Efrasiyab etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Efrasiyab etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2009 Pazartesi

Fenerbahçe Ülker:84 Efes Pilsen:80


Dün akşam İpekçi’de oynanan maç, son yıllarda izlediğim en zevkli karşılaşmaydı. Bir Efes taraftarı olarak Fenerbahçe tribününde maçı izlemenin verdiği gerginlikten maçın en sessiz taraftarıydım sanırım; ama yine de maçtan çok fazla zevk aldım. Özellikle maçın gergin atmosferi , maçın heyecanını iki kat arttırdı.

Fenerbahçe bu maçı mutlak kazanmalıydı, eğer kazanamasaydı olası playoff eşleşmesinde 1-0 geride başlayacaktı. Efes gibi bir takıma playoffta geride başlamak pek istenecek bir durum değil. Son günlerde Fenerbahçe’nin yaşadığı -Eurolegue’den elenmesi , Türkiye Kupası’nı kaybetmesi, ligde ezeli rakibine yenilmesi gibi- olumsuzluklar bu maçın önemini daha çok arttırmıştı. Bu nedenlerden dolayı Fenerbahçe maça çok sert(gereğinden fazla sert) savunmayla başladı ve ilk dakikalarda farkı açmayı başardı. Fenerbahçe’nin yaptığı bu sert savunma özellikle Efesli oyuncuları çok gerdi ilk dakikalarda, fakat daha sonra Efes de aynı sertlikle karşılık verince denge sağlandı ve maçın heyecanı tavan yaptı. Hakemlerin genelde bu sert savunmalarda kontrolü kaybettiği gözlendi, bazen çok yumuşak hareketlere faul çalarken bazen de sert hareketleri es geçtiler. Bir türlü oynanan basketbolda dengeyi sağlayamadılar.

Sonuç olarak Efes Pilsen’i desteklememe rağmen Fenerbahçe’nin kazanmasına da çok üzülmüş değilim. Çünkü maçlar bu şekilde geçecekse en azından 7 maçlık bir final serisi izlemek isterim, o da ancak 0-0 başlarsa mümkün olur.

Rasim Başak’ın atılma pozisyonunu tekrarlar olmadığından çok net göremedim; fakat maç içinde Kerem’i ve Smith’i çıldırtmayı başarmıştı; Ender’e de vurması bardağı taşıran son damla oldu herhalde. Fakat yine de atılmasındaki en büyük suç onu sakinleştiremeyen veya gereksiz gerginliğini göremeyen kenar yönetimdedir.

5 Aralık 2008 Cuma

İki Resim Arasındaki 7 Fark



1. Biri oyuna hiç müdahale etmez, diğeri iyi giden oyuna müdahale eder.
2. Biri gençlere güvenmez, diğeri tecrübe sevmez.
3. Biri oyuncu değiştirmez, diğeri oyuncunun ısınmasına izin vermez.
4. Biri durmadan yabancı alır, diğeri değiştirmesi gerekenlerle yetinir.
5. Biri sakin sakin bakarak, diğeri sürekli bağırarak insanı deli eder.
6. Biri Haislip'in, diğeri Solomon'un gönderilmesini sağlayarak seyirci kaçırır.
7. Biri hemen başarı ister, diğeri sadece 2010'da ister.

Sonuçta ikisi de izleyiciyi kahreder.

Not: İlham kaynağı Vedat Özdemiroğlu'na teşekkürler.


