilmektedir. Mrsic'in kariyeri hiç bitmesin istiyorum aslında, nasıl futbolda "Sergen son 10 dakikada girse yeter aslında" muhabbetleri yapıyorsak basketbolda da kolaylıkla onun adını verebiliriz.. "Mrsic 5 dakika oynasın 5 üç sayı yapsın yeter" Fenerbahçe ile bir yıl daha uzattı sözleşmesini, zaten "kaptan bu kadar hızlı gitme" demiştim kendisine, muhtemelen seneye son yılı, gidebildiğim kadar Fenerbahçe maçına gideceğim..

3 Temmuz 2008 Perşembe

Gelecek: Can Maxim Mutaf


Fenerbahçe altyapısından yetişen ve her gittiğimiz Fenerbahçe Ülker maçında benchte Tanjevic'in yanında oturan ufaklık.. 91 doğumlu ve boyu 1.93.. Guard pozisyonlarının ikisinde de oynayabiliyor ama skorer yönü daha kuvvetli.. Annesi Rus babası Türk olan Maxim Türk Milli Takımı ile oynuyor ve şu anda 18 yaş altı takımımızın en önemli skor gücü durumunda. Fiziksel olarak çok zayıf gözükse de henüz çok genç ve gelişimi iki yıl daha sürecektir.. 15-16 yaşından beri de A Takım seviyesinde idman yapması ve zaman zaman kadroda yer alması iyiye işaret.. Eğer doğru sürelerle beslenirse iyi bir guard kazanacağımız kesin..

2 Temmuz 2008 Çarşamba

Marques Green ve Devin Smith


Nasıl Efes Pilsen yıllarca "Naumoski sonrası sendromu" yaşadıysa Fenerbahçe Ülker de "Solomon sonrası sendromu" yaşayacaktır,  en iyinin yeri dolmaz, bu sporun kuralıdır.. Marques Green ve Devin Smith konusunu tam olarak bilmiyorum, bazı kaynaklar kesin olarak Fenerbahçe ile anlaştklarını söylese de resmi doğrulama görmedim.. Green'i Ted formasıyla hatırlıyorum, iyi bir oyun kurucu olduğunu biliyorum ancak fiziksel olarak zayıf.. Geçen sene İtalya ligindeki performansı çok iyi olsa da Euroleague seviyesinde olup olmadığı konusunda şüphelerim var, Solomon ile beraber oynasalardı sanki ikisi de daha verimli olurdu ama bu adamdan iyi faydalanmak için İbrahim'i de geri getirmek gerekiyor sanırım.. Devin Smith hakkında ise pek bir bilgim yok, Green ile Avellino'da iyi bir sezon geçirmiş.. Aslında böyle birbirine alışmış oyuncuları almak hep olumlu sonuçlanmıştır, umarım geçen seneki iyi oyunlarını Fenerbahçe formasıyla bir üst seviyeye taşırlar..

25 Haziran 2008 Çarşamba

Jaka Klobučar

Tanjevic'in uzun zamandır Fenerbahçe Ülker'e istediği ama alamadığı oyuncu. Union Olimpija kadrosuna kattı. 4 yıllık anlaşma imzalamış, aslında ülke dışına çıkmadığı için büyük transferini yapmadı ama buradan gideceği yer Nba olacaktır. İzmir 20 yaş altı tunuvada hepimizi afallatan maçlar oynamıştı, 88 doğumlu ama 95'li gibi duruyor. Tanjevic'in eline düşmediği iyi oldu, muhtemelen Preldzic arayıp "gel oğlum yanımda oturursun" dedi de vazgeçti çocuk..

13 Haziran 2008 Cuma

Tarence Kinsey


Türk Milli Takımı adına forma giymesi için ikna edilen ve işlemlerin başlatıldığı oyuncu. "Basketbolun Aurelio'su" oluyor doğal olarak, milli takımdaki siyahi oyuncu olarak. Kısa oyuncu pozisyonunda gerçekten bir Amerikalı'ya ihtiyacımız var mı diye düşünüyorum, sonra da ligdeki takımların guardlarına bakıyorum ve koca bir "evet" cevabı alıyorum. Altyapıda seçmelerde bile "93 doğumlu 1.95 altı kabul edilmez" tarzı şeyleri olan bir memleketin zamanla kısa oyuncularını kaybetmesi ve altyapıdan sadece 3-4 oynayabilecek oyuncular çıkartması doğal sanırım. Mehmet Yağmur, Berent Kavaklıoğlu ve Hakan Demirel gibi yetersiz guardlar var artık genç olarak, Orhun ve onun sonrasındaki Kerem dönemi bitti.. Guard gelmiyor, biz de Rusya gibi Amerika'lılara vereceğiz sanırım takımı. Devşirmeye karşı değilim ama altyapıya önem vermemeye ve tek tip oyuncular yetiştirmeye karşıyım..

