5 Haziran 2009 Cuma

BBL Final Serisi #4


Efes Pilsen:60 Fenerbahçe Ülker:68
Öncelikle seyirci konusunda pek korkulan olmadı, maçı izlemeye gelen iyi bir seyirci vardı. Efes'in seyirci kotası ve bilet fiyatları yüzünden maç boş tribün önünde oynanacak diye düşünüler pek haklı çıkmadı. En Azından Efes kendi sahasında deplasman gibi hissetmedi.

Maç tam anlamıyla beklediğim gibi başladı. İki takım da şampiyonluğu çok istediğinden kıran kırana bir oyun vardı ama iki takımın da bu kadar fazla top kaybetmesini beklemiyordum. Amatör maçlarda bile bu kadar basit hatalar yapılmıyordur. Salonda sert savunma yapmaya istekli iki takım varken hakemler de bir o kadar faul çalmaya istekli olunca maçın kaderini serbest atışlar belirledi. Faul çizgisinden 8 tane fazla isabet bulan Fenerbahçe maçı kazandı. Ergin Ataman maç sonrası hakemlere konuşmuş fakat biraz özeleştiri yapsa daha iyi olacak, hakemler basit fauller çalmış olsa da iki takıma da dengeliydiler.

Efes Pilsen de Fenerbahçe de maça sert savunma ve hücumda pota altını kullanarak başlamaya çalıştı. Fakat savunmaların sertlikleri ilerleyen dakikalarda takımları isabetsiz dış şutlara yöneltti. Fakat Fenerbahçe'de Ömer Onan maçta yüzdeli atarak diğer oyunculardan sıyrıldı ve Fenerbahçe'nin maçı kazanmasındaki en büyük etken oldu. Ömer Onan'ın bu Efes maçlarındaki hırsına hayran kalıyorum. Yine bir maç kazandırdı hem savunmasıyla hem de şutlarıyla. Efes Pilsen maçın son periyotunda özellikle bir panik havasındaydı. Ergin Ataman buna engel olamadı, Ender yerine Kerem'i bu periyotta daha fazla kullanarak belki daha organize hücumlar yapmayı başarabilirdi. Maçta Ender'in "0" asistle oynaması oyunu organize etmekte problemi olduğunu gösteriyor.

Final serisinin bu sefer zevkli geçeceği ilk maçtan belli oldu. Özellikle iki takımın yaptığı top kayıpları yüzünden amatör maçlara benzettik biraz ama yine de basketbolun en sevdiğim yönü olan mücadele tavan yapmış durumda bu sebeple benim için çok güzel maçlar bunlar. Mücadelenin yanına kalite de önümüzdeki maçlarda kendini gösterecektir, Fenerbahçe İpekçi'de Efes seyircisine ne kadar yer ayıracak bilmiyorum ama Abdi İpekçi'deki maçlarda tribünde olacağım kesin.

Nba Finals 2009 #2


L.A Lakers: 100 Orlando Magic:75


İlk başta belirtelim ki ne Lakers Cleveland'a benzer ne de Kobe Lebraam'a. Eğer Kobe 40 sayı atıyorsa o maçı kazanmak pek mümkün değildir.


Lakers bugün yaptığı savunmayla ne Dwight'ın havaya girmesine izin verdi ne de Orlando'nun kolaylıkla üçlük atmasına , bulduğu fırsatlarda da Orlando şutları sokamayınca ortaya böyle bir sonuç çıktı. Bugün yapılan en büyük hatalardan biri Jameer Nelson'ın oynamasıdır. Buraya kadar geldikten sonra finalide aynı kadroyla oynamalılardı. Orlando adına bugün salondaki en iyi oyuncu Marcin Gortat'dı. Bynum ve Gasol'un arkasında iyi durabileceğini gösterdi.


Kobe Braynt için diyecek pek bir şey yok, bu şampiyonluğu o kadar istiyor ki kaybedeceğini zannetmiyorum. Maçta önüne gelen herkesi devirdi. Van Gundy şu andan itibaren 2. maçta neler yapması gerektiğini düşünüyordur herhalde. Onu durdursa bile hücum için de yeni bir şeyler üretmesi gerekecek, Cleveland serisindeki taktikler pek işe yaramadı. Özellikle Lewis ve Hidayet'in toplamda Kobe'ye yaklaşamaması en büyük göstergesi. Hidayet'in sadece 2 asist yapması da hücumun ne kadar işlemediğini gösteriyor. Lakers rakibi iyi analiz etmiş ve buna göre çok da iyi savunma yaptılar.

Serinin ikinci maçı çok önemli Orlando kaybederse iş biter, kazanırsa seri uzar fakat Kobe'nin kaybetmesi zor görünüyor.

4 Haziran 2009 Perşembe

BBL Final Serisi #3


Final serisinin başlamasına artık saatler kaldı. İki takım da iddialı demeçler verdiler. Solomon gelmeden önce Efes Pilsen'in bu seriyi çok rahat alacağını biliyordum fakat Solomon'un gelişi ile acaba Fener yine aynı üstünlüğü sağlar mı endişesine kapıldım. Final serilerinin favorileri olur mu bilmiyorum ama Efes Pilsen'in Kerem Tunçeri geldikten sonra oynadığı düzenli basketbol ve Fener'e oranla daha yüksek olmasını beklediğim kazanma hırsı ile bu seride biraz daha ağır basıyor olacaktır. Gerçi Fener'in de Ayhan Şahenk'te olmasa bile İpekçi'deki maçlardaki taraftar desteği ekstrası olacak.