29 Kasım 2008 Cumartesi

Eyüpspor:66 Trabzonspor:76


Biraz önce maçtan çıktım sıcağı sıcağına bir maç yazısı yazmak istiyorum. Öncelikle ikinci lig maçlarındaki sıcak atmosfer gerçekten maç izlemeyi zevkli kılıyor. Tribünde otururken bir kişi gelip bak şu topu elinde tutan Trabzonlu oyuncu benim yeğenim diyebiliyor. Onunla bir Trabzon değerlendirmesi yaptıktan sonra Eyüp altyapısından bir oyuncu ile de Eyüp değerlendirmesi yaparak maçı geçiriyoruz.
Takımlara bakacak olursak geçen sezonun Alpellası olan Trabzon mutlak favoriydi ve rakibinden hem kadro hem de (deplasmanda olmasına rağmen) taraftar desteği olarak öndeydi. Fakat karşısında beklediklerinden daha dirençli bir Eyüp buldular ve oyunu kontrol edene kadar çok zorlandılar. Üçüncü periyottaki iyi oyunları maçı kazanmalarına neden oldu. İki takımda da görülen en önemli eksik pota altından sırtı dönük oyun oynamamalarıydı. Genellikle şut ve potaya yüzü dönük giderek sayı bulmaya çalışıyorlardı. Bu biraz oyunu kısır duruma sokabiliyor.
Eyüpspor'a bakacak olursak geçen sene izlediğim maçlarına göre daha dirençli gözüktüler fakat geçen sezon daha başarılıydılar. Takımın yaş ortalamasını bilmiyorum ama genç bir takım gibi duruyorlar ve bu sezon Türk guardla oynuyorlar. Takımda en beğendiğim oyunculardan biri de bu guard oldu. Takıma tecrübeli Zaza Enden’i almışlar fakat Zaza bu takıma yarar değil zarar getirir gibi duruyor. Herkes ısınma hareketleri yaparken o sadece üçlük denemesi yapıyor, üçe üç hücumu 1,5 metre uzaktan atılan bir üçlükle bitirmeye çalışıyor, kısacası kendini hücumda iki numara zannediyor. Bir kere bile pota altında top almaya çalışmadı gereksiz perdelerden başka maçta hiç bir şey yapmadı. Bir an önce onun yerine daha adam akıllı biri alınırsa iyi olabilir.
Kısacası güzel bir maç oldu. Umarım seneye Trabzon’u birinci ligde görürüz. Gerçekten birinci ligin öyle bir deplasmana ihtiyacı olacak. Eyüp’ün daha birinci lig için beklemesi gerekiyor çünkü daha kaldırabilecek durumda değiller.
Not: maçla ilgili resim bulamadım eğer bulursam eklerim.

Predrag Drobnjak Efes Pilsen’de


Transfer sezonu başladığından beri almaya çalıştıkları Drobnjak en sonunda kadroya kattılar ancak ne kadar yarar sağlayacak emin değilim. Eğer yabancı kontenjanında oynayacaksa pek bir işe yarayacağını zannetmiyorum fakat Türk statüsünde oynarsa belki yararlı olabilir.
Efes Pilsen’in ilk maçlarda izlediğimiz kadarıyla büyük bir pota altı sorunu var. Kasun’un sakatlığı en büyük sorun fakat sadece Kasun’un dönüşüyle de bu sorun çözülecek gibi değil. Sezon açıldıktan sonra getirilen ve bir işe yaramayan Dwayne Jones’tan sonra şimdi getirilen Drobnjak’ın da yararlı olacağını düşünmüyorum. Bu sorunun mimarı bence Ergin Ataman’dır. Transfer sezonunda Shumpert’in alınması yanlıştı , Kakiouzis’den önce alınsaydı bu transferi en çok destekleyenlerden biri olurdum. Fakat şimdi baktığımızda Kaya-Kerem ve sakat Kasun’dan başka uzun yok takımda; bir de Kakiouzis ve Shumpert gibi zorlama uzunlar… Eğer Kasun dönünce sorun çözülecek diyorsanız Kaya ve Kerem’den biri sakatlanmayacağı ne malum. Yabancı hakkından dolayı da Kasun dönünce Shumpert ve Drobnjak tribünde oturmak zorunda kalacak.
Bence Efes Pilsen’i deneme tahtası durumuna sokan bu transferler yerine alt yapıdan genç bir uzunu hazırlamak daha iyi olabilirdi. Takıma bu zamanlarda katılan oyunculardan daha fazla katkı verebileceklerini düşünüyorum. Gerçi bu önerinin Ergin’in umurunda olacağını zannetmiyorum. Engin Atsür ve Sinan Güler’e bile alt yapı oyuncusu muamelesi yapan Ergin’in genç bir oyuncuya güveneceğini hiç düşünemiyorum.

16 Ekim 2008 Perşembe

Fenerbahçe Ülker:83 Ted Kolej:46


Ligin açılış maçında özellikle daha çok çekişme isterdim fakat bu sezon Telekom-Galatasaray-Efes Pilsen ve Fenerbahçe’nin birlikte oynayacakları maçlar hariç çok fazla çekişme göremeyeceğiz gibime geliyor. Özellikle bu takımlar eksikleri döndüğünde ve birlikte oynamaya daha fazla alıştığında diğer takımlarla oynayacakları maçlar formaliteye dönebilir.
Bu maç Fenerbahçe’nin bu sene neler yapabileceğini gösterebilecek bir maç olmadığından kapsamlı olarak Fenerbahçe yorumunu Tau maçı sonrası yapmak istiyorum. Bu maça baktığımızda başından sonuna ciddi oynayan bir Fenerbahçe vardı ve kalite farkını da skora yansıttı.
Ted Kolej belki sezon başı diye böyle olabilir fakat ilerisi için de hiç umut vermedi. Hücumda ve savunmada maçın hiçbir anında etkili olamadı. Tek, maçta bir taraf olduğunu hissettiğim an; Eric Hansen’in blok koyduğu zamanlardı, onun harici Fenerbahçe kendi başına oynadı. Daha önce Galatasaray’dan da kupada 39 sayı fark yiyen Ted Kolej bu sezon ligin en zayıf takımı gibi duruyor.
Skordan da anlaşıldığı gibi gerçekten maç hakkında konuşacak fazla bir şey bulamadım. Umarım BBL ileride daha çekişmeli maçlara sahne olur.