30 Mayıs 2008 Cuma

TBL Final 2008 #2



Türk Telekom:87 Fenerbahçe Ülker:75

Türk Telekom mutlak kazanması gereken bir maçta Fenerbahçe karşısında iyi savunma yaparak galip geldi. İlk iki maçta atarak kazanmaya çalışan, oyunun temposunu sürekli hızlandıran Telekom’un bu maçta daha çok sete set oynayarak ve daha saldırgan bir savunma yaparak maçı kazandığı gördük. Bunda da en önemli faktör Tutku’nun yokluğunda Muratcan Güler’in ilk beşte başlaması ve Solomon karşısında gerçekten çok iyi durması oldu. Ercüment Sunter’in önümüzdeki maçta da Muratcan’dan vazgeçmemesi ve Tutku’yu El Amin’in yedeği olarak kullanması Telekom için daha hayırlı olacaktır.

Fenerbahçe’de bu maçta en çok direnen oyuncu Ömer Aşık oldu. Her zamanki gibi maça ilk beş başlamayan Vidmar ve Oğuz’un ardından üçüncü tercih gibi en geç oyuna giren uzun olmasına rağmen maçın Fener adına en iyi oyuncusuydu. İkinci yarı da Fener savunmasına büyük katkı yaptığı gibi hücumda da takımın en etkilisiydi. Buradan Tanjevic’e “ Neredeyse Her maç Vidmar’ı ilk beş başlatıyorsun sonra tüm herkes gibi sende ilk periyotun sonunda bu takımda Vidmar’ın olmayacağını görüp kenara alıyor ve bir daha oyuna sokmuyorsun. Bunu her maç neden tekrarlıyorsun?” diye sormak isterdim. Cevabını gerçekten çok merak ediyorum çünkü her maçın başında aynı şey oluyor. Bazen acaba bir taktik olabilir mi diye düşünüyorum.
foto:Ntvspor.net

26 Mayıs 2008 Pazartesi

TBL Final 2008 #1



Fenerbahçe Ülker:100 Türk Telekom:72

Öncelikle dün akşam oynanan maçın 30 sayıya yakın farkla bitmesi belki Telekom’a finalde olduğunu ve savunma yapmadan maç kazanamayacağını hatırlatır. Eğer hatırlamazlar ve sadece atarak kazanırız demeye devam ederlerse son iki yılda olduğu gibi 4-0’lık bir final serisiyle karşılaşabiliriz.
Maça dönersek Telekom maça hızlı hücumlarla ve pota altı oyuncularının oynadığı ikili oyunlarla başladı. Özellikle Tanjevic’in Vidmar tercihi ilk periyotta Fener savunmasını zorladı çünkü Telekom sadece Vidmar üzerinden Dudley ile neredeyse 10 sayı buldu. Daha sonra Fenerbahçe Solomon, Ömer ve White’ın muhteşem savunmasıyla rakibin önemli hücum gücü Tutku, El Amin ve Bekir üçlüsünü kitleyince, Telekom kötü hücum eden bir takıma döndü. Eğer Telekom’un hücumlarını durdurursanız bu takımı yenmeniz çok zor olmaz zaten.
Kısacası Fenerbahçe muhteşem seyircisi önünde final serisine çok iyi başladı, devamı nasıl gelecek Telekom bu maçtan sonra Fener’e nasıl karşılık verecek merak ediyorum. Bir de şunu eklemek istiyorum ki bir Galatasaray’lı olarak Fener maçlarına gittiğimde en zorlandığım anlar “ayağa kalkmayan Cimbom’lu olsun” tezahüratının yapıldığı anlar çünkü o anlarda herkes ayağa kalktığından maçı izleyebilmek için senin de kalkman gerekiyor.