Serini kilit eşleşmesi Tabi ki Solomon-Kerem eşleşmesi olacak. Daha önce Efes Fener'e finalde kaybederken hep oyun kurucu mevkinde sorun yaşamıştı. Solomon'un rakip guarda yaptığı baskı ve bu baskıda kitlenen Amerikalı 1 numaraları yüzünden Hücumda her zaman sorun yaşıyordu. Fakat oynamak yerine oynatmayı seven ve geldiğinden beri Efes'i hücumda topu iyi paylaşan ve herkesin sayı üretebildiği bir takıma çeviren Kerem Tunçeri'nin bu durumu değiştireceğini düşünüyorum.

Savunmalarda ise iki takımda istediği zaman çok sertleşebiliyor. Fener'de Ömer Onan ve Efes'de Sinan rakip oyunculara yaptığı baskılarla ekstra katkı verebiliyor. Burada ki eşleşmeler'de serinin kaderinde etkili olacaktır. Genel anlamda düşük sayılarda maçlar geçecektir, özellikle ilk maç çok önemli olduğundan burada ki sertlik üst düzeyde olacaktır.

3 Haziran 2009 Çarşamba

BBL Final Serisi #2


Final serisi daha başlamadan gergin bir ortam oluşmak üzere. Öncelikle Efes Pilsen'in Fener seyircisine sınırlı bilet vermesi ve bu biletlerin fiyatlarını 45 ytl olarak belirtmesi Fener yönetiminden tepki aldı. Efes'in sınırlı bilet vermesi anlaşılacak bir durum fakat verdiği bu biletleri de 45 ytl yapması etik bir davranış değil. Bu Efes'in bu seriyi kazanmak için her şeyi yapacağını gösteriyor. Bir de Efes taraftarı olarak nasıl bilet bulacağımı merak ediyorum çünkü sınırlı sayıda rakibe verilen bilet harici bilet satışa çıkmayacakmış.

2 Haziran 2009 Salı

BBL Final Serisi #1

Türkiye Basketbol Liginin klasikleşmiş final serisi yeniden başlıyor. Fakat bu sefer taraflar daha eşit durumdalar ve uzun soluklu bir seri yaşayacağız gibi duruyor. İki takım da sezon başındaki en önemli eksiklerini çok yerinde transferlerle kapadılar ve bu seriye tam anlamıyla hazır geliyorlar.
Basketbol adına çok zevkli günler bizi bekliyor olacak.

Nba Finals 2009 #1

Final serisinin başlamasına iki gün kaldı. Playoff lar başladığından beri gerçekleşmesini istediğim Orlando-Lakers finali gerçekleşti. Hidayet'in varlığı ve bu serinin en önemli oyuncusu olması bizim için finalin önemini bin kat arttırdı. İnanıyorum ki Hidayet şampiyonluk yüzüğünü takacaktır.

10 Mart 2009 Salı

Solomon Fener’e geri mi dönüyor?


Bugünlerde bir çok yerde konuşuluyor, Solomon’un geri dönüp dönmeyeceği. Hatta yönetimin Solomon'u geri istediği fakat Tanjevic’in transfere ihtiyaç duymadığından Solomon’u istemediği söyleniyor. (Kesin doğrudur Tanjevic Türk basketbol severin kabusu zaten.) İlerisi ne getirir bilmiyorum, ama Solomon’u tekrar Fenerbahçe’de düşünmek istiyorum. Green’in yerine takıma çok iyi oturacaktır, uyum sorunu gibi bir derdi olmayacaktır (antrenöre uyum hariç tabi). Gricek’i oyuna Green’e oranla daha fazla katabileceğini düşünüyorum, bir de rakip takımın gardına yaptığı baskıyla Fener savunmasını tekrar toplayacaktır. Bu sezon Fenerbahçe’nin o istikrarlı savunmasını yapamamasının tek sebebi Solomon’un olmamasıdır. Eğer sene başında gönderilmeseydi bu sezon Euroleague’de daha iyi sonuçlar alınacaktı orası kesin, ama şimdi dönerse de önümüzdeki sene için iyi bir hazırlık olur.

Şimdi sıra Fenerbahçe yönetiminde, o Efes maçında gördüğüm muhteşem taraftar için bir hamle yapmanız gerekiyor. Solomon'dan daha iyi bir hamle düşünülemez.

Galatasaray Cafe Crown




Sezon ortasında Murat Özyer’i gönderdikten sonra teknik danışman Koray Mincinözlü ile devam eden Galatasaray Café Crown gelecek yıl planlarını şimdiden yapmaya başlamış. Antrenör koltuğu için Jasmin Rapesa ve Oktay Mahmudi’nin adları geçiyormuş.Rapesa hakkında pek bir şey söyleyemem ama David Blatt ve Tanjevic örnekleri yüzünden yabancı antrenörlerden korkuyorum.O yüzden Oktay Mahmudi'yi tercih etmelerini isterim; tabi bir de Erman Kunter’i düşünsünler. Umarım bu sezon yaptıkları hatayı önümüzdeki sene tekrarlamazlar. Sene başında çok iyi bir kadro kurmalarına rağmen, bu kadroyu yanlış bir çalıştırıcıya teslim ettiler. Murat Özyer ile bu işin olmayacağı belliydi.

9 Mart 2009 Pazartesi

Fenerbahçe Ülker:84 Efes Pilsen:80


Dün akşam İpekçi’de oynanan maç, son yıllarda izlediğim en zevkli karşılaşmaydı. Bir Efes taraftarı olarak Fenerbahçe tribününde maçı izlemenin verdiği gerginlikten maçın en sessiz taraftarıydım sanırım; ama yine de maçtan çok fazla zevk aldım. Özellikle maçın gergin atmosferi , maçın heyecanını iki kat arttırdı.