Foto:Ntvspor.net

14 Ekim 2008 Salı

Siauliai:73 Galatasaray Cafe Crown:73


Basketbolda özellikle beraberlik görünce şaşırıyoruz. Bu Galatasaray’ın başına genellikle gelir oldu. Uleb Cup’ta çift maçlı elemelerde beraberlik halinde uzatma yok. Bu kural zamanında uyanık bir antrenör yüzünden çıkmış.
Bu sezon Galatasaray ile birlikte ben de sezonu açtım. Özellikle basketboldan uzak bir yaz geçirdim. Sezonun ve Avrupa kupalarının başlamasıyla bu kışın çok daha iyi geçeceğine inanıyorum ve Türk takımlarının bu kadar güzel kadrolar kurması ligi daha heyecanlı bir hale getirecektir.
Bu sene kurulan en önemli kadrolardan biri Galatasaray. Transferler de ayrıntıya girmemize pek gerek yok, üç kariyerli Avrupalı oyuncun yanına iki tane Amerikalı ve geçen seneki kadronun elde tutulması; Galatasaray’dan bu sene çok şey beklememe neden oluyor. Fakat Siauliai deplasmanın da ilk yarıda izlediğim oyun biraz şüphe duymama neden oldu. Takım ilk yarıda hiçbir olumlu iş yapamadı ne boş şutlar atılabildi, ne rakibin ikili oyunları durdurulabilindi kısacası iki olumlu hareket üst üste yapılamadı. Sadece Galatasaray’da olumlu görünen Milojevic ve Graves vardı. Bu da ilk yarı Galatasaray’ın 17 sayı geride kapamasına neden oldu. Eğer bir Litvanya takımıyla oynuyorsanız ve bütün oyuncuları Litvanyalı ise kötü oynadığınız bir yarıda bu fark gayet normal gözükebilir. Çünkü ilk yarı da Galatasaray’ın bütün verdiği açıkları iyi değerlendirdiler ve özellikle Zizic top geçirmesine engel oldular.
İkinci yarıda bambaşka bir Galatasaray ve bambaşka bir Siauliai vardı. Burada Galatasaray’ın ne kadar inatçı bir takım olduğu ortaya çıktı. 17 sayı farkı bir periyotta erittiler hatta son periyotta bir ara farkı 10 sayıya bile çıkardılar fakat yine maçın başında olduğu gibi bir rahatlık göstermeleri maçın berabere bitmesine neden oldu. Bana göre Murat Özyer buna bir çare bulmalı bu takım maç içinde çok inişli çıkışlı, özellikle rahatladığı zamanlarda tutuluyorlar. Her daim diken üzerinde oynaması gerekiyor herhalde.
Deplasmanda alınan beraberlik tur için avantajlıdır fakat bu takımın maça iyi motive edilmesi gerekiyor. Eğer motive olabilirseler neler yapabileceklerini 1,5 periyotta bizlere gösterdiler bu yüzden Murat Özyer’e çok iş düşüyor.

Mario Kasun Sakatlanmış..



Efes için gerçekten çok kötü bir haber çünkü alternatifi olmayan bir oyuncu. Efes’te Kasun harici tam bir beş numara yok, Kerem ve Kaya ile oynayacakları pota altında da başka alternatif yok. Efes Pilsen bu sezon geniş kadrosunda genellikle dış oyunculara alternatif yarattı. En azından altıncı yabancının pota altına Kasun’a alternatif olabilecek bir oyuncu olmasını isterdim. Bu yüzden de kendisini sevsem de Shumpert’in yerine bir uzun transferi bekliyordum. Fakat Ergin Ataman Shumpert’i çok istiyordu herhalde çünkü alternatifini aldığı halde transfer etme şansı doğunca onu da aldı.
Bir de bu sakatlığa en çok üzülme sebeplerimden biri Kasun bu sezon en çok izlemek istediğim oyuncu. Onu izlememin biraz daha gecikecek olması üzücü.