14 Mayıs 2008 Çarşamba

TBL Yarı Finaller


Efes Pilsen - Fenerbahçe Ülker (0-1)

Her zamanki gibi heyecanlı bir seri olacak, Fenerbahçe favori olsa da Efes Pilsen bu kez sürpriz yapabilecek konumda oynuyor.. Tanjevic denen bir faktörü de arkasına alan Efes'in seriye heyecan katacağını düşünüyorum, iki takım da ilk turdan beklediğimden kolay çıktılar.. Fenerbahçe pota altı Efes'e göre çok üstün durumda, güzel bir seri olsun..

Beşiktaş Cola Turka - Türk Telekom (0-1)

Ligde oynanan iki maçta da garip bir mücadele olmuştu.. Beşiktaş öne fırlamış ama disiplinli oynayarak oyunu bırakmayan Telekom rakibini yakalayıp darbeyi vurmayı başarmıştı.. Telekom - Bjk maçları hep heyecanlı oluyor, sonucu önceden tahmin edilemeyecek bir seri..

7 Mayıs 2008 Çarşamba

TBL Playoff #3


Dün akşam Efes-Antalya ve Fenerbahçe Ülker –Karşıyaka maçlarının ardı ardına aynı salonda olması beni maç gitmek için teşvik etti. Eskiden olsa tek biletle iki maça girebilirdik fakat şimdi iki maç arasındaki kısa zamanda bile salonu boşaltıyorlar.

Efes Pilsen:78 Pınar Karşıyaka:56

Efes Pilsen mutlak kazanması gereken bir maçta 3 periyot çok istikrarlı bir basketbol oynayarak farklı bir galibiyet aldı ve biraz olsun kendine geldiğini gösterdi. Efes maça çok iyi başlamasa da ikinci periyotta oyunun kontrolünü aldı ve maçı bir daha bırakmadı. Efes iyi bir maç çıkarmasına rağmen hala taraftarını rahatlatmış durumda değil çünkü sene başından beri her maç faklı bir oyun oynuyorlar. Geçen gün yenildiği Karşıyaka karşısında ikinci maçta ezici bir oyun ortaya koydular fakat kimse üçüncü maçı garanti göremiyor çünkü ne yapacakları hiçbir zaman belli olmuyor. Aynı durum Karşıyaka için de geçerli onlarda istikrarlı değiller fakat onların istikrarsızlığı yedek kulübesinin yetersizliğinden kaynaklanıyor, Asım Pars, Hosley ve Marshall’ın faul problemine girmesi durumunda alternatifleri yok. Bu maçta da Marshall’ın faul problemine girmesi onları kötü etkiledi. Dediğim gibi üçüncü maçın ne olacağını kestirmek şimdiden mümkün değil fakat bu serinin 5 maça uzaması çok zor gözükmüyor.

Fenerbahçe Ülker:81 Antalya BŞB:76

İlk olarak bu eşleşmeyi ve Solomon’un ilk iki maç oynamayacağını duyduğumda Antalya’nın mutlak iki maçtan birini kazanacağını düşünüyordum. Çünkü Solomon olmayınca, Mrsic’in de 40 dakika oynayamayacağından Fenerbahçe’nin maçın bazı bölümlerini oyun kurucusuz oynayacağını ve ligimizin gelmiş geçmiş en iyi oyun kurucusu olan Antalya BŞB antrenörü Orhun Ene’nin bunu da çok değerlendireceğini düşünmüştüm. Bu maçta Fenerbahçe maçın başından sonuna kadar gardsız oynadı fakat Antalya’nın tam saha baskılarına çok iyi hazırlanmışlardı, baskı anlarında topu çok iyi paslaşarak ve sahaya çok iyi dağılarak oyunu kontrol ettiler. Kısacası maça çok iyi hazırlanmışlardı ve pota altında da rakip uzunlara iyi bir savunma uygulayarak maçı kazanmayı bildiler. Bir ara Antalya’nın Nedim ile yakaladığı seri olmasa maç daha farklı bitebilirdi. Antalya’nın artık bu seriyi buradan çevirmesi çok zor belki evinde bir maç kazanabilir. Ama yine de onların bu yıl gösterdiği mücadele gerçekten büyük bir başarı gelecek yıllarda çok daha iyi işler yapacaklarına eminim.