Fenerbahçe bu maçı mutlak kazanmalıydı, eğer kazanamasaydı olası playoff eşleşmesinde 1-0 geride başlayacaktı. Efes gibi bir takıma playoffta geride başlamak pek istenecek bir durum değil. Son günlerde Fenerbahçe’nin yaşadığı -Eurolegue’den elenmesi , Türkiye Kupası’nı kaybetmesi, ligde ezeli rakibine yenilmesi gibi- olumsuzluklar bu maçın önemini daha çok arttırmıştı. Bu nedenlerden dolayı Fenerbahçe maça çok sert(gereğinden fazla sert) savunmayla başladı ve ilk dakikalarda farkı açmayı başardı. Fenerbahçe’nin yaptığı bu sert savunma özellikle Efesli oyuncuları çok gerdi ilk dakikalarda, fakat daha sonra Efes de aynı sertlikle karşılık verince denge sağlandı ve maçın heyecanı tavan yaptı. Hakemlerin genelde bu sert savunmalarda kontrolü kaybettiği gözlendi, bazen çok yumuşak hareketlere faul çalarken bazen de sert hareketleri es geçtiler. Bir türlü oynanan basketbolda dengeyi sağlayamadılar.

Sonuç olarak Efes Pilsen’i desteklememe rağmen Fenerbahçe’nin kazanmasına da çok üzülmüş değilim. Çünkü maçlar bu şekilde geçecekse en azından 7 maçlık bir final serisi izlemek isterim, o da ancak 0-0 başlarsa mümkün olur.

Rasim Başak’ın atılma pozisyonunu tekrarlar olmadığından çok net göremedim; fakat maç içinde Kerem’i ve Smith’i çıldırtmayı başarmıştı; Ender’e de vurması bardağı taşıran son damla oldu herhalde. Fakat yine de atılmasındaki en büyük suç onu sakinleştiremeyen veya gereksiz gerginliğini göremeyen kenar yönetimdedir.

5 Aralık 2008 Cuma

İki Resim Arasındaki 7 Fark



1. Biri oyuna hiç müdahale etmez, diğeri iyi giden oyuna müdahale eder.
2. Biri gençlere güvenmez, diğeri tecrübe sevmez.
3. Biri oyuncu değiştirmez, diğeri oyuncunun ısınmasına izin vermez.
4. Biri durmadan yabancı alır, diğeri değiştirmesi gerekenlerle yetinir.
5. Biri sakin sakin bakarak, diğeri sürekli bağırarak insanı deli eder.
6. Biri Haislip'in, diğeri Solomon'un gönderilmesini sağlayarak seyirci kaçırır.
7. Biri hemen başarı ister, diğeri sadece 2010'da ister.

Sonuçta ikisi de izleyiciyi kahreder.

Not: İlham kaynağı Vedat Özdemiroğlu'na teşekkürler.


29 Kasım 2008 Cumartesi

Kaspars Kambala Dönüyor


Fenerbahçe’de oynarken dopingden iki yıl ceza alan ve bu arada profesyonel boksa başlayan Kambala’nın cezasının biteceği ocak ayında basketbola İTÜ formasıyla döneceği konuşuluyor. Eğer bu transfer gerçekleşirse ikinci ligdeki oyuncuları şimdiden uyarmak iyi olabilir çünkü Kambala ringle salonu karıştırırsa kariyerleri açısından büyük tehlike arz edebilir.
Kaynak: internetspor.com

Eyüpspor:66 Trabzonspor:76


Biraz önce maçtan çıktım sıcağı sıcağına bir maç yazısı yazmak istiyorum. Öncelikle ikinci lig maçlarındaki sıcak atmosfer gerçekten maç izlemeyi zevkli kılıyor. Tribünde otururken bir kişi gelip bak şu topu elinde tutan Trabzonlu oyuncu benim yeğenim diyebiliyor. Onunla bir Trabzon değerlendirmesi yaptıktan sonra Eyüp altyapısından bir oyuncu ile de Eyüp değerlendirmesi yaparak maçı geçiriyoruz.
Takımlara bakacak olursak geçen sezonun Alpellası olan Trabzon mutlak favoriydi ve rakibinden hem kadro hem de (deplasmanda olmasına rağmen) taraftar desteği olarak öndeydi. Fakat karşısında beklediklerinden daha dirençli bir Eyüp buldular ve oyunu kontrol edene kadar çok zorlandılar. Üçüncü periyottaki iyi oyunları maçı kazanmalarına neden oldu. İki takımda da görülen en önemli eksik pota altından sırtı dönük oyun oynamamalarıydı. Genellikle şut ve potaya yüzü dönük giderek sayı bulmaya çalışıyorlardı. Bu biraz oyunu kısır duruma sokabiliyor.
Eyüpspor'a bakacak olursak geçen sene izlediğim maçlarına göre daha dirençli gözüktüler fakat geçen sezon daha başarılıydılar. Takımın yaş ortalamasını bilmiyorum ama genç bir takım gibi duruyorlar ve bu sezon Türk guardla oynuyorlar. Takımda en beğendiğim oyunculardan biri de bu guard oldu. Takıma tecrübeli Zaza Enden’i almışlar fakat Zaza bu takıma yarar değil zarar getirir gibi duruyor. Herkes ısınma hareketleri yaparken o sadece üçlük denemesi yapıyor, üçe üç hücumu 1,5 metre uzaktan atılan bir üçlükle bitirmeye çalışıyor, kısacası kendini hücumda iki numara zannediyor. Bir kere bile pota altında top almaya çalışmadı gereksiz perdelerden başka maçta hiç bir şey yapmadı. Bir an önce onun yerine daha adam akıllı biri alınırsa iyi olabilir.
Kısacası güzel bir maç oldu. Umarım seneye Trabzon’u birinci ligde görürüz. Gerçekten birinci ligin öyle bir deplasmana ihtiyacı olacak. Eyüp’ün daha birinci lig için beklemesi gerekiyor çünkü daha kaldırabilecek durumda değiller.
Not: maçla ilgili resim bulamadım eğer bulursam eklerim.