15 Haziran 2008 Pazar

Karşıyaka




Ligimizin en renkli takımlarından biridir Karşıyaka. Hiçbir zaman yalnız bırakmayan taraftarları, her sene getirdiği ve Avrupa’ya kazandırdığı kaliteli Amerikalı oyuncuları, göze hitap eden güzel basketbolu ve ligin iddialı takımları için belki de tek deplasman olması nedeniyle hep sevmişimdir. Geçen seneki çok başarılı sezonun ardından (sakatlılar olmasa Efes’i eleyebilirdi) bu sezon ligin en çok yağmalanan takımı oldu. Bu da beni korkutuyordu. Giden yabancıların yerine her zaman doldurduklarını biliyorum o yüzden o konuda biraz içim rahattı fakat Asım, Barış’ın yerini nasıl dolduracaklarını merak ediyordum. Abim gibi ben de Karşıyaka dağılıyor mu diye düşünmeye başlamıştım ki bugün okuduğum bir haber içimi rahatlattı. Karşıyaka’nın Cemal Nalga ve Hakan Köseoğlu ile anlaşmaya çok yakın olduğu söyleniyor. Barış’ın yerinin ligin asist kralı ve tempolu basketbolu seven bir gardla doldurulması ve Asım’ın yerine de Nalga düşünülmesi bence iyi tercihler. Çünkü Nalga potansiyeli olan bir oyuncu ve bu potansiyeli gösterebileceği en iyi yerde Karşıyaka. Eğer bu transferleri yapar ve yanına her zaman yaptığı gibi üç tane iyi yabancıyı da getirirse ligde yine iddialı olur. Daha fazlasını yapabilmesi için de beş oyuncudan fazlası gerekiyor, yedekleri de düşünmeliler.

Seyirci



Turkbasket de okuduğum habere göre ligimiz Seyirci ortalamasında Avrupa da 8. sırada yer almış. Birinci sıra beklendiği gibi açık ara İspanya ligi olmuş. ACB’de maç başına 6387 seyirci maç izliyormuş. Gerçekten bizim ülkemize baktığında hayali bir rakam bu seyircilerin gitmemesini bırakın 5000 kapasitenin üzerindeki salon sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Ancak final maçlarında veya bazı Euroleague maçlarında o da eğer futbol maçlarıyla çakışmazsa 6–7 bin kişiyi bulabiliyoruz. Eğer ligde bu sene Banvit -Antalya –Kepez –Karşıyaka gibi takımların düzenli taraftarları olmasa 1363 ortalamayı tutturmak bile zor olabilirdi.

Aslında 8. sırada olmamıza üzülmemin nedenlerinden bir diğeri üzerimizdeki liglerden sadece ACB’nin bizden basketbol kalitesi açısından daha iyi. Fransa ,İtalya, Almanya gibi ülkelerden daha fazla seyirciyi hak ediyoruz.ve bu ülkelerde de basketbol ikinci spor üstelik futbol kulüpleri bizim kulüplerimizden çok daha başarılar. Basketbol açısından baktığımız da bu yıl İtalya ligi başladığı gibi bitti sadece Siena Avrupa da bir şeyler yapabildi. Fransa liginin Euroleague takımları bizim rakibimiz bile değillerdi. Alman takımlar da öyle.

Tüm bu nedenlerden dolayı TBL’ye 3 büyükler ve Efes hariç başka bir İstanbul takımı çıksın istemiyorum çünkü Abdi İpekçi’de boş tribünler görmeye pek dayanamıyorum. Efes’in de bir gün hak ettiği seyirci desteğini bulacağını düşünüyorum eğer bulamazsa bile ben sonuna kadar tribünde desteklemeye devam edeceğim.

13 Haziran 2008 Cuma

Milos Vujanic



Efes Pilsen’in yeni transferi. Oyuncu hakkında pek bir bilgim yok açıkçası. Geçmişinde o kadar önemli takımlarda oynamış (Panatinaikos, Dinamo Moskova, Sırbistan milli takımı gibi) olmasına rağmen bu güne kadar gözümden kaçmış. Kendisi gard mevkisinde oynuyor 1.90 boyunda ve geçen sezon Moskova’da 10,5 sy 2,4 rb 3,2 as ortalamalarıyla oynamış bir oyuncu. Bu bloğu takip eden kişilerin, benim bu transfere ne kadar sevindiğimi tahmin ettiğini düşünüyorum çünkü iki yıldır gard mevkisi için Avrupalı Yugoslav ekolünden bir oyuncu istediğimi her seferinde söylüyordum.

30 Mayıs 2008 Cuma

Efes Pilsen



Efes Pilsen’den beklenen hamleyi yaptı ve beş yabancı oyuncusuyla yollarını ayırdı. Takımın başına Ergin Ataman’ın da getirilmesiyle yeniden yapılanma başlamış oldu. Efes Pilsen’in gerçekten büyük bir yapılanmaya ihtiyacı var sadece kadro ve antrenör değiştirmek ile bitecek sorunlar değil bunlar. Alt yapıdan son yıllarda pek oyuncu çıkmaması, hala Efes gibi bir takımın kendi taraftar kitlesi olmaması en büyük sorunları gibi duruyor. Bu sorunlara çözüm ararken tabi iyi bir kadro kurmakta gerekiyor. Belki bu sezon heyecan yaratacak bir kadro kurarak gerçek basketbol seyircisini tekrar salona çekebilirler. Bu da taraftar sorununu bir nebze olsun azaltabilir. Heyecan yaratan bir kadro derken de geçen sezon ki gibi bir sürü Amerikalı oyuncu yerine Avrupalı oyuncuları ve Avrupa da oynayan Türk oyuncuları takım da görmek isteriz, bunun dışın da Amerikalı olarak bir tek Marcus Haislip kabulümdür.

Ergin Ataman tercihi ile ilgili çok yorum yapmak istemiyorum, kendisi sevdiğim bir antrenör değildir özellikle bu sezon Beşiktaş’ın başındayken söyleyip de yapamadığı birçok şey yüzünden. Yeniden yapılanma da daha iyi bir tercihte bulunabilirdi Efes Pilsen.

Bir de bazı haberlerde Efes Pilsen’in Lakovic ile ilgilendiği söyleniyor. Gerçekten çok iyi bir tercih olabilir, kendisi çok sevdiğim ve çok beğendiğim bir oyun kurucudur. Umarım gerçekleşir.

TBL Final 2008 #2



Türk Telekom:87 Fenerbahçe Ülker:75

Türk Telekom mutlak kazanması gereken bir maçta Fenerbahçe karşısında iyi savunma yaparak galip geldi. İlk iki maçta atarak kazanmaya çalışan, oyunun temposunu sürekli hızlandıran Telekom’un bu maçta daha çok sete set oynayarak ve daha saldırgan bir savunma yaparak maçı kazandığı gördük. Bunda da en önemli faktör Tutku’nun yokluğunda Muratcan Güler’in ilk beşte başlaması ve Solomon karşısında gerçekten çok iyi durması oldu. Ercüment Sunter’in önümüzdeki maçta da Muratcan’dan vazgeçmemesi ve Tutku’yu El Amin’in yedeği olarak kullanması Telekom için daha hayırlı olacaktır.

Fenerbahçe’de bu maçta en çok direnen oyuncu Ömer Aşık oldu. Her zamanki gibi maça ilk beş başlamayan Vidmar ve Oğuz’un ardından üçüncü tercih gibi en geç oyuna giren uzun olmasına rağmen maçın Fener adına en iyi oyuncusuydu. İkinci yarı da Fener savunmasına büyük katkı yaptığı gibi hücumda da takımın en etkilisiydi. Buradan Tanjevic’e “ Neredeyse Her maç Vidmar’ı ilk beş başlatıyorsun sonra tüm herkes gibi sende ilk periyotun sonunda bu takımda Vidmar’ın olmayacağını görüp kenara alıyor ve bir daha oyuna sokmuyorsun. Bunu her maç neden tekrarlıyorsun?” diye sormak isterdim. Cevabını gerçekten çok merak ediyorum çünkü her maçın başında aynı şey oluyor. Bazen acaba bir taktik olabilir mi diye düşünüyorum.
foto:Ntvspor.net

9 Mayıs 2008 Cuma

TBL Playoffs #5


Banvit:90 Beşiktaş Cola Turka:89

Dün akşam oynanan ve uzun zamandır izlediğim en heyecanlı maçlardan biriydi. Banvit seriyi uzatmak için bütün gücüyle oynadı. Özellikle Crispin ve Adeleke maçı kazandıran faktörlerdir. Beşiktaş ise bence 4. periyotun sonunda 3 sayı öndeyken sürekli faul yaparak hata yaptı, biraz savunmalarına güvenebilirlerdi. Daha sonra fark iki sayıya düştüğünde yine faul yaptılar ve son topu kullanamadılar kısacası maçın uzatmaya gitmesine sebep olan Ergin Ataman’ın hatlarıydı. Umarım Banvit bir maç daha alır ve bu seri biraz daha uzar. Crispin’in son saniyede attığı şut inanılmazdı bunu da belirtmek istedim.