Predrag Drobnjak Efes Pilsen’de


Transfer sezonu başladığından beri almaya çalıştıkları Drobnjak en sonunda kadroya kattılar ancak ne kadar yarar sağlayacak emin değilim. Eğer yabancı kontenjanında oynayacaksa pek bir işe yarayacağını zannetmiyorum fakat Türk statüsünde oynarsa belki yararlı olabilir.
Efes Pilsen’in ilk maçlarda izlediğimiz kadarıyla büyük bir pota altı sorunu var. Kasun’un sakatlığı en büyük sorun fakat sadece Kasun’un dönüşüyle de bu sorun çözülecek gibi değil. Sezon açıldıktan sonra getirilen ve bir işe yaramayan Dwayne Jones’tan sonra şimdi getirilen Drobnjak’ın da yararlı olacağını düşünmüyorum. Bu sorunun mimarı bence Ergin Ataman’dır. Transfer sezonunda Shumpert’in alınması yanlıştı , Kakiouzis’den önce alınsaydı bu transferi en çok destekleyenlerden biri olurdum. Fakat şimdi baktığımızda Kaya-Kerem ve sakat Kasun’dan başka uzun yok takımda; bir de Kakiouzis ve Shumpert gibi zorlama uzunlar… Eğer Kasun dönünce sorun çözülecek diyorsanız Kaya ve Kerem’den biri sakatlanmayacağı ne malum. Yabancı hakkından dolayı da Kasun dönünce Shumpert ve Drobnjak tribünde oturmak zorunda kalacak.
Bence Efes Pilsen’i deneme tahtası durumuna sokan bu transferler yerine alt yapıdan genç bir uzunu hazırlamak daha iyi olabilirdi. Takıma bu zamanlarda katılan oyunculardan daha fazla katkı verebileceklerini düşünüyorum. Gerçi bu önerinin Ergin’in umurunda olacağını zannetmiyorum. Engin Atsür ve Sinan Güler’e bile alt yapı oyuncusu muamelesi yapan Ergin’in genç bir oyuncuya güveneceğini hiç düşünemiyorum.

15 Kasım 2008 Cumartesi

Euroleague Fantasy Challenge

Euroleague sitesi Nba.com'un karşısında son derece pasif kalıyor, gerçi son iki yılda biraz topladılar ama bu organizasyonu çok daha iyi satabilirler. Üç yıldır sürdürdükleri Euroleague Challenge'ın bu seneki sponsoru Nike, bu adresten ulaşabilirsiniz. Gerçi sakatlıkları geç işliyorlar ve adamı sinirlendiriyorlar ama yine de oyuncu takip etmek keyifli. Emir-Ersan iyi iş yapıyor.

14 Kasım 2008 Cuma

Yeni Nesil Efes Pilsen

Ergin Ataman'ı bir koç olarak pek tutmadığım bilinir. Elindeki malzemeyi iyi kullanamama konusunda Murat Özyer ile ilginç bir rekabet halindedir. Bus ene Efes Pilsen gerek ligde gerekse Euroleague'de son derece kötü performanslar ortaya koyuyor. Kadroya yapılan takviyelerle insan daha fazlasını istiyor doğal olarak ama takımın yeni ve oturmamış olduğunu düşünen bir kesim de "bekleyin" diyor. Öte yandan ben Efes'in "beklememek ve hemen başarılı olmak" için otuzunu geçmiş tecrübeli oyunculara yöneldiğini düşünüyorum. Ayrıca geçtiğimiz sene Beşiktaş'ın başarısının önemli etkenlerinden Sinan ile Shumpert'in birden Nba'egelmiş Avrupalı muamelesi görmesine de anlam veremiyorum. Partizan maçını salonda izledim, bir insan hamle yapmak için en fazla bu kadar bekler. Az daha maç gidiyordu. CSKA maçını izleyemedim ama duyduğum kadarıyla Efes tarihinin en kötü oyunlarından birisi oynanmış. İşler iyiye gitmiyor, zayıf kaldı pota altı, Kaya'nın katkısı da çok düşük, Jones'u da anlayamadık henüz. Hadi bakalım Ergin, basketbolun Ersun Yanal'ı mı olacaksın, yarım sezonluk koç..

Dallas Maverics

Geçtiğimiz sene Kidd takasıyla "one shot" yapmayı hedeflemişlerdi, Harris'in gönderilip Kidd'in getirilmesi birçok insanda "bu sezon şampiyon oldular, oldular, gerisi yalan" düşüncesi uyandırmıştı. Kidd geçen sene takıma beklenen katkıyı sağlayamadı ve Gasol takasıyla batıda final görme şansları da kalmamıştı. Yeni sezona baktığımızda da Kidd yine arada bir Tripple Double yapıyor ama takım rekabetçi yapısından son derece uzak ve 2-6 ile başladılar. Geçen sene batının halini biliyoruz,bu takım playoff görmek istiyorsa Nowitzki'ye yardımcı olacak oyuncular lazım. Yoksa Almanya gibi olacaklar..