8 Mayıs 2008 Perşembe

TBL Playoffs #4


Türk Telekom:73 Galatasaray:68

İlk turun en zor eşleşmesinde Türk Telekom 2. Maçı da kazanarak rahatladı. Galatasaray’ın artık seriyi buradan çevirmesi çok zor görünüyor. Ligde ikinci yarı aldığı basit mağlubiyetler Galatasaray’ı playoff da kötü etkiledi. İlk yarı oynadığı basketboldan sonra ligi ilk üç içinde bitirebilir ve daha kolay bir ekiple karşılaşabilirdi fakat şampiyonluğun en büyük adaylarından biri Telekom ile ilk turda eşleşmek büyük sorun yarattı. Şimdi Galatasaray tahminen evinde oynadığı maçı alarak seriyi bir maç daha uzatacaktır fakat bu serinin kazananı olması artık çok zor. Telekom ise Türkiye kupasından sonra şampiyonluğu da istiyor. En azından final oynayacağını düşünüyorum.

7 Mayıs 2008 Çarşamba

TB2L Yükselme Grubu

Tb2l de yükselme grubu maçları dün oynanan iki karşılaşmayla başladı. İlk maçta Erdemir- Tofaş’ı 65-62 ikinci maçta da Aliağa Belediyesi- İTÜ’yü 74-64 mağlup etti. Maçlar TRT2 tarafından naklen veriliyor. Diğer Maçların Programı şöyle;
7 Mayıs Çarşamba:
16.00 İTÜ-Tofaş
18.00 Erdemir-Aliağa Belediyesi
8 Mayıs Perşembe:
16.00 Tofaş-Aliağa Belediyesi
18.00 İTÜ-Erdemir

TBL Playoff #3


Dün akşam Efes-Antalya ve Fenerbahçe Ülker –Karşıyaka maçlarının ardı ardına aynı salonda olması beni maç gitmek için teşvik etti. Eskiden olsa tek biletle iki maça girebilirdik fakat şimdi iki maç arasındaki kısa zamanda bile salonu boşaltıyorlar.

Efes Pilsen:78 Pınar Karşıyaka:56

Efes Pilsen mutlak kazanması gereken bir maçta 3 periyot çok istikrarlı bir basketbol oynayarak farklı bir galibiyet aldı ve biraz olsun kendine geldiğini gösterdi. Efes maça çok iyi başlamasa da ikinci periyotta oyunun kontrolünü aldı ve maçı bir daha bırakmadı. Efes iyi bir maç çıkarmasına rağmen hala taraftarını rahatlatmış durumda değil çünkü sene başından beri her maç faklı bir oyun oynuyorlar. Geçen gün yenildiği Karşıyaka karşısında ikinci maçta ezici bir oyun ortaya koydular fakat kimse üçüncü maçı garanti göremiyor çünkü ne yapacakları hiçbir zaman belli olmuyor. Aynı durum Karşıyaka için de geçerli onlarda istikrarlı değiller fakat onların istikrarsızlığı yedek kulübesinin yetersizliğinden kaynaklanıyor, Asım Pars, Hosley ve Marshall’ın faul problemine girmesi durumunda alternatifleri yok. Bu maçta da Marshall’ın faul problemine girmesi onları kötü etkiledi. Dediğim gibi üçüncü maçın ne olacağını kestirmek şimdiden mümkün değil fakat bu serinin 5 maça uzaması çok zor gözükmüyor.

Fenerbahçe Ülker:81 Antalya BŞB:76

İlk olarak bu eşleşmeyi ve Solomon’un ilk iki maç oynamayacağını duyduğumda Antalya’nın mutlak iki maçtan birini kazanacağını düşünüyordum. Çünkü Solomon olmayınca, Mrsic’in de 40 dakika oynayamayacağından Fenerbahçe’nin maçın bazı bölümlerini oyun kurucusuz oynayacağını ve ligimizin gelmiş geçmiş en iyi oyun kurucusu olan Antalya BŞB antrenörü Orhun Ene’nin bunu da çok değerlendireceğini düşünmüştüm. Bu maçta Fenerbahçe maçın başından sonuna kadar gardsız oynadı fakat Antalya’nın tam saha baskılarına çok iyi hazırlanmışlardı, baskı anlarında topu çok iyi paslaşarak ve sahaya çok iyi dağılarak oyunu kontrol ettiler. Kısacası maça çok iyi hazırlanmışlardı ve pota altında da rakip uzunlara iyi bir savunma uygulayarak maçı kazanmayı bildiler. Bir ara Antalya’nın Nedim ile yakaladığı seri olmasa maç daha farklı bitebilirdi. Antalya’nın artık bu seriyi buradan çevirmesi çok zor belki evinde bir maç kazanabilir. Ama yine de onların bu yıl gösterdiği mücadele gerçekten büyük bir başarı gelecek yıllarda çok daha iyi işler yapacaklarına eminim.

26 Nisan 2008 Cumartesi

Nba Playoffs #6


Dallas Mavericks:97 New Orleans Hornets:87

Dallas için ölüm kalım maçıydı eğer kaybetmiş olsaydı dönüşü imkânsız bir yola gireceklerdi. Maça da öyle başladılar ve ilk dakikadan son ana kadar sürekli maçı kazanmak için uğraştılar. Nowitzki ve Terry’nin gününde olması ve rakibin starlarına karşı çok iyi savunma yapılması maçı getiren faktörlerdi. New Orleans’da Chris Paul, West, Chandler üçlüsü toplam 34 sayı buldular, bu ilk iki maça göre Dallas’ın savunmaya nasıl konsantre olduğunu gösterir. Seriye heyecan katması açısından Dallas’ın kazanması çok iyi oldu eğer evindeki ikinci maçı da Dallas alırsa bu serinin keyfi daha çok artacak.

Philadelphia 76 Ers: 95 Detroit Pistons:75

Philadelphia bu maçı kazanarak ilk galibiyetinin şansa olmadığını gösterdi. Artık seriyi alabileceğine birçok kişi inanıyor. Bana kalırsa Detroit hala serinin favorisi fakat ilk turda da yıpranmaya devam ediyor, eğer bu şekilde ilk turu geçerse diğer turdan gelecek rakibin ona karşı şansı daha çok artacak. Bir de Mcdyess’in maçta burnu kırılmış bu da onları iyice zorlayacaktır. Philadelphia’nın turu geçmesi en büyük dileğim.

San Antonio Spurs: 115 Phoenix Suns:99

Phoenix hayal kırıklığı yaratmaya devam ediyor, playoffta daha iyi işler yapabilmek için Shaq’ı getirmişlerdi fakat ilk turda neredeyse süpürülmek üzereler. Artık bu serinin buradan dönüşü imkânsız gibi. San Antonio Nba’in en istikrarlı takımı olduğunu bu seride yine gösteriyor. İlk maçta Duncan 40 atmıştı bu maçta da Parker 41 yapmış oyuncuları da playofflar’da nasıl oynamaları gerektiğini çok iyi biliyor. İkinci turdaki rakipleri onları daha fazla zorlayacaktır fakat batı finaline çıkmaları çok da zor görünmüyor.

24 Nisan 2008 Perşembe

Eyüp Spor: 60 Aliağa Belediyesi: 102


Dün akşam Eyüp Spor’u bu sezon ilk defa izlemek için basketbol maçına gittim. Önemli bir maçtı belki izleyeceğim takımlardan birini seneye TBL’ de görebilirdim. Farktan da belli olduğu gibi maç çok sıkıcı geçti. Öncelikle Eyüp’e baktığımızda buraya kadar nasıl geldiklerini soruyoruz, pek yetenekli olmayan oyuncuların yanında takım olmak gibi bir düşünceleri de yok. Antrenörleri de rakibin savunmasını açacak herhangi bir set yapmadı. Kısacası Eyüp şans üzerine bir basketbol oynuyor, zor şutlar girerse ya da Amerikalı coşarsa maç kazanılır. Amerikalı tercihini bir numarada kullanan Eyüp pota altında uzun oyunculara sahip olmasına rağmen çok kuvvetsiz özellikle uzunları biraz hantal kalıyor. Bir de yabancı oyuncu tercihlerinde hata yaptıkları çok açık, ne kadar skorer bir oyuncuya sahip olsalar da bu maçta 12 top kaybı yapan Joey Knight maçın kaybedilmesinde en büyük nedenlerden biriydi. İlk izlediğim maçında savunma yapmayı sevmiyor gibi bir görüntü çizen Knight rakip gard karşısında çok zorlandı. Eyüp Spor’un ikinci ligde ilk sezonu olmasına karşın şu ana kadar yaptıkları da bir başarı sayılmalıdır. Gelecek sezon tercih hatalarından ders çıkarıp birinci lige çıkabilecek bir kadro kurabilirler.