12 Kasım 2008 Çarşamba

Yakında Geri Döneceğiz

Uzun zamandır yazmıyoruz,lig şenlendi, Euroleague maçları falan geldi. Hatta maçlara da gidiyoruz ama okul & iş temposu çok fazla geldi, aralıkla beraber geri dönüyoruz. Ocak'ta birinci yaşımızı kutlarız :)

16 Ekim 2008 Perşembe

Fenerbahçe Ülker:83 Ted Kolej:46


Ligin açılış maçında özellikle daha çok çekişme isterdim fakat bu sezon Telekom-Galatasaray-Efes Pilsen ve Fenerbahçe’nin birlikte oynayacakları maçlar hariç çok fazla çekişme göremeyeceğiz gibime geliyor. Özellikle bu takımlar eksikleri döndüğünde ve birlikte oynamaya daha fazla alıştığında diğer takımlarla oynayacakları maçlar formaliteye dönebilir.
Bu maç Fenerbahçe’nin bu sene neler yapabileceğini gösterebilecek bir maç olmadığından kapsamlı olarak Fenerbahçe yorumunu Tau maçı sonrası yapmak istiyorum. Bu maça baktığımızda başından sonuna ciddi oynayan bir Fenerbahçe vardı ve kalite farkını da skora yansıttı.
Ted Kolej belki sezon başı diye böyle olabilir fakat ilerisi için de hiç umut vermedi. Hücumda ve savunmada maçın hiçbir anında etkili olamadı. Tek, maçta bir taraf olduğunu hissettiğim an; Eric Hansen’in blok koyduğu zamanlardı, onun harici Fenerbahçe kendi başına oynadı. Daha önce Galatasaray’dan da kupada 39 sayı fark yiyen Ted Kolej bu sezon ligin en zayıf takımı gibi duruyor.
Skordan da anlaşıldığı gibi gerçekten maç hakkında konuşacak fazla bir şey bulamadım. Umarım BBL ileride daha çekişmeli maçlara sahne olur.

Foto:Ntvspor.net

14 Ekim 2008 Salı

Siauliai:73 Galatasaray Cafe Crown:73


Basketbolda özellikle beraberlik görünce şaşırıyoruz. Bu Galatasaray’ın başına genellikle gelir oldu. Uleb Cup’ta çift maçlı elemelerde beraberlik halinde uzatma yok. Bu kural zamanında uyanık bir antrenör yüzünden çıkmış.
Bu sezon Galatasaray ile birlikte ben de sezonu açtım. Özellikle basketboldan uzak bir yaz geçirdim. Sezonun ve Avrupa kupalarının başlamasıyla bu kışın çok daha iyi geçeceğine inanıyorum ve Türk takımlarının bu kadar güzel kadrolar kurması ligi daha heyecanlı bir hale getirecektir.
Bu sene kurulan en önemli kadrolardan biri Galatasaray. Transferler de ayrıntıya girmemize pek gerek yok, üç kariyerli Avrupalı oyuncun yanına iki tane Amerikalı ve geçen seneki kadronun elde tutulması; Galatasaray’dan bu sene çok şey beklememe neden oluyor. Fakat Siauliai deplasmanın da ilk yarıda izlediğim oyun biraz şüphe duymama neden oldu. Takım ilk yarıda hiçbir olumlu iş yapamadı ne boş şutlar atılabildi, ne rakibin ikili oyunları durdurulabilindi kısacası iki olumlu hareket üst üste yapılamadı. Sadece Galatasaray’da olumlu görünen Milojevic ve Graves vardı. Bu da ilk yarı Galatasaray’ın 17 sayı geride kapamasına neden oldu. Eğer bir Litvanya takımıyla oynuyorsanız ve bütün oyuncuları Litvanyalı ise kötü oynadığınız bir yarıda bu fark gayet normal gözükebilir. Çünkü ilk yarı da Galatasaray’ın bütün verdiği açıkları iyi değerlendirdiler ve özellikle Zizic top geçirmesine engel oldular.
İkinci yarıda bambaşka bir Galatasaray ve bambaşka bir Siauliai vardı. Burada Galatasaray’ın ne kadar inatçı bir takım olduğu ortaya çıktı. 17 sayı farkı bir periyotta erittiler hatta son periyotta bir ara farkı 10 sayıya bile çıkardılar fakat yine maçın başında olduğu gibi bir rahatlık göstermeleri maçın berabere bitmesine neden oldu. Bana göre Murat Özyer buna bir çare bulmalı bu takım maç içinde çok inişli çıkışlı, özellikle rahatladığı zamanlarda tutuluyorlar. Her daim diken üzerinde oynaması gerekiyor herhalde.
Deplasmanda alınan beraberlik tur için avantajlıdır fakat bu takımın maça iyi motive edilmesi gerekiyor. Eğer motive olabilirseler neler yapabileceklerini 1,5 periyotta bizlere gösterdiler bu yüzden Murat Özyer’e çok iş düşüyor.

Mario Kasun Sakatlanmış..



Efes için gerçekten çok kötü bir haber çünkü alternatifi olmayan bir oyuncu. Efes’te Kasun harici tam bir beş numara yok, Kerem ve Kaya ile oynayacakları pota altında da başka alternatif yok. Efes Pilsen bu sezon geniş kadrosunda genellikle dış oyunculara alternatif yarattı. En azından altıncı yabancının pota altına Kasun’a alternatif olabilecek bir oyuncu olmasını isterdim. Bu yüzden de kendisini sevsem de Shumpert’in yerine bir uzun transferi bekliyordum. Fakat Ergin Ataman Shumpert’i çok istiyordu herhalde çünkü alternatifini aldığı halde transfer etme şansı doğunca onu da aldı.
Bir de bu sakatlığa en çok üzülme sebeplerimden biri Kasun bu sezon en çok izlemek istediğim oyuncu. Onu izlememin biraz daha gecikecek olması üzücü.