Aliağa Belediyesi’ne baktığımızda Eyüp Spor’a oranla çok daha iyi bir takım olduklarını görüyoruz, belki birinci lige onlar da henüz hazır değiller ama yine de umut var. Gard tercihlerini bir Türk oyuncudan kullanmaları ve üç-dört oynayabilen bir Amerikalı seçmeleri takım oyununu daha iyi oynayabilmelerini sağlamış. Özellikle Gardları (isim bilgim yok maçta anons yapılan mikrofonun sesi kısıktı) hem savunmada baskılı oyunu hem de rakip savunmayı bozması nedeniyle çok iyi bir görüntü çizdi. Bir de Amerikalı oyuncuları maçta iyi yüzdelerle 25 sy 10 rb 8 as 3tç’lık performansı ile göz doldurdu ve bu istatistikleri yaparken pek gözümüze batmadı yani zorlama atışlara gitmeden iyi bir oyun sergiledi. Takım oyunun bir parçası olabilen yabancının ne kadar yararlı olabileceğini gösterdi.

Ayrıca ikinci ligde hakemler sert maç yönetiyorlar galiba ben maç boyu pek serbest atış kullanıldığını görmedim. Eyüp spor’un salonla ilgili büyük problemleri var özellikle bu maçta 24 saniye saatlerinin çalışmaması maçta bizi biraz zorladı, kenardan son saniyeleri bağıran bir kişi vardı.

21 Nisan 2008 Pazartesi

L.A Lakers:128 Denver Nuggets: 114


Serinin ilk maçıydı ve beklediğim gibi Lakers’ın galibiyetiyle bitti. Serinin ilk maçları genellikle serinin geri kalanının nasıl geçeceğiyle ilgili fikir verir ve bu maçı izleyenlerin bu seriyi Lakers’ın 4-0 geçeceğini düşünmesi de normal olur. Özellikle bir Playoff maçında 128 sayı yiyebilen bir savunmanız varsa maç kazanmak pek kolay olmaz herhalde. Denver kenar yönetimi ne yapıyor anlamadım maç boyu Gasol’e hiçbir savunma uygulamadılar, Gasol’de kariyerinin en güzel günlerinden birini yaşadı 36 sayı 16 rib 8 asist ile, yanlış hatırlamıyorsam da ilk playoff galibiyetini aldı. Lakers oyunu her ciddiye aldığında rahatlıkla farkı açtı, Denver çaresizce izledi. Lakers’da maçı getiren oyuncular Gasol’un yanında Odom ve Walton’dı. Denver’da da bunlara direnenler Kleiza ve J.Smith’di. Maçta 32 sayı atmasına rağmen Kobe iyi bir oyun ortaya koyamadı, aynı şekilde 30’ar sayı atan Iverson, Carmelo ikilisi de. İlk maç itibariyle çekişmeli bir playoff serisi olacak gibi durmasa da Denver’ın ilerleyen maçlarda kendini toplayacağını umuyorum en azından bir iki maç kazanabilmek için.

10 Nisan 2008 Perşembe

Beşiktaş Cola Turka-Galatasaray Cafe Crown Maç Öncesi


Bu akşam Uleb Cup sekizli finalde karşı karşıya gelecekler. Kazanan kim olursa olsun Türk basketbolu için güzel bir gün olacak ama yinede gönlüm Galatasaray’dan yana. Maç öncesinde iki takımın antrenörü basın açıklamaları yaptı. Her zamanki gibi Ergin Ataman iddialı, Murat Özyer temkinli konuştu. Murat Özyer’in temkinli konuşmasında iki önemli oyuncusu Tufan ve Hüseyin’in sakat olması neden olmuş olabilir çünkü Hüseyin Beşok’un yokluğunda özellikle pota altında hücum yönünde sorun yaşıyorlar, Fatih solak belki savunmada pota altını kapamada Hüseyin’i aratmasa da hücumda etkisiz kalıyor. Galatasaray geçen hafta ligde Türk Telekom karşısında farklı mağlup oldu o maçta oynadığı basketbol pek umut vermedi ama yinede bu maçın havası bir başka olur.
Beşiktaş’ta geçen hafta ligi mağlubiyet ile kapadı, Fenerbahçe Ülker karşısında iyi mücadele etmelerine rağmen rakibin durdurulamayan üçlük atışları yüzünden maçı kaybetti. Kısacası Galatasaray’a göre daha iyi bir görüntü sergiledi. Ben dâhil birçok insana göre bu maçın favorisi Beşiktaş ama maç içinde ne olur kim daha iyi konsantre olmuş bilmek imkansız o yüzden tam olarak bir şey söyleyemeyiz.
Bence iki takımda bu maçta savunmaya çok önem vererek çıkacaklar bu sebeple maçın düşük sayılarda geçmesini bekliyorum.
Edit: Hüseyin Beşok bugün oynayabilecekmiş fakat sakatlıktan sonra nasıl bir performans sergileyeceği meçhul.