15 Eylül 2008 Pazartesi

A Milli Takım

Tanjevic'in önderliğinde! 2009 Avrupa Şampiyonası Elemelerinde ilk dört maçını kazanarak büyük avantaj yakaladılar. Eski dönemlere göre en büyük fark Hidayet'in takımı saha içinde yönetmesi ve ayrıca Kerem Tunçeri'nin takıma katılması. Şimdi 4 maç kazandık diye herkes Tanjevic'in takımı iyi yönettiğini, oyuncu değişikliklerinin yerinde olduğunu falan anlatıp duruyor, oysa ki ben Kerem'i böyle gördükçe daha da kızıyorum kendisine. Aynı zamanda Fatih Solak bu takımda olduğu sürece de kızacağım.

Bu takım artık Avrupa Şampiyonası elemelerinde zorlanabilecek bir takım değil, kadromuz da eksiklerine rağmen diğer takımlardan açık ara daha iyi durumda. Burada alınacak galibiyetler bizim için büyük başarı değil "olması gereken" şeyler. Çarşamba günü de Belçika karşısında zorlanmadan galip gelip son maçı oynamaya Fransa'ya gideriz gibi. Takımı izlemeyi seviyorum bu aralar, maça giderim.

7 Eylül 2008 Pazar

Charles Gaines

Gaines geçen seneki Galatasaray Cafe Crown kadrosunda en sevdiğim oyunculardan birisiydi. İyi bir ribaundçu ve sağlam savunmacıydı, aynı zamanda skora katkısı da fena sayılmazdı. Aslında iyi ortalamalar da yakaladı ama bizim takımlarımız sil baştan yapmaya meraklı olduklarından bu sene kapı dışarı edildi. Son söylentilere göre Paok ile anlaşmak üzereymiş, daha iyi bir takım bulabilir aslında, Badalona'ya dönse mesela, bence iyi de gider kadroya..

Ömer Aşık

Geçen sene Alpella ile gösterdiği performansın ardından ikinci yarı destek kuvvet olarak geri çağrıldığı Fenerbahçe Ülker'in şampiyonluğuna da büyük katkılarda bulunmuştu. Daha önceki örneklerini aksine (Fatih Solak) biraz daha basketbolla ilgili ve heyecanlı bir genç oyuncuydu Ömer Aşık. 2008 Draft'ında daha yüksekten de seçilebilirdi ama kendisini isteyen bir takım seçti ve Avrupa'da geçirilecek sezonlarının olması avantajdı. Milli Takım kampı öncesi sakatlandığı açıklandı, önce altı hafta dendi şimdi de altı ay gibi bir süreye çıktı. Büyük geçmiş olsun, büyük sakatlıklar genelde önemli kayıplarla düzelirler, umarım yine o savaşçı ve pota altı canavarı Ömer olarak geri döner..

Barcelona 2008/2009

Bu sene transfere bomba gibi girdiler ancak son hamleleri yapamayıp kadroyu yeterince güçlendiremediler. Önce Juan Carlos Navarro'yu getirerek büyük iş başardılar, sonra da David Andersen'i CSKA'nın elinden kopardılar. Bu iki oyuncu da Avrupa Basketbolu için çok önemli. Herkes Sarunas Jasikevicius ile anlaşacaklarını söylüyordu ancak o iş yattı, Basile ile kontrat yenileyip Girona'dan Victor Sada'yı yeniden kadroya dahil ettiler. Pepe Sanchez ve Mario Kasun'u kaybettiler, ancak bu oyuncuları kadroda tutmaya çalıştıklarını da pek söyleyemem. Sanchez'i severim, iyi bir point guarddır, ayrıca Kasun da zayıf pota altı için çok önemli bir adamdı, bunlara anlam veremedim. Ersan ile sözleşme yenilediler, geçen sene play-off performansını sürdürmesi durumunda bu sene takımın en önemli oyuncularından olacaktır İlyasova. Joventut'un forveti Lubos Barton kadroya katıldı, Barton geçen seneki efsanevi Badalona takımının en önemli parçalarından birisiydi. İyi savunmacıdır ve temiz iş yapar, Volkan Aydın gibi adamdır, sessiz sakin ama çok önemli bir transfer.

İyi bir ilk beş oldu ancak bench pek sağlam durmuyor, özellikle de pota altında Andersen'in dizine bir şey olursa çok canları yanar. Bu yüzden Kasun takımda tutulabilirdi. Guard pozisyonuna da Sanchez sonrası bir takviye gerekiyordu ama Sada bu yeri doldurabilir mi bilmiyorum. Tip olarak Basile'ye benzese de oyunun daha çok savunma tarafında var, ama eski Barcelona'lı o yüzden uyum sorunu yaşamaz en azından.

Ne yalan söyleyeyim Navarro-Andersen-Barton ile girince Barcelona çok daha önemli bir kadro yapacaklarını düşünmüştüm ama onlarla yetindiler, kenarı fazla düşünmediler. Yine de bu sene Olympiakos ve CSKA ile birlikte Euroleague'in favorisiler.

David Andersen C 2.12
Juan Carlos Navarro G 1.92
Fran Vazquez  C 2.09
Jaka Lakovic  G 1.86
Roger Grimau  G 1.96
Jordi Trias  F 2.06
Andre Barrett  G 1.78
Ersan Ilyasova  F 2.07
Lubos Barton  F 2.00
Gianluca Basile  G 1.92
Victor Sada G 1.92
-
Xavi Pascual (Head Coach)

5 Eylül 2008 Cuma

Olympiakos 2008/2009

Avrupa'da transferin bu seneki yıldızı Olympiakos'tu. Vujcic ve Papaloukas giib iki önemli tecrübeyi kadrolarına kattılar, Josh Childress'a da milyonları dökerek şov yaptılar. Childress Avrupa basketboluna o kadar parayı hakedecek bir oyuncu olmasa da Nba-Avrupa yolunun açılması açısından önemli bir transferdi. Yotal Halperin ve Igor Milosevic gibi oyuncularla da güçlendirdikleri kadroyla Avrupa şampiyonluğu hedefliyorlar. Tecrübeleri ve kadyoları yeterli olsa da en sevmediğim koç Giannakis önderliğinde işleri zor gibi. Yine de takip edilmesi gereken bir takım yarattılar.

Yotam Halperin G 1.96
Theo Papaloukas G 2.00
Nikola Vujcic C 2.11
Zoran Erceg C 2.11
Panagiotis Vasilopoulos F 2.02
Sofoklis Schortsanitis C 2.06
Giannis Bouroussis C 2.10
Giorgos Printezis F 2.02
Milos Teodosic G 1.95
Lynn Greer G 1.86
Josh Childress F 2.03
Ian Vougioukas C 2.11
Arvydas Macijauskas F 1.93
Michalis Pelekanos  G 1.98
Igor Milosevic G 1.92
Panagiotis Giannakis (Head Coach)

Hazırlık Maçları

Yaz arası, olimpiyatlar ve Avrupa Şampiyonası elemeleri derken sezon açılışı gittikçe uzadı ve haftasonu basketbolu özler olduk. Bu arada transfer çalışmaları yapıldı, bunları yazdık çizdik tartıştık ancak bir zaman geliyor ki aynı yazıları onlarca sitede görmekten sıkılıyor insan. Bu yüzden de kısa bir ara verdim, tazelenmiş helde dönüyorum. Sezon öncesi hazırlık maçı sonuçları çok şey ifade etmezler, takıma gelen oyuncuların uyumu ve sezona fiziksel olarak hazırlanmak içindir bu maçlar. Euroleague resmi sitesi de bir sayfa hazırlamış, böylece takımınızın hazırlık maçlarını takip edebiliyorsunuz. Siena dün Trabzon'u fena çarpmış.

Ben Gordon CSKA Söylentisi

CSKA genel menajeri Andrey Vatunin çıkıp "yok öyle bir şey, menajeri daha fazla para için bizi kullanıyor" dedi. Sözün özü Ben Gordon'a Avrupa yolları pek açık değil. Daha iyi kontratlar için Avrupa tehditleri savurabiliyor oyuncular, ilginç bir durum oldu..

Fenerbahçe Ülker 2008/2009

Bu sene Fenerbahçe'de büyük değişiklikler oldu. Will Solomon ve İbrahim Kutluay'ın gidişi büyük bir liderlik problemi oluşturacak gibi. Özellikle Solomon takımın her şeyiydi, Tanjevic'in antrenörlük eksiklerini saha içinde kapatan, takımı oyunda tutan liderdi. Onun yokluğunda yerine alınan Green bu işi yapabilecek bir oyuncu değil. Belki daha iyi bir 'point' guard ama kesinlikle daha iyi bir lider ve skorer değil. Özellikle maç sıkıştığında kafası duran ve topu Solomon'ın ellerine bırakan Tanjevic sanırım artık Giricek'e güvenecek. Giricek bu sene Avrupa'nın en iyi transferlerinden. Onu Avrupa'da izlemeyenler tam olarak neler yapabileceğini bilmiyorlar, Giricek bu kıtanın en iyi skorerlerinden, biraz nazlıdır ama oynamak istedi mi tutulamaz. Solomon'ın skorer yanını aratmayacak oyuncu da Giricek'tir. Smith-Green ikilisinin aynı takımdan gelmeleri önemli bir avantaj, bunun dışında gçlü bir pota altı var ancak pota altında savunma yönleri hücuma göre daha yüksek. Artık bu sene Emir'den patlama bekliyorum, Emir iyi bir oyuncu ama kendine güven problemi var ve dengesiz süreler alması da oyununu etkiliyor. Kadro iyi, başarı için tek engel kurt hoca, dahi koç, çakal karlos Tanjevic.
Marques Green
G
1.65
Devin Smith
G
1.96
Mirsad Turkcan
F
2.06
Omer Onan
G
1.94
Rasim Basak
F
2.02
Semih Erden
C
2.10
Damir Mrsic
G
1.91
Gasper Vidmar
C
2.10
Hakan Demirel
G
1.92
Serhat Cetin
G
1.97
Oguz Savas
C
2.13
Omer Asik
C
2.11
Emir Preldzic
F
2.06
Gordan Giricek
F
1.99

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Hamed Haddadi


İranlı pivot olimpiyatlarda takımı adına basketbol oynamaya çalışan tek oyuncuydu ve bunun neticesinde Nba'in dikkatini çekmişti. Önceleri Nba yönetimi biraz gerilse de takımlara iranlı oyuncuyla görüşme yapma izni verdiler, Memphis kaptı kendisini. Pota altına iyi bir takviye, sağlam adam Hamed, takip edeceğim bu sene..

29 Ağustos 2008 Cuma

Efes Cup #1

Dün ilk maçlar oynandı, izleme şansı bulamadım. Zaten bu aralar Milli Takım'ı pek izleyemiyorum, umarım Eylül geldiğinde sonbaharın etkisi kendisini gösterir, huzurla maçlara dönerim. Hazırlık maçlarında katliam sonuçlar alıyorduk, Romanya'yı yendiğimizi hatırlıyorum bir tek onu da uzatmada. Dün de basketbol fakiri İngiltere karşısında 82-58 galip gelmişiz. Bosna da Portekiz'i 83-64 ile geçmiş. Çok dandik takımlar katılıyor turnuvaya, eskiden daha şekilliydi Efes Cup.

Tanoka Beard

Ligimiz için de efsane olan bir adam Tanoka. Avrupa'da gösterdiği başarının yarısını gösterememiştir Ülker formasıyla, hatta bundan adam olmaz diye yollamışızdır Avrupa'lara, ondan sonrasını da biliyorsunuz sanırım. Estonya şampiyonu Tartu Rock'a basmış imzayı, ne diyelim long live rock'n roll..

Gordan Giricek

Kim ne derse desin ligimiz için inanılmaz bir transfer. Giricek'in Nba'de boş sezonlar geçirdiğini söyleyenler onu CSKA formasıyla izlememiş olanlardır. Avrupa'nın en önemli skorerlerinden Giricek, sadece onu izlemeye bile giderim maça.. 

Eninde Sonunda

Kasun ve Shumpert Efes'te, zaten bekleniyordu ama sanki biraz fazla yabancı oldu.. Şimdi işler kızıştı, Ömer Aşık vs. Mario Kasun. Uzun zamandır da buraya yazmıyordum.. Dönmüş oldum.

5 Ağustos 2008 Salı

Nba Avrupa Rekabeti #1

Bundan aylar önce Nba basketbolundan pek hoşlanmadığımı, Avrupa'da oynanan oyunun çok daha kaliteli olduğunu yazmıştım.. Ancak takımlar arasındaki mali uçurumdan ve Avrupa'nın en önemli oyuncularının Nba'e kaçmalarından bahsetmiştim.. Genel bir inceleme daha yapmak gerekiyor sanırım, zira o yazıdan sonra durumlar epey bir değişti.. Detaylı bir inceleme öncesi buraya bu postu bırakayım, sezon başlangıcında yazarım. Hem konu hakkında görüşleri olanlar yorumlarla katkıda bulunurlar.. 

Nba Basketbolu..

Hutson Roma'da

Andre Hutson'ı hiç sevmem.. Her ne kadar Avrupa pazarındaki en iyi uzun forvetlerden olarak bilinse de oyunu çok düze gelir bana.. İstatistiklerini yapar, katkısı bellidir ama bir azim göremezsiniz, bir heyecan belirtisi, hırs.. Hiçbirisi yoktur adamda, düz adamın basketbol oynayan halidir.. Efes Pilsen ile geçirdiği "standart" sezonun ardından Lottomatica Roma ile anlaşmış, bize de hayırlı olsun demek düşer..

Carlos Arroyo

Maccabi'nin yeni guardı. Profesyonel kariyeri boyunca ilk kez Amerika dışında oynayacak ancak ben Avrupa basketbolunda başarılı olacağını düşünüyorum. Bir türlü patlayamasa da önemli, bir guard Arroyo ve Avrupa'da Maccabi gibi bir takıma liderlik yapabilecek kadar da iyi bir oyuncu. Maccabi de Solomon'dan Jason Williams'a kadar herkese sarkmıştı, eninde sonunda turnayı gözünden vurdular..

Kinsey Cavs'de

İki-üç gün ortada yoktum yine karışmış piyasa.. Solomon'un Toronto yolunu tutmasından sonra geçen sezon iyi bir performans gösteren Kinsey de Nba'e döndü. Cleveland ile anlaşmış, ancak sanırım Fenerbahçe bunu planlıyordu ki Devin Smith'e de imza attırdılar.. Kinsey'i severdim, blogun ilk postuydu..

30 Temmuz 2008 Çarşamba

Dan Dickau

Dan Dickau'ya Unics Kazan'ın yıllık 4 milyon dolar gibi bir rakam önerdiği konuşuluyor Realgm'de.. Nba kontratı ile 6-6.5 milyon dolara denk geliyor.. Dickau kabul eder mi, ya da olayın aslı var mı  bilinmez ama bu sene Avrupa'da oyuncu ücretleri açısından bir devrim yaşandığını hepimiz kabul ederiz sanırım.. 

King, Raptor Oldu..

Bir Solomon Vardı demiştim daha önce.. Fenerbahçe'den ayrıldı, arkada bir şeyler döndüğü kesindi ve sessiz bir operasyonla takımdan gönderildi.. Sonra Efes Pilsen ve Maccabi ile adı çıktı, Dinamo Moskova ile anlaşma noktasına geldiği de söylendi.. Ancak Toronto açıkladı, kendisi önümüzdeki sezon için Raptors kadrosuna eklendi.. Calderon'un yedeği olacak diye söylense de Avrupa'da Solomon-Calderon ikilisinden hangisi yedek kalır sorusunun cevabı değişik.. Öylesine hırslı, heyecanlı ve büyük bir oyuncu ki Solomon, ya Calderon'u sezon ortasında ikinci guard yapar ya da Avrupa'ya geri döner gibi.. Solomon'u Nba'de izlemek istiyordum, hepimiz çok başarılı olabileceğini düşünüyorduk.. Önümüzdeki sezon en azından Toronto maçlarını da bir heyecanla takip edeceğiz, ne de olsa bizim oyuncumuz sayılır..

Haberin detayları Nba.com'da, aslında her yere düştü de ben geç yazıyorum.. 

Scoonie Penn

En sevmediğim oyunculardandır Penn, guard desen değil, iki numara desen değil.. Sahada öyle dolanır, arada iyi maçlar çıkarıp skor açısından faydalı olsa da iki olumlu hareketi üst üste yaptığı çok azdır.. BC Kiev açıkladı, gelecek sene onların formasını giyecekmiş..